Erişilebilirlik

‘AK Parti Yüzde 49’un Nefesini Sürekli Ensesinde Hissedecek’


Turkey heads to the polls to cast vote in constitutional referendum - Diyarbakir

New York Pratt Enstitüsü Sosyal Bilimler Öğretim Üyesi Siyaset Sosyoloğu Doç. Dr. Kumru Toktamış,16 Nisan’da yapılan referandum sonuçlarını Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi. Toktamış sonuçların hem ‘evet’ hem de ‘hayır’ cephesi için bir başarı olmadığını belirterek, Türkiye’yi çok zor bir dönemin beklediğini söyledi. “AK Parti’nin yüzde 49’un nefesini sürekli ensesinde hissedeceğini” iddia eden Toktamış, bundan sonraki dönemde ‘hayır’ cephesinde de işlerin kolay olmayacağını savundu.

HDP adına seçim gönüllüsü olarak Türkiye’ye gidip gelen Toktamış, usulsüzlük söylentileri, kanıtları ve itirazlarla dolu geçecek gibi görünen 16 Nisan referandum sonuçlarının aynı zamanda protestolara neden olduğunu belirtti. 16 Nisan referandumu sonuçlarının Türkiye’nin geleceğine damga vuracağını öne sürdü.

Kumru Toktamış
Kumru Toktamış

Toktamış, “Referandumun ‘kazanan masayı kaldırır’ mantığı ile değerlendirilmesindeki dar bakış açısının ötesine geçmek zorundayız. Yüzde 51’ik bir başarı ile AKP, baş etmesi imkansız bir siyasi süreç ile karşı karşıya kalmış durumda. Nominal olarak devletin hukuki yapısında değişikler yapabilse de, AK Parti ve Erdoğan yönetimi nüfusun öbür yarısı ile uzlaşma yolları bulamadığı takdirde devlet erki olabilmenin meşruiyetini tamamen elinden kaçırabileceği bir bıçak sırtında kalakalmış durumdadır. Kamuoyuna öyle pazarlamaya çalışsa da, hiç bir rasyonel politikacı bu duruma zafer gözü ile bakamaz” dedi.

‘Hayır cephesi de sorunlu’

Aynı sorunların hayır cephesi için de geçerli olduğunu kaydeden Toktamış, “Tabii ki usulsüzlükler izlenmeli, itirazlar yapılmalıdır. Ancak yüzde 51’lik bir hayır başarısı da aynı şekilde altından kalkılamaz bir meşruiyet krizi anlamına gelir. Kaldı ki hayır cephesinde ne siyasi duruşu bir arada tutan bir prensip, ne de yön verebilecek bir önderlik var. Bu anlamda, tekrar ediyorum tabii ki itirazlar yapılmalıdır ancak usulsüzlük tespiti üstünden bir zafer arayışına girişmek de baş edilmesi imkansız bir toplumsal ve siyasi çöküşe yol açacaktır. Bu nedenle, konuya daha çok bir siyaset sosyolojisi meselesi olarak bakmamız gerekiyor. Çok açık ki, baskı ve cebir ile uluslaştırılmış Türkiye toplumu, itiraz tutanakları ile çözülemeyecek, büyük bir yarılma içindedir. Ne zamandır yaşayageldiğimiz bu yarılmayı da olağanüstü hal kararnameleri ortamında yapılmış bir referandum ile fark etmiş de değiliz.

Evet ağır bir baskı rejimi ile karşı karşıyayız. Bu baskı rejimi 16 Nisan gecesi başlamadı. Parti liderlerinin, belediye başkanlarının, aydınların, gazetecilerin cezaevinde olduğu, bir zamanlar hükümet ortağı olan, rejimin kurulmasında yol arkadaşlığı etmiş unsurların şiddet yolu ile tasfiye edildiği, basının özgür olamadığı bir ortamda sahnelenen referandum piyesiyle AKP aynı zamanda kendi sonunu hazırlayacak güçleri harekete geçirmiştir. Hayır oyu cephesinde politize olan kesimler her ne kadar ortak ilke ve liderlik gibi konularda büyük yoksunluklar içinde olsa da, siyasi olarak hareketlenmiş bu unsurları AKP’nin demokratik bir ortam içinde yatıştırabilmesi artık mümkün görünmemektedir” dedi.

’16 Nisan sonuçları muhalefet için önemli imkanlar açabilir’

16 Nisan referandumu muhalefet için çok önemli imkanlar açarak sonuçlandığını belirten Toktamış, “Beni esas ümitsizliğe düşüren bu imkanları tespit edebilecek ve harekete geçebilecek bir siyasi iradenin bulunmamasıdır. Kitlesinin bütün hareketliliğine rağmen CHP yönetiminin böylesi bir iradenin önderliğini yapabilmekten yoksun olduğunu zaten biliyoruz. Tamamen çatlamış bir siyasi oluşum olarak MHP’nin böylesi bir süreçte kendini yeniden tanımlamaktan öte varlık gösterebileceğini de sanmıyorum. Hemen hemen bütün kadroları cezaevinde olan Kürt hareketinden bir kez daha Türkiye demokratik mücadelesine önderlik etmesini beklememiz ise saçma ötesi bir siyasi aymazlık anlamına gelmekte. Ancak bütün bu siyasi yapılanmaların tabanlarındaki siyasi hareketlilik, yukarda sözünü ettiğim zorla uluslaştırılmış Türkiye halklarının giderek daha akılcı bir yurttaşlık anlayışı etrafında kenetlenebildiklerinin işaretini vermekte. Yaklaşık yüzde 80 MHP’li gerçekten hayır oyu verdi ise, yöneticileri hapse atılmış HDP’liler, bir kez daha sandık etrafında kenetlenebilmişlerse bu ırka veya millet değil de yurttaşlığa dayalı bir ulus anlayışının işaretidir ki CHP zihniyetinin bunu kavramasını beklemek nafile bir çaba olur” dedi.

‘Baskıya rağmen milyonlar sandığa yüzbinler sokağa çıktı’

AKP’nin Sünni Kürt nüfus üstündeki hegemonyasının hem baskı hem de onaya dayalı bir güç olduğu açık olduğunu iddia eden Toktamış, “Bu anlamda Kürt politikasındaki açmazların çözümünde AKP hala daha en önemli taraf olarak görülmektedir. Bu açmazların çözümlenmesi konusunda hayır cephesi içinde net bir tavrın olmaması ister istemez Kürt halkını hızla yabancılaştırmaya devam edecektir. Türkiye toplumunda ve devlet erkinde yüzde 51 ile iyicene gözler önüne serilen bir meşruiyet sorununu uzlaşmacı bir rejim çözebilirdi. Uzlaşmacı rejimler tek tek siyasi aktörlerin niyetlerinden çok, siyasi ilişkilerin mantığı ile şekillenir. Bugüne kadar bir diktatörlükten çok bir tiranlığı andıran AKP rejimi diktatörlüklere baskının niteliği üç aşağı, beş yukarı bellidir, tiranların ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz bütün baskı ve şiddetine karşın muhalefet için muazzam imkanlar yaratmakta. 16 Nisan referandumu bile, milyonlarca yurttaşı sandığa ve yüzbinleri sokağa dökerek böylesi imkanlardan biri oldu. Gerçek anlamda bir çoğunlukçu bile olamamış olduğu açıkça ortaya çıkan AKP, yüzde 49 un nefesini sürekli ensesinde hissedecektir” dedi.

XS
SM
MD
LG