Erişilebilirlik

Almanya-Türkiye Gerilimi Hem İç Siyasete Hem Turizme Yansıdı


Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak genel seçimler için geri sayım devam ediyor. Siyaset gündeminde en çok konuşulan ve tartışılan konuların başında ise, Türkiye-Almanya ilişkileri ve Almanya'daki Türkler geliyor. Son haftalarda Berlin-Ankara arasındaki iplerin daha da gerilmesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya'daki Türk kökenli seçmene yönelik “Türkiye düşmanı” partiler olarak nitelendirdiği CDU, SPD ve Yeşiller’e oy vermemeleri yönündeki son çağrısı, Alman siyasetçilerin sert tepkileri, ardından Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in eşine yönelik tehditler ve SPD milletvekili Michelle Müntefering'in arabasına saldırı manşetleri belirleyen gelişmeler arasındaydı.

Her siyasi partiden politikacının seçim tarihi yaklaştıkça Türkiye’ye yönelik ses tonunu giderek sertleştirdiği dikkat çekiyor. Son 24 saatte Avrupa Birliği ile müzakerelerin durdurulmasından, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin Avrupa ülkelerindeki hesaplarının dondurulmasına kadar bir dizi karşı önlemin dillendirilmesinden sonra, Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ve Adalet Bakanı Heiko Maas, Almanya’da AK Parti’ye yakın olarak bilinen cami dernekleri ve kuruluşların denetlenmesini istedi. Gabriel ve Maas, Spiegel dergisinin internet sayfasında yayınlanan ortak bir makalede, “AKP’ye yakın ve milliyetçi örgütleri endişeyle izliyoruz, çünkü bu örgütler kitleleri harekete geçirme gücüne sahip ve farklı düşünenler buralarda etkilerini giderek kaybediyor. Almanya’daki cemaatlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etkisi altına girmemesine dikkat etmek zorundayız. Ülkemizde kesinlikle paralel veya karşı bir toplum oluşmasına izin veremeyiz” şeklinde görüş belirttiler.

İki siyasetçi TRT’nin Almanya’da izlenilen yayınlarını da eleştirerek, “Türk devlet televizyon kanalları Türkiye’deki gerçeklerle ilgili yanlış bir görüntü veriyor” dedi.

Sosyal Demokrat Parti (SPD) başbakan adayı Martin Schulz ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türk asıllı Alman seçmenlere seçim tavsiyesinde bulunmasını eleştirdi ve “Bir devlet başkanına böyle davranmak yakışmaz” şeklinde konuştu. Liberal Hür Parti (FDP) Genel Başkanı Christian Lindner, Türkiye ile sürdürülen AB üyeliği müzakerelerinin derhal durdurulması gerektiğini savundu. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anladığı terk dil sertlik” ifadesini kullanan Lindner, Alman hükümetine Türkiye ile tüm ekonomik ilişkileri dondurma çağrısında da bulundu.

Hristiyan Birlik (CDU/CSU) Grubu Dış Politika Sözcü Yardımcısı Kiesewetter Türkiye'nin son zamanlarda izlediği tutum nedeniyle artık güvenilir bir ortak olmadığını öne sürerek, Avrupa Birliği'nin yaptırımlar uygulamasını talep etti.

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir ise, Türkiye’den gönderilen öğretmenlerin Alman okullarında ders vermesinin yasaklanmasını istedi. Özdemir “Söz konusu öğretmenler, Erdoğan’ın otoriter dünya görüşünün ve milliyetçi tarih anlayışının temsilcisi. Alman sınıflarında bu görüşlerin propagandasının yapılmasına karşıyım” dedi.

Bu arada Die Zeit adlı haftalık gazete tarafından Civey Kamuoyu Araştırmaları Enstitüsü’ne yaptırılan bir anketin sonuçlarına göre, Almanlar’ın çok büyük bir bölümü iki ülke arasındaki gerilim nedeniyle Türkiye’de tatil yapmamayı tercih ediyor. Buna göre, “Güncel politik gelişmeleri dikkate aldığınızda Türkiye’de tatil yapmak ister misiniz?” sorusuna ankete katılanların yüzde 85’i ‘Hayır’ ya da ‘Muhtemelen hayır’ şeklinde cevap verdi. Türkiye’de tatil yaparım diyenlerin oranı ise ankete göre yüzde 5,5 olarak tespit edildi. Ankete katılanların yüzde 60’ı Alman hükümetinin Türk hükümetine daha da mesafeli yaklaşmasını isterken, iki ülke arasında yakınlaşmadan yana olanların oranı yüzde 2,1 olarak belirlendi.

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG