Erişilebilirlik

13 Haziran Amerikan Basınından Özetler


13 Haziran Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:05:45 0:00

Amerikan basını, Başkan Trump'ın Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'la Singapur'da gerçekleştirdiği görüşmeyle ilgili haber ve yorumları aktarmaya bugün de devam ediyor.

Washington Post, Kuzey Kore'yle yaptığı anlaşmayı ”çok kapsamlı” olarak tanımlayan Başkan Trump'ın Singapur'dan sevinç içinde döndüğünü, ancak anlaşmanın içeriği hakkında birçok soru işareti bulunduğunu yazıyor. Gazete, anlaşmanın, Kuzey Kore'nin nükleer silahsızlanma taahhüdünde bulunmasının ötesine geçmediğini ve hiçbir ayrıntıya yer verilmediğini bildiriyor. Habere göre Kuzey Kore daha önce de benzer taahhütlerde bulundu ancak şimdiye kadar sözünü hiçbir zaman tutmadı. Trump ise Kim'le yaklaşık beş saat görüştükten sonra yaptığı açıklamada Kuzey Kore'nin bu sefer sözüne sadık kalacağını bildiğini ve Kim'in doğru olanı yapmaya niyetli olduğunu söyledi. Ancak Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun başkanlığını yapacağı Amerikan heyetinin gelecekte Kuzey Kore'yle yapacağı görüşmelerle ilgili hiçbir ayrıntı, anlaşma kapsamında yer almıyor. Kuzey Kore'nin nükleer silah sayısı, zamanlamalarla ilgili bir takvim ya da tarih de belirlenmiş değil. Mart ayında istifa edinceye kadar Trump Yönetimi'nin Kuzey Kore politikalarından sorumlu üst düzey yetkilisi olan Joseph Yun, konuya ilişkin açıklamasında, ”Anlaşma metninde, Kim Jong Un’un nükleer silahsızlanma konusunda ciddi olduğuna dair hiçbir yazılı ifade yer almaması büyük bir hayalkırıklığı oldu,” şeklinde konuştu. Yun, Amerika'nın anlaşmadan başarıyla çıktığını kanıtlayacak hiçbir gelişme kaydedilmediğini de sözlerine ekledi. Öte yandan Kuzey Kore'de devletin sıkı kontrolu altındaki medya, görüşmeyi, Trump'ın Kim'in taleplerine boyun eğdiği şeklinde yansıttı ve silahsızlanma sürecinin adım adım ilerleyeceğini, her adımda Amerika'nın da karşılık vereceğini bildirdi. Oysa bu yaklaşım, Kuzey Kore'nin nükleer programının tasfiyesiyle ilgili somut adımlar atmadan yaptırımların kalkmayacağını açıklayan Trump'la çelişiyor.

New York Times da Trump'ın Singapur'daki zirveden elde ettiği kazanımların çok az olduğu yorumunda bulunuyor. David Sanger imzalı bir değerlendirmeye yer veren gazete, Kim Jong Un'un, tıpkı babası ve dedesinin geçmiş Amerikan başkanlarına verdiği boş vaatlerin dışında Trump'a hiçbir somut söz vermediğini bildiriyor. Değerlendirme şöyle devam ediyor: ”Trump, 34 yaşındaki diktatörle 'muazzam bir ilişki' kurduğunu, 'çok özel bir bağ' geliştirdiğini söylüyor. Varını yoğunu özel bağ olarak tanımladığı bu ilişkiye yatırıyor ve Kim'in sözünü tutacağından emin olduğunu kaydediyor. Oysa tam nükleer silahsızlanmanın Pyongyang'de taşıdığı anlam, Washington'da yansıtılandan çok farklı. Trump, güçlü kişiliği ve iş becerme kabiliyetinin fark yaratacağına inanıyor ve Kuzey Kore'yle oynadığı kumarı bunun üzerine kuruyor. Anlaşmaya göre Amerika, Kuzey Kore silahsızlanma konusunda ilerleme kaydetmeden yaptırımları kaldırmayacak. Ancak gerçek şu ki Amerika'nın Kuzey Kore'yle yaptırım uygulamaya değecek düzeyde bir ticari ilişkisi zaten yok. Kuzey Kore'nin ticari ortakları Çin ve Rusya ise şimdiden baskıyı kaldırmaya başladı. Bunun nedeni, Kim'le diplomatik ilişki kurduğu sürece Trump'ın Kuzey Kore'ye askeri müdahalede bulunma ihtimalinin ortadan kalkması. Şimdi işin zor kısmı başlıyor. Trump, tam nükleer silahsızlanma yerine Kuzey Kore'nin nükleer kapasitesini kısıtlamaya razı olma yolunu seçerse, kendini, İran nükleer anlaşması konusunda sert eleştiriler yönelttiği Obama'nın yerinde bulacak. Ancak tam silahsızlanma konusunda diretirse o zaman bu işten eli boş dönme riski çok büyük.”

Wall Street Journal ise federal bir yargıcın telekomünikasyon devi AT&T'nin medya firması Time Warner'ı satın alma girişiminin önündeki engeli kaldırarak iki firmanın birleşmesine yeşil ışık yaktığını yazıyor. Gazete, yargıcın kararının, daha önce iki firmanın evliliğini engelleyen Adalet Bakanlığı açısından tarihi bir yenilgi olduğu yorumunda bulunuyor. Gazeteye göre AT&T ve Time Warner'ın birleşmesi, başka medya ve telekomünikasyon devlerinin birleşmesinin de önünü açacak. Yargıç Richard Leon, açıkladığı kararda, iki firmanın birleşmesinin, medya sektöründe rekabeti bastıracağını düşünmediğini kaydetti. Başkan Trump da gerek başkan seçilmeden önce, gerekse seçildikten sonra iki firmanın birleşmesine karşı çıkmış ve meseleye siyasi bir boyut kazandırmıştı. Gazete, son yılların en büyük anti-tröst davasında alınan kararın AT&T açısında büyük bir zafer olduğu, Ekim 2016’dan bu yana askıda olan 80 milyar dolarlık bu evliliğin medya, eğlence ve telekomünikasyon gibi sektörlerin çehresini değiştireceği yorumunda bulunuyor. Habere göre telekomünikasyon ve medya devlerinin birleşmek istemesinin ardında iki neden yatıyor. Bunlardan ilki Netflix, Hulu, Amazon gibi internet üzerinden yayın yapan firmaların geleneksel yayıncılığı kökünden sarsmış olması. Bir diğer neden ise Facebook gibi sosyal medya devlerinin firmaların reklam bütçelerinden en büyük payı toplaması. Gazete, gelecek kaygısı nedeniyle geleneksel firmaların birleşme yoluna gittiğini bildiriyor.

XS
SM
MD
LG