Erişilebilirlik

Almanya’da Yeni Dışişleri Bakanı Dönemi


Sigmar Gabriel

Almanya’da siyasette bir dönem sona erdi ve koalisyon partileri tarafından Cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier görevinden ayrıldı. 2005 yılında ilk kez Dışişleri Bakanlığı’na gelen Steinmeier, Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik olumlu bakışı ve Ankara’daki siyasetçiler ile yakın diyaloğu ile tanınan bir isim. Çeşitli AB liderlerinden ve Almanya’daki muhafazakar siyasetçilerden, Türkiye’nin AB ile müzakerece sürecinin askıya alınması çağrılarına karşı tavır koyan Steinmeier’in, Cumhurbaşkanı olduktan sonra da uzun yıllara dayanan diplomasi tecrübesini değerlendirerek, Türkiye ile ilişkilere özel bir yer ayıracağından yola çıkılıyor.

Uzun bir süre Avrupa Parlemetosu eski Başkanı Martin Schulz’un 12 Şubat’ta Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı seçilmesine kesin gözüyle bakılan Steinmeier’den boşalan Federal Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturması bekleniyordu. Ancak yeni Federal Dışişleri Bakanı, hafta başında sürpriz bir açıklama yaparak SPD’nin başbakan adayı olmayacağını açıklayan ve şimdiye dek Federal Ekonomi Bakanlığı görevini de yürüten Başbakan Yardımcısı ve Sosyal Demokrat Parti SPD lideri Sigmar Gabriel oldu. Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, Gabriel’i Almanya’nın yeni dışişleri bakanı olarak atadı.
Sigmar Gabriel’den boşalan Ekonomi Bakanlığı görevini ise, Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) Brigitte Zypries üstlendi. 7 yıldan fazladır SPD'nin genel başkanlığını yapan yeni Dışileri Bakanı Gabriel’in, SPD Genel Başkanlığı görevini mart ayı içerisinde Martin Schulz’a devretmesi bekleniyor. Gabriel’in, kendisinin SPD’nin başbakan adayı olması durumunda seçimi kazanamayacağını gördüğünü söylemesi ve adaylıktan vazgeçtiğini, yerine Martin Schulz’u aday gösterdiği haberi Almanya’nın siyaset gündemini sallamıştı.

Avrupa Parlamentosu Başkanı olarak isim yapan, ama Berlin’de federal düzeyde hiçbir siyasi görevde bulunmayan ve iç politikada tecrübesiz olan Martin Schulz’un 24 Eylül’deki genel seçimlerde ne kadar başarılı olabileceği Berlin‘de en çok merak edilen soru. Angela Merkel, 2005 yılındaki genel seçimlerde dönemin Başbakanı Gerhard Schröder’i, 2009’da SPD’nin başbakan adayı Frank-Walter Steinmeier’i ve 2013 yılında da Peer Steinbrück’ü devre dışı bırakmıştı.

Kamuoyu yoklamaları ibrenin yine Merkel’den yana olduğunu gösteriyor. Ama buna rağmen siyasi gözlemciler, Schulz’u Merkel’e karşı çok ciddi bir aday olarak değerlendiriyor. Düşündüğünü dobra dobra konuşan bir siyasetçi olarak tanınan Schulz’un, dış siyasete ağırlık vererek, yeni ABD Başkanı Trump’ın politikalarını gündeme getireceğinden, AB’yi savunarak, aşırı sağa karşı sert bir seçim kampanyası yürüteceğinden, tüm bu konularda Merkel’in yetersiz politikalar izlediğini savunacağından yola çıkılıyor. Frank Walter Steinmeier gibi 2005’de ivme kazanan AB sürecinde Türkiye’ye hep sıcak bakan ve 2012 yılında AP Başkanı olan Schulz, Türkiye’de son dönemlerdeki gelişmelerden tedirgin olduğunu da sıklıkla dile getirdi. Geçen yılki son Türkiye ziyareti sırasında idam cezasının hayata geçirilmesi halinde Türkiye-AB ilişkilerinin kopacağı uyarısında bulunan Schulz’un, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile müzakerelerin dondurulması kararını doğru bulmadığını da biliniyor.

Almanya’da yapılan son seçim araştırmalarına göre, Başbakan Angela Merkel’in başında olduğu Birlik Partileri oyların yüzde 35’ini, SPD ise yüzde 23’ünü alabilecek. Anketlerde, göç, İslam ve Avrupa Birliği karşıtı söylemleri öne çıkaran Almanya İçin Alternatif (AfD)’nin oy oranı yüzde 14,5, Sol Parti’nin (Die Linke) ise yüzde 8 olarak gözüküyor. Yeşiller’in oy oranının yüzde 9 olarak hesaplandığı araştırmalara göre, Liberal Demokrat Parti (FDP) yüzde 6 oyla yeniden Federal Meclis’e girmeye hak kazanacak.

XS
SM
MD
LG