Erişilebilirlik

Akıncı ve Anastasiadis de Kıbrıs Sorununu Çözemedi


“Konferans kapanmıştır. Bu, Kıbrıs sorununu çözmek için başka girişimler gündeme gelmeyecek anlamına gelmiyor.” Bu sözler Kurt Waldheim, Perez De Cuellar, Butros-Butros Gali, Kofi Annan, Ban Ki-mun’dan sonra yedinci Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olan Antonio Guterres’in de Kıbrıs Sorunu’nun çözümü için başlatmış olduğu bir yeni inisiyatifin daha sonuçsuz kaldığını gösteriyordu.

Halbuki Denktaş-Makarios, Denktaş-Klerides, Denktaş-Kipriyanu, Denktaş-Papadopulos, Talat-Papadopulos, Talat-Hristofyas, Eroğlu-Hristofyas ve Eroğlu-Anastasiadis görüşmelerinin ardından müzakere masasına oturan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastiadis, sol geleneklerden geldikleri için çözümün daha olduğu konuşuluyordu.

Ancak benzer bir geçmişe sahip olan Talat-Hristofyas görüşmelerinde olduğu gibi bu görüşmeler de bir umut doğurmasına rağmen sonuçsuz kaldı, tabii şimdilik...

Türk tarafı, 2016 yılı Kasım ayında Mont Pelerin’deki buluşmalarından bu yana iki konuda asla taviz verilmeyeceğini tekrarlıyordu. Ancak Yunan ve Rum tarafı hem “sıfır asker, sıfır garanti” konusunda ısrarcı oldu hem de “dönüşümlü başkanlık” konusunda işi yokuşa sürdü.

Akıncı: “Rum tarafı, konferansı ısrarla garantiler ve güvenlik konferansına çevirmek istedi”

Bu durumdan en üzgün olanların başında kuşkusuz KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı geliyor. Bugün bir basın toplantısı düzenleyen Kıbrıslı Türk lider, “Bizim neslin son denemesi olduğunu söylediğim buluşmanın başarıyla sonuçlanmasını sağlayamadık” dedi.

Görüşmeleri “İki tarafın da kazanacağı bir ortam mümkündü ancak iki tarafın da kaybettiği bir sonuç çıktı” cümlesiyle tanımlayan Akıncı’ya göre, müzakerelerin bozulmasının tek nedeni “sıfır asker ve sıfır garanti” ile “dönüşümlü başkanlık”taki anlaşmazlık değildi.

“Güney’e bırakılacak alanlarda onların tatmin olacakları yaklaşım sergiledik, ama kuzeydeki insanların da huzurunun bozulmayacağı öneriler getirdik. Ayrıca getirdikleri bazı kategorilerle, ekonomimizi darmadağın edebileceklerdi. Onlar ısrarla bu konferansı güvenlik ve garanti konferansına dönüştürmeye çalıştılar. Toprakta kendilerinin sunduğu haritayı, 0 asker 0 garanti konusunu kabul etmesi halinde dönüşümlü başkanlığı kabul edebileceğini söylediler.

Annan haritasını kabul edeceklerini söylediler. Ama ‘Annan Planı’nı bir bütün olarak uygulayalım’ deyince reddettiler.”

Akıncı: “Bu fırsat bir daha gelmez”

KKTC Cumhurbaşkanı, Crans-Montana’da yaşanan hayal kırıklığının “dünyanın sonu” olmasa da gelecek kuşaklar için çözümün “daha zor” olacağının altını çizdi.

Akıncı, “Bu fırsat penceresi çok önemliydi, bir daha gelmez. Rumlar’ın bütün çabaları göz boyamaya yönelik oldu. Bugün yitirdiğimiz fırsat bir daha zor oluşur, parçalar zor bir araya gelir diye düşünüyorum,” dedi.

Ertuğruloğlu: “Federal ortaklık başarısız olduğuna göre, barış içinde yaşamanın yollarını aramalıyız”

KKTC’nin Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kurucusu olduğu Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ise artık adada tek bir devletin bundan sonra çok daha zor olduğu mesajını verdi.

