Erişilebilirlik

9 Mayıs Amerikan Basınından Özetler


9 Mayıs Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:03 0:00

r

Amerikan basını, Başkan Trump’ın Amerika’yı İran nükleer anlaşmasından çekme kararıyla ilgili haber ve yorumlara geniş yer ayırıyor.

Washington Post, yayınladığı Karen De Young imzalı haberde, Trump’ın, bir sonraki adımın ne olacağını hiç düşünmeden İran anlaşmasından çıktığını yazıyor. Gazete, Trump’ın daha önce de olduğu gibi anlaşmadan çekilme kararını selefi Obama’nın ne kadar kötü bir anlaşmaya imza attığı temeline dayandırarak aldığını kaydediyor. Habere göre Trump, yaptırımların yeniden devreye gireceği dışında bundan sonra ne olacağı konusunda hiçbir açıklama yapmadı, hiçbir strateji önerisinde bulunmadı. “İran’ın teşkil ettiği nükleer tehdide karşı somut, kapsamlı ve kalıcı bir yanıt” şeklinde tanımladığı çözüm önerisinin nasıl devreye sokulacağıyla ilgili bir fikir önerisi getirmedi. Trump’ın habere göre getirdiği tek öneri, Amerika’nın müttefikleriyle birlikte işbirliği yapması. Washington Post bugünkü baş yazısını da Trump’ın İran anlaşmasından çekilme kararının doğuracağı sonuçlara ayırmış. Gazete, “Trump’ın kararı bizi savaşa bir adım daha yaklaştırdı” başlıklı yazısında, İran’la üç yıl önce varılan anlaşmanın kusursuz olmaktan çok uzak olduğunu, ancak anlaşmadan çıkmanın İran’daki İslamcı rejimin eline büyük bir koz vermek anlamına geleceğini yazıyor. Başyazı şöyle devam ediyor: “Trump, açıklamasında, mevcut anlaşmanın çürük temeline dayanarak İran’ın nükleer bomba elde etmesinin önüne geçilemeyeceğini söyledi. Ancak yabancı denetçilerin ve kendi yönetiminin yetkililerinin İran’ın anlaşma şartlarına uyduğunu kabul ettiği gerçeğinden bahsetmedi. Anlaşma, önümüzdeki on yıl için İran’ın nükleer silah elde etmesini neredeyse imkânsız kılıyordu. Trump’ın kararının ilk sonucu, Avrupalı müttefiklerle zıtlaşma olarak ortaya çıkacak. Trump’ı anlaşma dahilinde kalmaya ikna etmek için çok uğraşan Avrupalılar, Amerika’nın İran ekonomisini batırma çabalarına katılma konusunda isteklilik sergilemeyebilir. İran ve Avrupa hükümetleri, Amerika’ya rağmen anlaşmanın uygulanmasına devam etme kararı alabilir. Bu anlaşma, hem George W. Bush hem de Barack Obama’nın, askeri müdahalenin İran’ın nükleer bomba üretmesini engellemenin en riskli yolu olduğunu bildikleri için imzalanmıştı. Peki Trump şimdi savaş riskine karşı ne yapacak?”

New York Times ise Trump’ın İran anlaşmasından çekilmesinin yüksek riskli bir bahis oyunu olduğunu yazıyor. Gazete, David Sanger ve David Kirkpatrick imzalı haberde, Başkan Trump’ın en çok değer verdiği iki müttefiki İsrail ve Suudi Arabistan açısından anlaşmanın aslında nükleer silahlarla ilgili olmadığını iddia ediyor. Habere göre anlaşma, bu iki ülke için aslında İran’daki rejimi normalleştiren, İran’a küresel ekonominin kapılarını açan, petrol gelirini Suriye ve Irak’ta peşinden koştuğu maceralar için kullanmasını sağlayan bir girişimdi. Trump ve Ortadoğu’daki müttefikleri, planlarını, anlaşmadan çıkmanın İran’ın ekonomik can damarlarını kesmesi ve böylelikle bir anlamda rejimin belini kırması anlamına geleceği temeli üzerine kuruyor. Eski Başkan Obama ise genç, eğitimli ve köhnemiş dinci rejimden bıkmış usanmış bir nüfusa sahip olan İran’ın, Sünni Arap ülkelerinden daha yakın ve doğal bir müttefik olabileceğini düşünüyordu. Obama, nükleer silah tehdidinin ortadan kaldırılmasıyla İran ve Amerika’nın 30 yıldır süren düşmanlıkları bir kenara bırakacağını ve IŞİD’i mağlup etmekten başlayarak ortak çıkarlar çerçevesinde hareket edeceğini varsayıyordu. Ancak Amerika’nın İran’la anlaşması, gazeteye göre Suudi Arabistan için tam bir felaket anlamına geliyor çünkü Suudi Arabistan, İran’daki rejime karşı Ortadoğu’da bir varoluş mücadelesi verdiğini düşünüyor.

Wall Street Journal ise Trump’ın İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin İran içinde ne gibi etkileri olacağını irdeleyen bir haber yayınlıyor. Gazete, anlaşmada çözülme yaşanmasının, Batı’ya el uzatmanın yararlı olacağını savunan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani açısından iç siyasette bir sınav niteliği taşıdığını yazıyor. Habere göre Trump’ın kararı nedeniyle ciddi bir siyasi darbe alan Hasan Ruhani, Batı’yla yakınlaşmayı hiçbir zaman istemeyen aşırı muhafazakâr karşıtlarının şiddetli muhalefetine maruz kalıyor. Ruhani, beş yıllık cumhurbaşkanlığı boyunca ülkesini dışarıya açmak için çabaladı. Dünya güçleriyle 2015’te imzaladığı nükleer anlaşmaysa yıllardır devam eden ekonomik yaptırımların sona ereceği anlamına geliyordu. Ancak Trump’ın anlaşmadan çıkmasıyla Ruhani’nin içinde bulunduğu siyasi ortam da değişti. İran’da “kendi kendine yetme” yanlısı muhafazalar milliyetçilerle, daha açık zihinli olmayı savunan ılımlılar arasında on yıllardır süren mücadele, yeni bir döneme girdi. Ruhani, habere göre anlaşmanın imzalandığı 2015 yılından bu yana ekonomide ilerleme kaydedildiğini görmeyenlerin ağır eleştirileri altındaydı. Gazete, nükleer anlaşmayla ilgili müzakerelerin Ruhani’nin girişimleriyle ilerlemesine rağmen devlet yönetimiyle ilgili son sözün hep dini lider Hamaney’de olduğunu hatırlatıyor. Bu durumda Hamaney’in aşırı muhafazakarlardan yana tavır alması, İran’ın dışarı açılma girişimlerinin geleceğinin de belirsizlik sürecine girmesi anlamına gelir.

XS
SM
MD
LG