Erişilebilirlik

Altan Kardeşler ve Ilıcak Davasında Yargı Süreci Tartışılıyor


İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gazeteciler Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak ile akademisyen-yazar Mehmet Altan’ın yargılanmasında Yargıtay’ın kararına rağmen tahliye yönünde karar verilmemesi tartışma yarattı. Medya ve Hukuk Araştırmaları Derneği Eş Direktörü Avukat Veysel Ok, “Mahkeme, karar metninde Yargıtay’ın kararına uygulayacağını beyan etmesine rağmen teknik açıdan üst mahkeme kararına uymadı. ‘Darbeye teşebbüs suçlaması’ söz konusu olmadığına göre Ahmet Altan ile Nazlı Ilıcak hakkında tutuksuz yargılama kararı verilebilirdi. Ama böyle olmadı” dedi.

Altan Kardeşler ve Ilıcak Davasında Yargı Süreci Tartışılıyor
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:03:33 0:00

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin aldığı karar doğrultusunda yeniden yargılama süreci başladı.

Daire, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak’ın aralarında bulunduğu 6 sanık hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozmuştu. Daire, Anayasa Mahkemesi’nin Ocak 2018’de “güvenlik hakkı ile basın ve ifade özgürlükleri” açısından ihlal olduğuna hükmettiği Mehmet Altan’ın “yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı” gerekçesiyle beraatine karar vermişti. Daire, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın ise “Anayasayı ihlal” yerine “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etmek” suçundan yargılanmaları gerektiğine karar vermişti. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Temmuz ayındaki kararıyla dava dosyasında Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında “FETÖ’nün hiyerarşik yapısına organik bağla bağlı olup, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetleri nedeniyle bu örgütün üyesi oldukları yönünde iddia ve kabul olmadığına” hükmetmişti. İşte Daire’nin bu yöndeki kararı doğrultusunda Altan ve Ilıcak’ın tutuksuz olarak yeniden yargılanması bekleniyordu. Dolayısıyla 30 Temmuz 2016’dan beri tutuklu Nazlı Ilıcak ile 12 günlük gözaltı sonrasında 22 Eylül 2016’dan beri tutuklu Ahmet Altan’ın serbest bırakılacağı öne sürülüyordu.

8 Ekim’de İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteciler Altan ve Ilıcak ile akademisyen Prof. Dr. Mehmet Altan’ın yeniden yargılanmasını başlattı ancak Yargıtay’ın kararına uyulacağı bildirilmesine rağmen tutuklu yargılamaktan yana tavır alındı. Mahkeme, savcılık talebini dikkate aldı ve Altan ile Ilıcak’ın tutuklu kalmasına hükmetti. Mahkeme, daha önce AYM kararı uyarınca 26 Eylül 2016’dan beri tutukluyken 27 Haziran 2018’de serbest bırakılmış olan Mehmet Altan hakkında ise, Yargıtay’ın beraat ettirilmeli kararına rağmen beraat hükmü kurmadı. Ancak Altan’ın yurt dışı çıkış yasağı kaldırıldı. Gelecek duruşma 4 Kasım’da yapılacak.

Eğer yerel mahkeme konumundaki İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay’ın kararına uyarsa Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Bu olası hapis cezası kararına bağlı olarak bugüne değin tutuklu kaldıkları sürede dikkate alınarak, gazeteciler Altan ve Ilıcak’ın serbest kalması mümkün olabilecek. Ancak yerel mahkeme, ilk kararında direnirse yani bu isimler için müebbet hapis cezası hükmünü korursa o zaman dava dosyası Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda görüşülecek.

Ilıcak tahliye talebini yineledi

Duruşma sırasında Nazlı Ilıcak, “Yargıtay’ın yeniden yargılama kararına uymanızı bekliyorum. 75 yaşındayım, derhal tahliyemi talep ediyorum” ifadesini kullandı.

Ahmet Altan, “Başından beri bir imkansızı gerçekleştirmeye, fikirleri yargılamaya uğraşıyorsunuz. Biz de savunmalarımızda sürekli olarak hukuku hatırlatarak yargının bu kanlı intiharını, bu acıklı sonunu engellemeye, onu kurtarmaya uğraşıyoruz. Bugün size tavsiyem hukuka uymanız, fikirleri yargılamaya kalkmamanızdır. Uyup uymamak sizin bileceğiniz iş” beyanında bulundu.

