Erişilebilirlik

10 Ağustos Amerikan Basınından Özetler


Başkan Trump’ın Kuzey Kore’ye karşı ”dünyanın şimdiye kadar görmediği ateş ve öfkeyle karşılık veririz” sözlerinin yankıları Amerikan basınında bugün de yer buluyor.

Washington Post, Başkan Trump’ın Kuzey Kore’ye yönelik tehditkar sözlerinin dünya çapında ciddi tedirginlik yarattığını yazıyor. Gazete, Trump Yönetimi’nin Kuzey Kore’ye gösterilen tepkilerde eşgüdümlü bir tavır sergilemediği izlenimi doğduğunu, üst düzey yetkililerin Trump’ın kelime seçimine katılmasalar da oluşan kaygıları gidermeye çalıştıklarını bildiriyor. Habere göre Amerika’nın müttefikleri, Trump’ın bazı danışmanları ve Kongre’deki siyasetçiler, Trump yönetiminin Kuzey Kore konusunda uyumsuzluk sergilediği görüşünde. Üst düzey ulusal güvenlik yetkilileri, bir yandan Trump’ı desteklemeye çalışırken diğer yandan Trump’ın sarfettiği sözlerin yarattığı infiali kontrol altına almaya çalışıyor. Örneğin Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un anlayacağı dilden konuştuğunu söyledi ve Amerikan kamuoyuna ”son günlerin söz düellolarına aldırış etmeden gece huzur içinde uyusunlar” mesajını iletti. Savunma Bakanı Jim Mattis ise Dışişleri Bakanlığı’nın Kuzey Kore krizini diplomatik yollardan çözmek için elinden gelen her şeyi yaptığını belirtti. Mattis, Amerika ve müttefiklerinin askeri gücünün toplamının Kuzey Kore’ninkiyle kıyaslanmayacak derecede büyük olduğu güvencesini verdi. Oysa Trump’ın en sevdiği danışmanlarından Sebastian Gorka Kuzey Kore’yi doğrudan tehdit ederek ”Biz eskiden süper güçtük. Şimdiyse hiper gücüz. Kuzey Kore’nin askeri gücü bizimkinin yanına yaklaşamaz. Pyongyang, Trump’ın Beyaz Saray’ının sabrını sınamaya kalkmasın” dedi. Gazete, Yeni Zelanda’dan Güney Kore’ye çok sayıda dünya liderinin itidal çağrısı yaparak tırmanan gerginliği dizginlemeye çalıştıklarını bildiriyor.

Washington Post’ta Marc Fisher ve Jenna Johnson imzasıyla yayınlanan değerlendirmede ise ”ateş ve öfke” dolu sözlerin, Trump’ın nükleer şifrelere sahip olmasının yarattığı endişeleri yeniden alevlendirdiği yazılı. Fisher ve Johnson, Trump’ın sözlerinin Amerika’yı ikiye böldüğü görüşünde. Bir tarafta Trump’ın adeta serseri mayın gibi olduğunu, aklına geleni söylediğini düşünenler, diğer taraftaysa başkanın siyaset zekasını ve içgüdülerini birleştirdiğini savunanlar var. Princeton Üniversitesi’nden Bruce Blair, elinde nükleer silah olan Trump’ın kendisini çok korkuttuğunu, herkesin de korkması gerektiğini söylüyor. Blair, ”Trump, nükleer savaşa varabilecek bir zıtlaşma içinde. Diplomaside başarılı olamadığını defalarca kanıtladı” diyor. Oysa Trump’ı savunanlar, Başkan’ın içinden geldiği gibi, ülkeyi koruma içgüdüsüyle hareket ettiğini ve Amerika’nın askeri gücüyle gurur duyduğunu düşünüyor.

Washington Post bugün ayrıca Donald Trump’ın eski seçim kampanyası menajeri Paul Manafort’un Washington yakınlarındaki evinin geçtiğimiz ay sonunda sabaha karşı FBI ajanlarının baskınına uğradığı haberine yer veriyor. Gazete, FBI ajanlarının Rusya’nın 2016 başkanlık seçimlerine müdahalesine ilişkin soruşturma kapsamında Manafort’un evinden bazı belgelere el koyduklarını yazıyor. Habere göre 26 Temmuz’da Manafort’a haber verilmeden yapılan baskın, Rusya soruşturmasını yürüten özel savcı Robert Mueller ve ekibinin yeni bir cesur bir yaklaşımı benimsediğini gösteriyor. Mueller ve ekibi, Manafort’un mali durumunu ve buna ilişkin kayıtlarını ve yabancı ülkelere siyasi danışmanlık yaptığı karlı kariyerini yakından inceliyor. Gazete, FBI’ın elindeki arama emri hakkında önemli ipuçları olduğunu da kaydediyor. Buna göre savcıların yargıçlara arama emrini imzalatmaları için bir suç işlendiğine dair ciddi gerekçeler sunmaları, şart. Hukuk uzmanlarına göre Mueller, arama emri çıkartarak, elindeki tüm kriminal soruşturma araçlarını kullanacağı ve soruşturmanın en kapsamlı ve hızlı bir şekilde ilerlemesi için elinden geleni yapacağı mesajı verdi. Manafort, Rusya’nın seçimlere müdahalesini inceleyen Kongre komisyonlarının istediği belgeleri şimdiye kadar sorunsuz olarak sunuyordu. Ancak gazete, arama emrinin aynı zamanda Kongre’de Manafort’un belgeler konusunda güvenilmez olduğu şeklinde bir izlenim oluştuğuna da işaret edebileceği yorumu yapıyor.

Los Angeles Times ise nükleer silah teknolojisindeki gelişmelerle ilgili bir değerlendirmeye yer veriyor. Gazete, dizüstü bilgisayar ve cep telefonu teknolojisinde olduğu gibi nükleer silah teknolojisinde de artık silahların küçüldüğünü ancak çok daha etkili hale geldiğini yazıyor. Habere göre Kuzey Kore, çok büyük etki yaratacak küçük bir nükleer bombayı füzelerinden birine yerleştirecek teknolojiyi geliştirmeyi büyük ihtimalle başardı. Ancak Amerikan istihbarat örgütlerinin raporuna göre Kuzey Kore, teknik sorunları çözebilecek bilimadamlarından oluşan bir ekip kurmuş olsa da Amerika’da ciddi hasara yol açacak bir saldırı düzenlemekten oldukça uzak. Bunun nedeni, büyük patlayıcı etkiye sahip minyatür nükleer bomba geliştirmenin çok büyük bilimsel birikim gerektiriyor olması. Uzmanlar, Kuzey Kore Hükümeti’nin nükleer teknolojisinin ne seviyede olduğu hakkında net bir bilgiye sahip değil. Kuzey Kore büyük olasılıkla Amerika ve Rusya’nın sahip olduğu hafif minyatür nükleer bombalara henüz sahip değil. Uzmanlar, Kuzey Kore’nin küçük ancak hafif olmayan bir nükleer bomba geliştirmiş olabileceği görüşünde.

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG