Erişilebilirlik

Amerikan Basınında Türkiye Seçimleri-23 Haziran


GAZETE

Amerikan basını, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine çok az süre kala Türkiye'yle ilgili haber ve yorumlar yayınlamaya devam ediyor.

New York Times, ”Erdoğan'ın Zamanı Doldu mu?” başlıklı bugünkü başyazısında, yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin önemini ve Erdoğan'ın bu seçimlerde neden ilk kez kaybetme korkusuyla karşı karşıya olduğunu irdeliyor. Gazete, ilk kez 2003'te iktidara gelen Erdoğan'ın örnek bir Müslüman demokrasi kurma çabalarını uzun zaman önce bir kenara bıraktığını, bunun yerine otoriter bir hükümet oluşturarak, dini giderek daha çok öne çıkararak ve anayasayı değiştirerek gücünü pekiştirecek ve tüm kurumları kendisine bağlayacak bir başkanlık sistemi getirdiğini kaydediyor. Başyazı şöyle devam ediyor: ”Bu seçimler, cumhurbaşkanına daha da fazla yetki sağlayacağı için sandık başına gitme konusundaki istekliliğin arttığı görülüyor. Erdoğan avantajlı durumda olsa da ilk kez şimdiye kadarki en güçlü muhalefetle karşı karşıya. Uzmanlar, bu durumun Erdoğan'ı korkuttuğunu söylüyor. Kim kazanırsa kazansın bu, Türk demokrasisi için iyi bir işarettir. Erdoğan iktidarının tehlikeleri ve zafiyeti, Erdoğan'ı iktidara taşıyan ekonomi ve kalkınma patlamasının sönmeye başlamasıyla giderek daha açık hale geldi. Yolsuzlukları teşvik eden, hukukun üstünlüğünü erozyona uğratan Erdoğan, Amerika ve diğer NATO müttefiklerinden uzaklaştı, Rusya ve İran'a yaklaştı. Türkiye'ye giren yabancı yatırımlar azaldı, daha istikrarlı siyasi iklimlerin peşine düren Türk sermayesi ülkeyi terk etmeye başladı. 2019'da yapılacak seçimlerin 18 ay öne çekilmesi, Erdoğan'ın savunmasızlığının ve iktidarda kalma konusunda diretmesinin göstergesi. AKP'nin 2015'teki genel seçimlerden kayıpla çıkması 2016'daki başarısız darbe girişimi, kendisine ve ailesine yönelik yolsuzluk suçlamaları, Erdoğan'ı zayıflattı. Erdoğan şimdi Türk ekonomisinin sorunlar yaşadığı, liranın değer kaybettiği, kentli, orta sınıf ve genç seçmenleri dahil destekçi kaybına uğradığı bir dönemde popülaritesinin daha fazla yitirmeden ve durum kötüleşmeden bir seçimi daha garanti altına almaya çalışıyor. Erdoğan'ın kaybedecek çok şeyi var. Şimdiye kadar üç kez başbakanlık, bir kez de cumhurbaşkanlığı yapan Erdoğan meclis, ordu, yargı ve medya üzerindeki kontrolunu pekiştirmek için gücünü, yolsuzlukları ve hükümetin imkanlarını kullandı. Ancak hiçbiri, Erdoğan'ın kendini güvende hissetmesini sağlayamadı. Milliyetçi Hareket Partisi'yle ittifak yaptı, hükümet yetililerinin sandıkları kontrol etmesine izin vererek seçim adaletini tehdit etti, sandıkların yerini değiştirdi, mühürsüz oyların da geçerli sayılmasını sağladı. Erdoğan endişelenmekte haklı. Muhalif aday Muharrem İnce, Erdoğan'ı Temmuz'da yapılacak ikinci tur seçimlere girmeye zorlayacak en güçlü aday. Birleşmiş bir muhalefet, mecliste çoğunluğu elde edebilir. Erdoğan'ın iktidarda kalabilmek için ne gerekiyorsa yapması bekleniyor. Ancak böyle bir durum, toplumda tepki yaratabilir ve ekonomik ve siyasi istikrarı daha da bozabilir. Muhalefetin şansı olduğu unutulmamalı. Bir yıl önce bu olasılık söz konusu değildi. Erdoğan ne kadar çok denerse denesin siyasi rekabeti yok etmeyi başaramadı. NATO'nun en çok stratejik öneme sahip üyelerinden birinin demokrasi ateşi, küresel popülizm dalgası tarafından henüz söndürülemedi.”

