Erişilebilirlik

Almanya’da Türkiye Kökenli Müslümanları Temsil Eden Kuruluşlardan Açıklama


Almanya’da Türkiye kökenli Müslümanları temsil eden çatı kuruluşlarından Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) ve Avrupa Türk-İslam Birliği (ATİB) tarafından yayınlanan bildiride, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başta Almanya olmak üzere bazı AB ülkelerinin aldığı tavır eleştirildi. Açıklamada, “Darbe girişimine karşı Avrupa’da benimsenen tutum, burada yaşayan Türk kökenliler açısından kaygı vericiydi. 15 Temmuz’un ardından yaşanan süreç, başta Türk-Alman ilişkilerinin yeniden dostluk zeminine dönmesi gerektiğini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor” denildi.Darbe girişiminin başarısız olmasına “neredeyse üzülen yaklaşımlar“ olduğu öne sürülen açıklamada, bunun Türkiye kökenlilerin siyasi aktörlere duyduğu güveni de olumsuz etkilediği belirtildi. Çatı örgütleri, Türk ve Alman toplumlarının iç içe geçmiş iki toplum olduğunu savunarak, “bu sorumluluğun hakkını verebilmek için her iki ülkede de sorumluluk duygusuyla şekillenmiş ve popülizmden uzak bir dilin hakim olması gerekmektedir” şeklinde bir açıklama yaptı. Öte yandan söz konusu örgütlere bağlı tüm camilerde Cuma günü15 Temmuz şehitleri için öğle namazına müteakip Mevlid-i Şerif programları düzenlendi.

Türkiye'nin siyasi tarihinde bir dönüm noktası olarak tanımlanan 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, Türkiye ve Almanya arasındaki ikili ilişkiler büyük bir sınav verdi veen gergin dönemlerinden birinin yaşanmasına neden oldu. Karşılıklı restleşmeler, ültimatomlar, hatta diplomatik ilişkileri kopma noktasına getiren gelişmelerin başlangıcı 15 Temmuz’un kısa bir süre öncesinde yaşandı.

Federal Meclis 2 Haziran tarihinde 1915 olaylarını ‘Ermeni Soykırımı’ olarak nitelendiren kararı alırken, Türkiye Berlin Büyükelçisi’ni geri çağırdı, Cumhurbaşkanı Erdoğan kararın ikili ilişkileri ‘ciddi boyutta’ etkileyeceğini söyledi. Ankara’nın tepki olarak Adana'daki İncirlik Askeri Hava Üssü'ndeki Alman askerlerini ziyaret etmek isteyen Alman milletvekillerine izin vermemesi iki ülkeyi bir krizin eşiğine getirdi. 15 Temmuz gecesinde yaşanan olaylara ve darbe girişimine Alman siyasetinin zirvedeki isimlerinin tepki vermekte gecikmesi ve temkinli açıklamaları, Berlin-Ankara arasındaki tansiyonun yükselmesine neden oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın da aralarında olduğu Batı ülkelerini, Türk hükümeti ile FETÖ’ye karşı yeteri kadar dayanışma içinde olmamakla eleştirdi. Darbe girişiminden sonraki aylarda en az 209 diplomat ve 205 yeşil pasaportlu Türk vatandaşının Almanya'ya iltica talebinde bulunması ve bunların çoğunun ilticacı olarak tanınması, Türk tarafını çok rahatsız eden bir gelişme olarak ikili ilişkilere yansıdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan son olarak geçen hafta geldiği G-20 Zirvesi’nde, "FETÖ destekçilerini iade etmediği sürece Almanya'yı teröristleri koruyan ülke olarak göreceğiz” şeklinde bir açıklama yaptı.

15 Temmuz sonrası yaşanan gerilimler dizisinde Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in tutuklanması ve 16 Nisan’daki referandum oylaması öncesinde vatandaşlara seslenmek isteyen AK Partili siyasetçilere izin verilmemesi de akıllarda kalan olaylar oldu. Erdoğan’ın konuşma yasağını ‘Almanya’daki Nazi dönemine’ benzetmesi, ülkede büyük tepkilere neden oldu. Başbakan Angela Merkel geride kalan yıl boyunca her fırsatta Türk hükümetini "hukuk devleti ve ölçülülük prensiplerine” uymamakla eleştirirken, Berlin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın G-20 programı sonrasında vatandaşlara konuşma isteğine de olumsuz yanıt verdi.

Hamburg Hafen Üniversitesi’nden Dr. Yaşar Aydın, Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak genel seçimlerin de Türkiye-Almanya ilişkilerinde yumuşamanın başlaması yerine gerilimin sürmesine neden olacağı görüşünde. Nitekim başta Merkel’in Birlik partileri (CDU/CSU) olmak üzere meclise girme şansı olan tüm partiler, Türkiye ile ilişkileri ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğini seçim propagandalarında konu edeceklerini açıklamış durumda.

XS
SM
MD
LG