Yazılı mesaj yayınlayan Ertuğruloğlu, “Coğrafya, Kıbrıs’taki iki eşit halkı sorunlarına iyi komşuluk ilişkileri içinde karşılıklı anlayışa dayalı bir uzlaşı bulmaya zorlamaktadır. Bunu federal bir ortaklık yoluyla sağlamaya yönelik çabalar başarısız kaldığına göre, çabalarımızı iyi komşular olarak karşılıklı saygı ve yan yana barış içinde yaşamanın yollarını aramaya yönlendirmeliyiz” dedi.

Binali Yıldırım: “Kıbrıs adası etrafındaki doğal kaynakların tek taraflı çıkarılması kabul edilemez”

Başbakan Binali Yıldırım da Kıbrıs’ta çözüm sağlanamamasının nedeni olarak Annan Planı’nı reddeden Rumlar’ın Avrupa Birliği’ne alınmış olmasını gösterdi.

Yıldırım, Kıbrıs adası çevresinde tek taraflı doğal gaz ve petrol arama çalışmalarına da tepki gösterdi: “Türkiye ve KKTC heyeti elinden geleni yaptı, başından beri yapıcı olmaya gayret etti. Ancak 2004’te yapılan referandum sonrası Güney Kıbrıs tarafının tek taraflı olarak AB’ye tam üye yapılması aslında bugünlerin altyapısını hazırlamış oldu. Hangi çözüm elde edilirse edilsin geçmiş yıllardaki acıların tekrarlanmaması için güvenlik ve garanti konusu hayati öneme sahip. Burada herhangi bir gevşeme söz konusu olmaz. Ne zaman BM kalıcı, adil, eşit paylaşımı esas alan bir çözümü arzu ederse biz yapıcı olmaya devam edeceğiz. Olmaması halinde dünyanın sonu değil, hayat devam ediyor. Kıbrıs adasının etrafındaki doğal kaynakların tek taraflı oldu-bitti ile ortaya çıkarılması yönündeki girişimler de asla kabul edilemez.”

Yunanistan Dışişleri Bakanı: “Türkiye’nin müdahale hakkını kabul etmek mümkün değildi”

Yunanistan’dan Kıbrıs görüşmeleri ile ilgili ilk açıklama Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’tan geldi. Yunanistan Dışişleri Bakanı, Crans-Montana görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasından Türkiye’yi sorumlu tuttu.

Kocias, twitter’dan yayınladığı mesajında, “Türkiye’nin tüm Ada üzerinde müdahale etme hakkı istemesini kabul etmek mümkün değildi. Kıbrıs sorununa çözüm bulma rüyası ve çözüm planı hala canlı” dedi.

Bundan sonra ne olacak?

Birleşmiş Milletler Sözcüsü Alessandra Velluci, Güvenlik Konseyi’nin önümüzdeki günlerde, Kıbrıs’ı birleştirmeye yönelik müzakerelerin sonuçsuz kalmasıyla ilgili olarak rapor alacağını belirtti.

İngiltere de, görüşmelerin başarısız olmasından son derece büyük bir hayal kırıklığına uğradığını açıkladı; bu durumun iyice gözden geçirilerek bir sonraki adımların düşünülmesi çağrısında bulundu.

İngiltere, Türkiye ve Yunanistan gibi garantör ülke olarak İsviçre’deki görüşmelere katılmıştı.

İsviçre’deki müzakerelere Kıbrıs Rum ve Türk cumhurbaşkanlarının yanı sıra, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan, İngiltere katıldı. Görüşmelerde Avrupa Birliği yetkilileri de yer aldı.

Güney Kıbrıs’ta 2018 yılının Şubat ayında cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Yeniden federal çözüm gündeme gelecekse önce o seçimlerde çözüm yanlısı bir liderin cumhurbaşkanı seçilmesi gerekecek.

XS
SM
MD
LG