Erişilebilirlik

Ahmet Şık Cumhuriyet Davasında AKP’yi Suçladı


İstanbul Adliye Sarayı’ndaki 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki görülen Cumhuriyet davasının üçüncü gününde savunması en çok merak edilen tutuklu sanıklardan biri olan Ahmet Şık savunmasını yaptı.

2011 yılında Odatv Davası’ndan bir yılı aşkın süre cezaevinde kalan Şık, İmamın Ordusu kitabıyla FETÖ olarak adlandırılan Gülen cemaatinin devlet içindeki yapılanmasını açık ortaya koyan ilk gazetecilerden biriydi.

Şık, FETÖ’nün devlet içinde bu denli güçlenmesinde AKP hükümetlerini de sorumlu tutuyordu.

30 Aralık’tan beri tutuklu bulunan Cumhuriyet gazetesi muhabiri, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalara yanıt vermek yerine 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Olağanüstü Hal’le yönetilen Türkiye’ye dair analizlerde bulunmayı tercih etti.

Şık’tan sert sözler: Darbe engellendi ama cuntacılar iktidar oldu

Sözlerine meşhur Dreyfus davasında Fransız yazar Emile Zola’nın dile getirmiş olduğu gibi ‘itham ediyorum” diyerek başlayan Şık, “Darbenin karanlıkta bırakılmak istenen yanlarına dair sorular sormamız, ‘Kontrollü Kaos’ dememiz boşa değil. Kalkışmanın hedefindeki kişi Recep Tayyip Erdoğan henüz ülke kan gölünün ortasındayken niyetini açık eden cümleyi ağzından kaçırmış, ‘Bu darbe bize Allah’ın bir lütfudur’ demişti. Lütuf denilerek kastedilenin ne olduğunu hep birlikte gördük, yaşadık, yaşıyoruz. Hakikati dile getirenlerin, suç düzenine itiraz edenlerin, gasp edilen haklarını talep edenlerin seslerinin kısılıp boğulmaya çalışıldığı ve giderek koyulaşan karanlık günlerden geçiyoruz. Darbe engellenmesine engellendi ama ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile temel hak ve özgürlüklerin tümü askıya alındı. On binlerce insan ‘Darbecilik-FETÖ’cülük’ suçlamasıyla gözaltına alındı, 50 binden fazlası tutuklandı. İşkencelerden geçirilenler oldu. 110 binden fazla kamu görevlisi ihraç edildi. 15 Temmuz’da darbe engellendi ama cunta iktidar oldu” dedi.

Şık’a göre, hükümet 15 Temmuz sonrası uygulamalarıyla Fethullah Gülen’in idealize ettiği toplum modelini hayata geçirdi.

“İşte bu nedenlerle Gülen Cemaati’nin en büyük yenilgisi olan 15 Temmuz Kalkışması, aynı zamanda en büyük zaferidir. Çünkü, Fethullah Gülen’in idealize ettiği devlet, toplum ve fert modeli 15 Temmuz kalkışması sonrasında hayata geçirilmiş oldu. İnşa süreci hızla devam eden ve demokrasinin yanında yer alan herkesin karşı çıkması gereken sistem kimin elinde olursa olsun, patenti Fethullah Gülen’dedir. Tam da bu nedenle Fethullah Gülen ve cemaati ne istediyse, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti vermiştir.”

Şık: 2011-2013 yılları arasında atanan generallerin neredeyse tamamı FETÖ üyesi olmakla suçlanıyor

Darbenin hazırlanmasında iktidarın rolü olduğunu savunan Ahmet Şık, bunu Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Gülenci subayların önünün açılması ve Adalet Bakanlığı’nda Gülenci savcı ve hakimlerin atanmasıyla izah etti.

