Erişilebilirlik

Almanya’da Egemen Kültür Tartışmalarının Hedefi Türkler mi?


Almanya’da önümüzdeki iki hafta içinde yapılacak eyalet ve 24 Eylül’deki genel seçimler öncesinde, ülkede yaşayan Türk ve Müslüman göçmenlere yönelik “öncü kültür” tartışmaları başladı. 2000’li yılların başında da hararetle tartışılan “öncü kültür” kavramını bu kez Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere tekrar gündeme getirdi.

Thomas de Maiziere, Bild gazetesine yazdığı bir makalede 10 maddelik, egemen kültür olarak da tanımlanan “öncü kültür” önerisinde, Almanya’da yaşayan göçmenlerin toplam 10 kurala uyması gerektiğini savundu. Makalesinde “Bizler birisiyle tanıştığımızda ismimizi söyler, karşımızdakine tokalaşmak için elimizi uzatırız. Biz açık bir toplumuz. Yüzümüzü gösteririz,” diyen bakan, “öncü kültürün özellikleri” arasında, dinin ayrıştırıcı değil, birleştirici olarak algılanması gerekliliğini, İsrail’in varoluş hakkına sahip çıkılmasını, Almanya’yı sevmeyi ve aynı zamanda başka ülkelerden nefret etmemeyi sıraladı.

Yapılan yorumlarda Thomas de Maiziere’in manifestosunun isim vermeden Türk ve Müslüman göçmenlere yönelik olduğu vurgulanırken, önerisi Birlik partileri CDU/CSU’dan hemen destek bulan bakanın “öncü kültürü” alevleyerek, muhafazakar kanadı destekleyen seçmenlerin İslam ve göçmen karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’ne kaymasını engellemeyi hedeflediği belirtildi. De Maiziere’e Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) içinde koyu muhafazakar kanadın temsilcisi Jens Spahn, “Birleştirici bağ olarak öncü kültüre ihtiyacımız var. Bizim dilimiz, müziğimiz, geleneklerimiz, tatillerimiz, tarihimizle ilişkimiz, maço kültürü yerine kadına değer vermemiz, bunlar ve daha birçoğu bizim öncü kültürümüzdür” şeklinde destek verdi. Hristiyan Birlik (CSU) Genel Başkanı ve Bavyera Başbakanı Horst Seehofer de, “Öncü kültür uyumun koşuludur. Bu ülkede yaşamak isteyenlerin egemen kültüre ayak uydurmaları gerekir” şeklinde destek açıklaması yaptı.

“Öncü kültür” tezine diğer siyasi partilerden yoğun tepki geldi. Sosyal Demokrat Parti (SPD) lideri ve başbakan adayı Martin Schulz, “Öncü kültür özgürlük ve adalettir” derken, Alman anayası kurallarına uyanların zaten uyum gösterdiğini savundu. Yeşiller Eşbaşkanı Cem Özdemir, “Benim öncü kültürüm Avrupalılık” şeklinde konuşurken,Berlin Türk Toplumu adlı çatı örgütünün sözcüsü Safter Çınar, “Öncü kültür tartışmasında kaçıncı baskı yapılıyor. CDU aşırı sağda oy avına çıktı” dedi.

“Öncü kültür” kavramını Almanya’nın gündemine Suriye kökenli siyasal bilimci Bassam Tibi 2000’li yılların başında soktu. Almanya’nın kültürünün ve geleneğinin Hıristiyanlık ve Musevilik temel ilkelerini içerdiği ve bu ülkede yaşayan herkesin buna saygı göstermesi, bunu kabullenmesi gerektiği savunan Tibi, “Toplumu birarada tutan değerler birliği” olarak 2000 yılında kavramı somutlaştırdı. Bu kavramı o zamanki CDU Grup Başkanı Friedrich Merz siyasete taşıdı ve 2002 yılındaki genel seçimler öncesi programlarına “öncü kültür”ün yer alması için harekete geçti. Ancak o zaman gelen tepkiler ve sağduyunun ağır basması sonrasında, CDU kısa süre sonra bu düşüncesinden vazgeçti.Bakan de Maiziere’in çıkışları, Almanya’da “öncü kültür” tartışmalarının bitmediğini ve süper seçim yılında Alman siyasetinde gündemde olacağını gösteriyor.

Almanya’da bu hafta Pazar günü Schleswig-Holstein eyaletinde, 14 Mayıs’ta ülkenin en büyük ve nüfusu en kalabalık eyaleti Kuzey-Ren Vestfalya seçimler var. Federal Parlamento seçimi ise 24 Eylül’de yapılacak.

XS
SM
MD
LG