Mehmet Altan da, “Deli saçması bir iddianamenin ciddiye alınması nedeniyle 21 ay hapis yattım. Dört kişinin anayasayı yok sayması nedeniyle zorla beş buçuk ay fazladan hapiste tutuldum. Aylarca her hafta polise imza verdim. 30 yıldır hocalık yapıp, otuz bin öğrenci yetiştirdiğim üniversiteden bir hapishane gecesinde keyfi siyasi bir kararla atıldım. KHK’lık oldum. Özlük haklarımın elde edilmesinde büyük zorluklar yaşamaya devam ediyorum. Hâlâ yurt dışı çıkış yasağım devam ediyor. Halbuki AYM Genel Kurulu, AİHM bana ‘ağırlaştırılmış müebbet’ verilen dosyanın son hali üzerinden ‘gözaltına bile’ alınamayacağımı karara bağlamıştı. Şimdi de Yargıtay 16. Ceza Dairesi beraatime hükmetti. Şimdi soruyorum, suçsuzluğum daha ilk baştan belli iken bu düşmanlık kime ne kazandırdı, elinize ne geçti?” tepkisini gösterdi.

MLSA Eş Direktörü: "Mahkeme gazetecilere özel muamele uyguluyor"

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Veysel Ok, duruşmada yerel mahkemece sergilenen yaklaşımı değerlendirdi. Avukat Ok, VOA Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, “Mahkeme, aslında Yargıtay kararı uymadı teknik olarak. Resmi kararda Yargıtay kararına uyduğunu ifade etmiş olsa bile pratikte Yargıtay kararına uymadığını gösteriyor. Tüm bu gazeteciler, “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlamasından müebbet hapis cezası almıştı. Son üç yıldır tutuklu yargılanıyorlar. Yargıtay ise, bu isimler için suçlama ‘darbe teşebbüsü olamaz darbe ile bağlantıları yok. Örgüt üyesi olmadan yardım etmekten yargılayabilirsiniz’ diye ifade etmişti. Ve bu yüzden dosyayı bozmuştu. Aslında Mahkeme’nin yapacağı şey Yargıtay kararına uyup, daha önce belki hiç duruşma yapmaksızın tahliye kararı vermekti. Ancak Mahkeme’nin bu gazetecilere Ahmet Altan Nazlı Ilıcak en yüksek dereceden ceza verme niyeti ortaya çıktı. Zaten bu mahkeme heyeti yargılanan gazetecilere karşı özel bir muamele gösterdiğini duruşmalardan biz biliyoruz” dedi.

Yargıtay’ın kararı bağlamında Altan ve Ilıcak açısından FETÖ bağlantısı hükmünün nasıl kurulabileceği konusunda da Avukat Ok, “Hem Ahmet Altan için hem Nazlı Ilıcak için hem de diğer sanıklar açısından en azından ben dosyayı okuyan bir avukat olarak söylüyorum. FETÖ ile bağlantı olduklarına dair herhangi bir delil söz konusu değil. Nazlı Ilıcak’ın 1978 yılında yazdığı bir makale dosyada delil diye var ve bir de televizyon programı var delil diye. Bunlar dışında örgüt ile bağlantılı olduğuna dair kesin, herkes için inandıracağı deliller söz konusu değil. Burada tutuklu yargılamayla bir cezalandırma yapılıyor. Ben öyle düşünüyorum, öyle algılıyorum. Hukuka uymadan Anayasa Mahkemesi’ne uyumadan bir cezalandırma yapılıyor. Bu bir kişisel öfkeyi gösteriyor aslında. Hem Mahkeme’nin kişisel öfkesini hem de belli odakların, belli güçlerin bu sanıklara olan kişisel öfkesinin sonuçlarını gösteriyor” diye konuştu.

“Yargı reformu dahi olmaksızın Anayasa'ya uyulsa yeter”

Ok, TBMM gündemindeki “yargı reformu” olarak sunulan yasa değişiklikleri taslağına değerlendirerek, “Yargı reformu konusu hükümet tarafından çok fazla pazarlanan bir konu. Sürekli yargı reformu ile sorunlar çözülecek diye sözler duyuyoruz ama buna gerek yok yani bugünkü Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak duruşmasında görüldü, bu kişileri tahliye etmek isteniyorsa gazetecilere ceza vermek istenmiyorsa şu anki yasayı uygulasınlar yeter. Şu anki Anayasa’ya uyulması, Mehmet Altan hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararına uyulması, Nazlı Ilıcak’ın ve Ahmet Altan’ın tahliyesini zaten zorunlu kılan bir şey. Bu yüzden ‘yargı reformu’nun bana kişisel olarak bir umut vaat ettiğini söyleyemem. Çünkü yasaya uymayan bir mahkeme ile karşı karşıyayız. Yargı reformu değiştikten sonra ne olacak. bence bir şey olmayacak” ifadesini kullandı.

Ayrıca Altan kardeşleri temsil eden avukat Figen Çalıkuşu, yeniden yargılamayı yürütecek İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi hakkında, Yargıtay kararına rağmen duruşma öncesinde tutuklu sanıklar için tahliye kararı vermediği için Hakimler ve Savcılar Kurulu’na suç duyurusunda bulunmuştu.

XS
SM
MD
LG