Erişilebilirlik

31 Ağustos Amerikan Basınından Özetler


Washington Post, Houston ve civarındaki sel felaketinden sonra artık herkesin “şimdi ne olacak?” sorusunu sorduğunu söylüyor. Gazete, 55 bin nüfuslu Port Arthur kentinin tamamen sular altında kaldığını, hatta sel mağdurlarının sığındığı barınağın bile su bastığını yazıyor. Şimdiye kadar barınaklara yerleştirilenlerin sayısı 35 bini aşmış durumda. Kaç konutun sel suları altında kaldığı ise tam olarak bilinmiyor. Federal yardım başvurusunda bulunan Teksaslılar’ın sayısı ise 210 bini geçti. Öte yandan Texas’ta kapanan petrol rafinerisi sayısı 11’e yükselti. Dokuz rafineride ise üretimin yavaşladığı bildiriliyor. Crosby kasabasında bulunan bir kimyasal fabrikasında ise elektriklerin kesilmesi sonucu soğutucuların zarar görmesi üzerine patlamalar yaşanıyor. Öte yandan yetkililer, Houston ve civarında çok ciddi bir konut krizinin baş göstereceği uyarısında bulunuyor. Evleri sular altında kalan Houston’lıları şimdi zorlu bir süreç bekliyor. Kimileri sigorta şirketlerine tazminat talepleriyle başvurma yoluna giderken birçokları, hükümet yardımı arayışı içine girecek. Gazete, federal afet bölgesi ilan edilen ilçelerde konutların yalnızca yüzde 16’sının federal sel sigortası programı kapsamında olduğunu bildiriyor.

Washington Post bugün ayrıca Savunma Bakanı Jim Mattis’in Başkan Trump’la olan ilişkisini mercek altına alıyor. Gazete, Mattis’in patronunu kışkırtmadan kabine içinde bağımsız kalmayı başardığı yorumunda bulunuyor. Birçok çevrelere göre emekli deniz piyade generali Mattis, Başkan Trump’ın en saldırgan ve bölücü içgüdülerine karşı sükûnetini ve ilkelerini korumayı başarıyor. Çevresindekilerden mutlak sadakat talep eden Trump’ın doğrudan tepkisini çekmeden bağımsız bir ses olmayı sürdürüyor. Gazeteye göre bunun son örneği, Mattis’in Pentagon’da Güney Koreli mevkidaşı Song Young-Moo’yla Kuzey Kore meselesini görüşmeden birkaç saat önce Trump’ın Twitter’da “Konuşmak çözüm değil!” şeklinde bir mesaj paylaşması üzerine yaşandı. Mattis, Trump’a yanıt olarak “Diplomatik çözümler hiçbir zaman tükenmedi” ifadesini kullandı. Mattis’in Trump’ın trans askerlerin orduda görev yapmasını yasaklayan kararına karşı uzmanlardan oluşan bir kurulun görüşünü alacağını açıklaması da Mattis’in bağımsız kararlar alabildiğinin bir örneği olarak görülüyor. Mattis’in ayrıca Savunma Bakanı olarak kamuoyunun gözünün önünden uzak durması, basın toplantılarından kaçınması ve televizyonda söyleşilere çıkmaması da dikkatlerden kaçmıyor. Bu da Mattis’in Trump Yönetimi’nin tepkisini çekmeden farklılıklarını ifade edebildiğinin bir kanıtı.

Washington Post’un ana sayfasında yer verdiği bir başka haberse Mısır’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili. Gazete, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi rejimi altında son aylarda insan hakları ihlallerinin ve yargısız infazların hızla arttığını yazıyor. Bu ihlallerin Başkan Trump’ın Mayıs ayında Ortadoğu’ya düzenlediği ziyaretten sonra tırmanışa geçmesi ise özellikle dikkat çekici. Başkan Trump, Ortadoğu gezisi sırasında Arap liderlerden İslamcı militan örgütlere karşı daha sert tavır takınmalarını talep etmişti. Trump’ın Ortadoğu’da üzerinde ısrarla durduğu bir başka konu ise yönetiminin önceliğinin, Ortadoğu’daki rejimlerin insan hakları sicilleri olmayacağıydı. Mısır’da şimdiye kadar Sisi karşıtı yüzden fazla internet sitesi kapatıldı. Çok sayıda insan hakları eylemcisi ve hukukçu, protesto gösterileri düzenledikleri gerekçesiyle tutuklandı ve mal varlıklarına el kondu. Yargı ise Sisi yanlısı hakim, savcı ve avukatlarla dolduruldu. Öte yandan sadece Temmuz ayında 61 kişinin yargısız infaz edildiği bildiriliyor.

Los Angeles Times ise Başkan Trump’ın Amerika’yı Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması NAFTA’dan çekeceğine ilişkin tehditlerinin boş çıkabileceğiyle ilgili bir habere yer veriyor. Habere göre Trump, Amerika’yı NAFTA’dan tek taraflı olarak çekemez çünkü bunu yapması, kırsal kesimlerdeki seçmen tabanını dışlaması anlamına gelir. Amerika, Kanada ve Meksika, NAFTA’nın yeniden müzakere edilmesi amacıyla bu hafta sonu ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirmek için toplanacak ancak Trump, müzakere yerine anlaşmayı iptal etme tehdidinde bulunuyor. Çok sayıda uzman ise Trump’ın tehditlerinin boş olduğu görüşünde. Bunun bir nedeni, Trump’ın Amerika başkanı olarak tek başına 23 yıllık anlaşmadan çekilme yetkisinin olmaması çünkü bu yetki, büyük çoğunlukla Kongre’ye ait. Ayrıca eğer Trump anlaşmadan çekilme yönünde adım atsa bile bu, Amerikan ekonomisinin geleceğiyle ilgili olarak olağanüstü baskı altına girmesi anlamına gelir. Trump’ın özellikle kırsal kesimlerde yaşayan seçmen tabanı, Amerika’nın NAFTA’dan çekilmesiyle çok büyük zarar eder. Gazeteye göre bu durum, Trump’ı Beyaz Saray’a çıkaran seçmen koalisyonunun parçalanmasıyla sonuçlanır.

XS
SM
MD
LG