New York Times ayrıca yarınki seçimler öncesinde Türkiye'deki muhalif dalgayla ve bu dalganın Erdoğan açısından ne anlama geldiğiyle ilgili bir habere yer veriyor. Gazete, Erdoğan'ın iki ay önce erken seçime gidileceğini açıkladığında zafer kazanacağından emin olduğunu, ancak 15 yıldan uzun süredir Türkiye'yi değiştiren liderin giderek daha korunmasız hale geldiğini yazıyor. Gazeteye göre asıl sorulması gereken soru, Erdoğan'ın ne ölçüde yara alabilir hale geldiği. New York Times, seçimlerin Türkiye'nin sınırlarının çok ötesinde de dikkatle izleneceğini, Türkiye'nin, Erdoğan'ın popülist otoriter rejimiyle demokratik değişim arasında bir seçim yapacağını bildiriyor. Haber şöyle devam ediyor: ”Erdoğan'ın kamuoyu yoklamalarında hala önde olduğu görülüyor. Ancak ekonominin aniden kötüye gitmeye başlamasıyla oluşan memnuniyetsizlik, hızla yayılıyor. Erdoğan'ın seçimi ilk turda kazanıp kazanmayacağı, memnuniyetsizliğin ve mutsuzluğun tabanına ne kadar işlediğine bağlı. Tarımın çökmesi, liranın hızla değer kaybetmesi, gıda fiyatlarının aniden artması, muhalefete göre Erdoğan'a sandıklarda şok yaşatabilir. Erdoğan'ın seçim kampanyalarına egemen olduğuna şüphe yok. En büyük ve en fazla kampanya posterleri, Erdoğan'a ait. Yaptığı mitingler her televizyon kanalında canlı yayınlanıyor, sesi her yerde duyuluyor. Ülkeyi OHAL altında yönetiyor, iktidarın her kolunu kontrol ediyor, uysallaştırılmış yargıya güveniyor. Muhalefete göre kamu çalışanlarına Erdoğan'ın mitinglerine katılma emri veriliyor ve işlerini kaybetmemeleri için Erdoğan'a oy vermeleri söyleniyor. Çoğu Erdoğan yanlısı patronların sahip olduğu medyaysa ne yazacağı konusunda hükümetten talimat alıyor. Ancak memnuniyetsizlik sinyalleri de var. Destekçileri Erdoğan'ı sevdiklerini söyleseler de birçokları, mitingler bitmeden sahadan ayrılıyor. Temel Karamollaoğlu gibi Erdoğan'ın eski İslamcı müttefikleri, Erdoğan'a karşı seslerini en çok yükseltenler arasında. Öte yandan soğan fiyatlarının aniden artması, ana akım televizyon kanallarında bile haber oldu. Meral Akşener, ülke tarımını ihmal ettiği için Erdoğan'ı vatana ihanetle suçladı. Muhalefet bir yandan da her türlü hile ve şiddet eylemine karşı hazırlık yapıyor. Sandık güvenliğini sağlamak için binlerce gönüllüyü seferber eden muhalefet partileri, mühürsüz oyların da geçerli sayılacağı kararı, oy kullanılacak bazı merkezlerin kapatılması ve sandıkların başka yerlere taşınması nedeniyle türlü zorluklarla karşı karşıya. Kürt oylarıysa her iki taraf için çok önemli.”

Washington Post ise yarınki seçimlerde Kürt seçmenlerin oylarının kilit öneme sahip olduğunu bildiriyor. İstanbul büro şefi Kareem Fahim'in Diyarbakır'dan geçtiği habere yer veren gazete, Diyarbakırlılar'ın seçim zamanı kentlerinin arzulandığını, hatta kentlerine değer verildiğini hissettiklerini yazıyor. Türkiye nüfusunun yaklaşık beşte birinin Kürt kökenli olduğunu hatırlatan gazete, Kürt seçmenlerin oylarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geleceğini belirlemede kritik rol oynayacağını yazıyor. Haber şöyle devam ediyor: ”HDP milletvekilliği seçimlerinden ciddi pay toplarsa AKP'nin meclis çoğunluğu elde etmesini engelleyecek. Türkiye'deki diğer seçmenler gibi Kürtler de adayları ekonomi ve güvenlik gibi meseleler üzerinden değerlendiriyor. Diyarbakır'daki çok sayıda seçmense tercihlerinin, AKP hükümetiyle son birkaç yıldır bozulan ilişkiler çerçevesinde şekilleneceğini kaydediyor. Bu durum, geçmiş seçimlerde Kürt seçmenlerden büyük oy toplayan AKP açısından bu sefer kayba uğrama anlamına gelebilir.” Geçmiş yıllarda Erdoğan'ın liderliğinde Kürtçe üzerindeki baskıların kalkması ve PKK'yla barış arayışına girilmesiyle Kürt toplum açısından önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çeken gazete, son üç yılda hükümetin HDP'yi militanlara destek vermekle suçlaması, belediye başkanlarını ve parti liderlerini tutuklayıp yerlerine kayyum ataması ve Kürt militanlarla savaşmak için sınır ötesine asker göndermesiyle durumun değiştiğini vurguluyor. Öte yandan Erdoğan destekçileri, Kürt oylarının önemli kısmının Erdoğan'a gideceğinden emin olduklarını söylüyor. Ancak birçok Kürt seçmen, Erdoğan'ın Milliyetçi Hareket Partisi'yle ittifak yapmasından ve OHAL'i kaldırmamasından ötürü Cumhurbaşkanı'nı sert eleştiriyor. Hükümetin Kürtler'le ilgili son söylemleri, örneğin bazı yetkililerin ”Kürt sorunu” gibi birşey olmadığını söylemesi ise geçmişe geri dönüleceği korkularının ortaya çıkmasına yol açıyor.

XS
SM
MD
LG