Erişilebilirlik

18 Nisan Amerikan Basınından Özetler


18 Nisan Amerikan Basınından Özetler
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:03:54 0:00

Washington Post, CIA Başkanı Mike Pompeo'nun Paskalya haftasonunda Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'la gizli bir görüşme yaptığını bildiriyor. Gazete, görüşmenin, Pompeo'nun Başkan Trump tarafından Dışişleri Bakanı olarak aday göstermesinden hemen sonra gerçekleştirildiğini yazıyor. Habere göre Pompeo ve Kim Jong Un, Başkan Trump'ın Kuzey Kore lideriyle yapacağı yüz yüze görüşmenin ayrıntılarını konuştu. Trump'ın Kim Jong Un'la Haziran ayının başında ya da daha erken bir tarihte bir araya gelmesi bekleniyor. Pyongyang'le yürütülen müzakerelerde Trump Yönetimi'nin liderliği görevini üstlenen Pompeo'nun yaptığı bu görüşme, 2000 yılında zamanın Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın, zamanın Kuzey Kore lideri Kim Jong Il'le yaptığı görüşmeden sonraki en üst düzey diplomatik temas olma özelliği taşıyor. Gazete, Pompeo'nun Kuzey Kore ziyaretinden bir hafta sonra Kuzey Koreli yetkililerin, Kim Jong Un'un olası nükleer silahsızlanma hakkında masaya oturmaya hazır olduğu bilgisini aktardığını yazıyor.

Washington Post bugün ayrıca Başkan Trump'ın daha önce Rusya soruşturmasını yürüten özel savcı Robert Mueller'la görüşmeye istekli yaklaştığını, ancak şimdi karar değiştirdiğini bildiriyor. Gazete, daha önce Mueller'la yüz yüze görüşmeye sıcak bakan ancak şimdi vazgeçen Trump'ın bu kararında rol oynayan etkenin, FBI'ın 9 Nisan'da kişisel avukatı Michael Cohen'in evine, otel odasına ve bürosuna baskın yapması olduğunu yazıyor. Washington Post'un kaynaklarına göre FBI'ın yaptığı baskın ve Cohen'in elindeki çok sayıda belgeye el koyması, Trump'ı derinden sarstı. Washington Post'un Trump Yönetimi içindeki kaynaklarına göre Trump o kadar büyük bir bozguna uğradığını hissetti ki, yönetiminin kimyasal silah kullandığı gerekçesiyle Suriye'ye yapacağı müdahalenin ayrıntılarına odaklanmakta bile çok zorlandı. Trump bu gelişme üzerine kişisel hukuk ekibinin kapsamını genişletmek ve ekibe yeni avukatlar katmak için harekete geçti. Habere göre Trump, soruşturma kapsamında şimdiye kadar kendi ekibinin Mueller'ın ekibiyle uyumlu bir çalışma ilişkisi içinde olduğunu düşünüyordu. Ancak Başkan'ın bu hislerinin yerini baskından sonra hayal kırıklığı ve güvensizlik duygusu aldı.

Washington Post'un bugün yer verdiği bir başka ana sayfa haberiyse Küba'yla ilgili. Gazete, 86 yaşındaki Raul Castro'nun bu hafta devlet başkanlığı görevinden ayrılmasıyla birlikte 20'inci yüzyıl siyasetinde zaman zaman şok dalgaları yaratan Fidel ve Raul Castro kardeşlerin Küba'daki iktidarının sona ereceğini yazıyor. Habere göre Raul Castro'nun devlet başkanlığını bırakmasıyla birlikte şimdi kafaları en çok ”Küba bundan sonra ne kadar hızlı değişecek, ya da hiç değişecek mi?” sorusu kurcalıyor. Küba Ulusal Meclisi'nin iktidara 57 yaşındaki Miguel Diaz-Canel'i getirmesi bekleniyor. Siyasi çevrelerde uzlaşma yanlısı olarak bilinen Diaz-Canel'in Küba'yı hızlı ve radikal bir değişim içine sokmasıysa beklenmiyor. Komünist Parti yönetim kadroları içinde uzun süredir görev yapan elektronik mühendisi Miguel Diaz-Canel, uzmanlara göre Castro adını taşımasa da Raul Castro'ndan devlet başkanlığı için en büyük destek ve onayı alan siyasetçi. Bazı Kübalılar, iktidarı nispeten genç yaşta devralacak olan Diaz-Canel'i Castroların hiçbir zaman gerçekleştirmediği ekonomik değişime yeşil ışık yakmasını umuyor. Ancak Diaz-Canel, ifade özgürlüğüyle ilgili görüşleri son yıllarda değişen, eski Başkan Obama döneminde yumuşamaya başlayan Amerika-Küba ilişkilerine şüpheyle bakan, parti ideolojisine bağlı bir siyasetçi olarak da tanınıyor.

New York Times ise Amerika'nın Birleşmiş Milletler Temsilcisi Nikki Haley ve Beyaz Saray arasındaki zıtlaşmanın ayrıntılarına yer veriyor. Gazete, pazar günü CBS Televizyonu'nda çıktığı Face the Nation programında Suriye'deki kimyasal silah saldırısında oynadığı rol nedeniyle Rusya'ya ek yaptırımlar uygulanacağını açıklayan Haley'nin kısa süre sonra Trump yönetimi tarafından yalanlandığını hatırlatıyor. Habere göre dün bir Beyaz Saray yetkilisi, Nikki Haley hakkında ”kafası karışmış” şeklinde bir ifade kullandı. Haley'nin bu sözlere ”Kusura bakmayın ama benim kafam karışmaz” şeklinde yanıt vermesi ve gerginliğin dozunun artması, gazeteye göre Haley'nin kamuoyunun gözü önünde küçük düşürüldüğü anlamına geliyor. Ancak Beyaz Saray ve Nikki Haley arasında Rusya'ya yaptırım meselesi üzerinden ortaya çıkan bu ayrışma, aslında Trump Yönetimi'nin dış siyasette şu anda içinde bulunduğu dağınık durumun bir göstergesi. Henüz Kongre tarafından onaylanmış bir Dışişleri Bakanı'nın olmaması, Beyaz Saray Genel Sekreteri John Kelly'nin giderek daha çok dışlanması, daha yeni göreve başlayan Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'unsa kendi ekibini kurmadan kıdemli yetkilileri saf bırakması, Amerikan dış siyasetindeki karmaşanın başlıca nedenleri. Gazete geçtiğimiz ay Rex Tillerson'un Dışişleri Bakanlığı görevinden alınmasından bu yana Amerikan dış siyasetini yürüten tek kişinin Nikki Haley olduğunu hatırlatıyor. Ancak Amerika'nın en büyük düşmanı olarak algılanacak Rusya'ya karşı verilecek çok ciddi bir karar üzerinde bilgilendirilmemesi, Haley'nin itibar ve güvenilirliğine zarar verir nitelik taşıyor.

XS
SM
MD
LG