Erişilebilirlik

Amerikalı Öğrencilerin Performansı Yine Düşük


Bir süre önce sonuçları açıklanan 2017 Ulusal Eğitim İlerleme Raporu, Amerika çapındaki öğrencilerin standart testlerde elde ettikleri sonuçlar göz önünde bulundurularak hazırlanıyor.

Testi Eğitim Bakanlığı hazırlıyor.

Rapora göre Amerika çapındaki sekizinci sınıf yani 13 ila 14 yaş öğrencilerinin sadece üçte biri, sekizinci sınıf matematik ve dil becerisi müfredat ve seviyesinde yeterlilik gösterebildi.

Eğitim Bakanlığı, yeterlilik tanımını ”somut akademik performans” olarak tanımlıyor.

Bu tanıma göre bu seviyeye erişen öğrenciler ders konularına hakim olmalarının yanısıra derslerde edindikleri bilgileri gerçek hayata uygulayabilme becerisi de gösteriyor. Öğrenciler ayrıca ders konularına bağlı olarak analitik çözümleme becerileri de sergiliyor.

Dil becerisi ve matematikte yeterli seviyeye erişen dördüncü sınıf öğrencilerinin oranı, yüzde 40. Rapor ayrıca on ikinci sınıf yani lise son öğrencilerinin sadece yüzde 25'inin matematikte, yüzde 37'sininse dil becerisinde yeterlilik elde edebildiğini ortaya koyuyor.

Dördüncü sınıf öğrencileri arasında fen dersinde bu oran yüzde 38 olarak kaydedilirken sekizinci sınıf öğrencilerin sadece yüzde 34'ü bu derste yeterlilik seviyesine erişebildi.

Raporun sonuçlarının daha önceki yıllarda yayınlanan raporlarla hemen hemen aynı olduğu göze çarpıyor.

Eğitim Bakanı Betsy DeVos, raporun, Amerika'daki eğitim sistemini iyileştirmek için çok şey yapılması gerektiğini gözler önüne serdiğini kaydetti.

DeVos, açıklamasında, ”Öğrencilerimiz için daha iyisini yapabiliriz ve yapmalıyız. Dil becerisi ve matematik notlarımız düşük kalmaya devam ediyor” dedi.

Bakan DeVos ayrıca en yüksek ve en düşük notları alan öğrenciler arasındaki büyük farklılıkların kendisini kaygılandırdığını belirtti ve eğitim uçurumunun kapatılması için milyarlarca dolar harcanmasına rağmen bu farklılıkların arttığını vurguladı.

Florida eyaletinden gelen sonuçlardan övgüyle söz eden DeVos, dört ve sekizinci sınıf öğrencilerinin matematikte, sekizinci sınıf öğrencilerininse dil becerisinde elde ettiği sonuçların çok ciddi bir gelişme olduğunu bildirdi.

İlk ve orta dereceli okulların yöneticilerinden oluşan konseyin başkanı olan Carissa Miller da, Associated Press haber ajansına verdiği demeçte her seviyeden öğrencinin üniversite eğitimi, kariyer sahibi olmak ve genel olarak hayata hazırlanmak için daha katedilecek çok yol olduğunu söyledi. Miller, özellikle seviyesi düşük çocukların gelişim sağlamaları için daha çok çaba harcanması gerektiğini vurguladı.

Amerikalı öğrenciler uluslararası düzeyde hangi seviyede?

Öğrenci performansını küresel seviyede ölçen ve kısaca PISA olarak bilinen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı tarafından hazırlanıyor.

Son PISA değerlendirmesi, 72 ülkede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci üzerinde yapıldı.

PISA testi, çoktan seçmeli soruların yanıtlanmasının yanısıra öğrencilerin bazı sorulara yazılı yorum şekilde yanıt vermesini de gerektiriyor. Farklı derslerden teste tabi tutulan öğrenciler, aynı zamanda kendileri, okulları, gördükleri eğitim ve yaşadıkları ortam hakkında da bilgi veriyor.

PISA araştırması, her üç yılda bir yapılıyor.

Sonuncusu 2015'te yapılan çalışma, Amerikalı öğrencilerin ekonomik olarak gelişmiş diğer ülkelerde yaşayan yaşıtlarına kıyasla daha düşük akademik performans sergilediğini ortaya koymuştu.

Amerikalı öğrenciler PISA'nın dil becerisi bölümünden ortalama 497 puan elde etti. Bu, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı OECD'nin ortalaması olan 493'ün çok az üzerinde. Amerikalı öğrenciler matematikte ortalama 470, fen bilgisindeyse ortalama 496 puan elde etti.

2015'te yapılan testte en yüksek PISA puanlarını Singapurlu öğrenciler almayı başarmıştı. Bu öğrenciler dil becerisinde 535, matematikte 564, fen bilgisinde 556 puan almıştı.

Singapur'dan sonra en yüksek puanları elde eden öğrenciler sırasıyla Japonya, Estonya, Tayvan, Finlandiya, Makau ve Kanada'dan. Avustralya, İngiltere, Almanya, Hollanda ve İsviçre'deyse bu üç derste öğrenciler 500'lü rakamların alt seviyesinde puan elde etti.

PISA, testin amacının, tüm hükümet ve eğitimcilere eğitim politikaları oluşturmada yardımcı olacak verileri sunmak olduğunu bildiriyor. Ancak testin planlamasını ve uygulamasını yapmak son derece zor bir iş. Kimi eğitimcilerse PISA'nin test ve değerlendirme yöntemlerini eleştiriyor.

Bu eleştirilerden biri, örneğin Çin'de PISA testinin sadece Pekin ve Şanghay gibi birkaç kentte yapılması.

Çin'de öğrencilerin büyük çoğunluğunun yaşadığı ve akademik performansın düşük olduğu kırsal kesimlerin saf dışı bırakılması, Çinli öğrencilerin test sonuçlarının yapay olarak yükselmesi anlamına geliyor.

PISA'ya yöneltilen bir başka eleştiriyse tarafsızlıkla ilgili. Kimileri, test sonuçlarının kamu okullarının ekonomide oynadığı rolü desteklediğini kaydediyor.

Bir grup eğitimci, 2014'te PISA Direktörü Andreas Schleicher'a gönderdikleri açık mektupta, sistemle ilgili kaygılarını dile getirdi. Kaygılardan biri, PISA testinin Amerika çapında standart test uygulamasını yaygınlaştırmasıyla ilgili.

Eğitimciler, Amerika'daki standart test uygulamasının kapsamının genişletilmesinin öğrenci ve öğretmen performansının ”kusurlu olduğu bilinen” metodlarla değerlendirilmesine yol açtığını kaydetti.

PISA veri analizi uzmanı Miyako Ikeda, deneme sorularıyla yaptıkları araştırma ve deneylerle en kusursuz test deneyimini oluşturmak için çalıştıklarını kaydetti.

Ikeda, en iyi örnek veriyi toplamak için teste dahil olan ülkeler ve OECD arasında yoğun bir işbirliği yapıldığını söyledi.

PISA'nın esas amacının farklı derslerde sadece performans seviyelerini ölçmenin ötesine geçmek olduğunu kaydeden Ikeda, testlerin öğrencilerin problem çözme becerilerini ve ellerindeki bilgileri gerçek hayata uygulamaya hazır olup olmadıklarını ölçen testler geliştirdiklerini belirtti.

XS
SM
MD
LG