“(Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun CHP’li üyelerinin hazırladığı) Raporda yer alan bilgilere göre, kumpas davalarından sonraya rastgelen 2011, 2012 ve 2013 yıllarındaki YAŞ kararlarıyla terfi eden generallerin neredeyse tamamı FETÖ üyesi olmakla suçlanıyorlar. Biraz önce anlattığım AKP hükümetinin yaptığı yasal düzenleme ve değişikliklerden sonraki döneme rastgelen 2014 ve 2015 yıllarındaki YAŞ kararlarıyla albaylıktan generalliğe terfi edenlerin de yüzde 80’ine aynı suçlama yöneltilmiş. AKP’nin bu üç dönemine dair toplam sayıları kıyaslamalı olarak verirsek; 1980-2002 arasındaki 23 yılda yargıdaki Cemaat kadrolaşması yaklaşık yüzde 16 iken, AKP’nin kesintisiz olarak hükümet olduğu 2003-2016 arasındaki 14 yılda ise bu oran yüzde 35 olmuş. Bu 14 yılda ataması AKP tarafından yapılan 8 bin 794 hakim-savcıdan 3 bin 29’u ihraç edilmiş. Oransal ifadesiyle toplam atamalar içinde FETÖ bağlantısı nedeniyle ihraç edilen yargı mensubu yüzde 35 olmuş. Bekir Bozdağ, yargının Cemaat’e teslim edilmesinin baş sorumlularından birisidir.”

Şık: Kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet

Mahkeme heyetinden tahliyesini talep etmeyen Şık sözlerine “zorbalar da şunu bilsin ki, hiçbir zalimlik, tarihin akışını engelleyemez. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” sözleriyle son verdi.

Şık, soru cevap kısmında ise kendisine yönelik suçlamaların yazdığı haberler olduğunu, bunun mahkeme konusu olmayacağını ve hiç kimsenin kendisine talimatla haber yazdıramayacağını söyledi.

Cumhuriyet gazetesi muhabiri, Çağlayan’daki adliyede Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı öldüren DHKPC’lilerle yaptığı telefon röportajıyla ilgili soruya ise “Soruları okuyun, beraber karar verelim. Lütfen soruları okuyun. Ben ne bayrağın altına gizleyecek bir suçum var ne de kutsal kitabın arkasına gizleyecek bir günahım var. O haber de bunlardan biridir. Kimse ondan bir suç icat etmeye çalışmasın” yanıtını verdi.

Ahmet Şık bu savunmasının ardından tüm dünya genelinde trending topic oldu.

Günay ve Kara: “Teröre karşıyız”

Şık’tan önce savunmaları yapan Cumhuriyet Kitap Yayın Yönetmeni Turhan Günay ve köşe yazarı Hakan Kara teröre karşı olduklarını ve terörü övücü yayın yapmadıklarını söyledi.

FETÖ soruşturmasında adı geçen dört kişiyle iletişim içinde olduğu belirtilen Günay, bu iddialara yanıt verdi.

“Görevim gereği tüm kitap fuarlarını izlerim. Bunlardan biri kitap fuarı için arandığım telefonlar. İkincisi Mustafa Koç diye biri Kayseri’den aramış. Hayatımda hiç Kayseri’ye gitmedim. Arkadaş beni davet etti, gitmeyi istedim ama gidemedim. Bir de Ali Çolak ile görüşmem var. Çolak Zaman’da çalışan biri. Bir kitap yazmış bizi aramış. Dördüncüsü bir akademisyen. Kitapları var büyük ihtimalle bir kitap için aramıştır. Sadece bu dört iletişim kaydı ve vakıf yöneticisi gösterildiğim için 267 gündür tutukluyum.”

Davanın tutuksuz sanıklarından Cumhuriyet gazetesi muhasebe müdürü Günseli Özaltay ve eski muhasebe müdürü Bülent Yener de üzerlerine atılı tüm suçlamaları reddederek beraatlerini talep ettiler

Cumhuriyet davasının dördüncü gününde tutuksuz sanıkların savunmalarına devam edilecek.

XS
SM
MD
LG