Erişilebilirlik

Almanya'da 'Güvenlik Skandalı' Tartışmaları


Anis Amri

Berlin’de 19 Aralık 2016’da Noel pazarına TIR’la girerek 12 kişiyi öldüren ve en az 50 kişiyi yaralayan Tunus asıllı Anis Amri’nin Alman istihbarat servisleri ile bağlantısı olduğunun ortaya çıkması 'güvenlik skandalı‘ olarak tanımlanıyor.

Alman basınında çıkan haberlere göre, 2015’de İtalya üzerinden Almanya’ya sığınmacı olarak giriş yapan Amri, Selefi gruplarla bağlantıya girmesi üzerine güvenlik kurumları tarafından 'radikal islamcı' olarak sınıflandırıldı. İstihbarat tarafından yakın takibe alınan Amri, Mart 2016’da Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti İstihbarat Dairesi tarafından ‘silahlı eylem yapabilecek tehlikeliler’ listesine alındı.

Konuyla ilgili haberlerde, 2016 Nisan ayında sığınmacı başvurusu reddedilen Amri’nin çıkan karara rağmen sınırdışı edilmediği, istihbarat yetkililerinin Amri’yi muhtemelen muhbir olarak kazanmaya çalıştığı öne sürülüyor.

Saldırganın 14 değişik kimlik kullandığının bilindiği, ayrıca Fas istihbarat teşkilatının da Amri’nin bir saldırı planladığına ilişkin bilgiyi Alman makamlarıyla paylaştığı yönünde yeni bulgular bulunuyor.

Yeni ortaya çıkan belgeler Amri’nin istihbarat kurumlarından bir başka muhbirle birlikte en az bir kez Berlin’e gittiğini, ardından Berlin’e yerleştiğini, hakkındaki davanın ise Kuzey Ren Vesfalya Emniyeti‘nden Berlin’e devredildiğini ortaya koyuyor.

Berlin’deki güvenlik güçleri Amri’yi önce aylarca takibe alırken, sonra Berlin’deki Noel pazarı saldırısına kadar izini kaybetmiş. Alman medyasında 'tehlikeli ve terör eylemi yapabilecek‘ olarak tanımlanan birinin sınırdışı edilmemesi, tam tersine istihbaratla bağlantısının bulunması tepkili yorumlara yol açtı.

Federal Adalet Bakanı Heiko Maas, TIR'lı saldırı öncesi ve sonrasında Alman güvenlik birimlerinin hata yapmış olabileceklerini ve hatanın nereden kaynaklandığı ve hangi dairenin hangi hatayı yaptığı konusunda rapor hazırladıklarını açıkladı. Anis Amri'nin saldırısından bir kaç gün sonra, Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, saldırının engellenememesinin güvenlik birimlerinin hatası olmadığını savunmuştu.

Noel pazarı saldırısı sonrasında Almanya’da tüm partilerin gündemlerinin ilk sırasında ‘sığınmacılar ve iç güvenlik’ konuları var. 'Olası saldırganların sınır dışı edilmeleri', 'gözaltı sürelerinin uzatılması', 'aşırı İslamcı dernek ve cemiyetlerle camilerin daha sıkı kontrol edilmesi, gerekirse kapatılması’ ve 'tehlikeli olarak sınıflandırılanların ayaklarına elektronik kelepçe' takılması gibi bir dizi öneriler gündeme geliyor.

Başbakan Angela Merkel’in 'sığınmacı politikası yüzünden ülkeye teröristlerin geldiğini' iddia eden Hristiyan Demokrat Partisi’nin en tanınan siyasetçilerinden Erika Steinbach (73), Merkel'i protesto etmek amacıyla CDU’dan istifa etti.

Merkel’i 'Alman hukukunu tanımamakla' itham eden Erika Steinbach, Almanya’ya gelen sığınmacıların çoğunun Cenevre Sözleşmesi’ne göre sığınmacı sayılmadıklarını ve Merkel’in de bunu bildiğini savundu.

Merkel’in enerji politikaları değişikliği ve Euro’nun kurtarılması sürecinde de hukuka aykırı davrandığını öne süren Steinbach, sağ popülist ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Eylül’deki seçimde Federal Meclis‘e girmesini arzuladığını söyledi.

Federal Parlamento'da 1990 yılından bu yana milletvekili olan ve partisinin muhafazakar kanadının en etkili ismi olarak tanınan Steinbach, Birlik partileri CDU/CSU’nun 2005 yılından bu tarafa insan hakları ve insani yardımlar konusundaki çalışma grubunun başkanlığını yürütüyordu.

XS
SM
MD
LG