Erişilebilirlik

Afrin Türkiye-İran İlişkilerini Etkiler mi?


Afrin yakınlarında konuşlanan bir ÖSO üyesi tanksavar silahıyla

Türkiye’nin Afrin’e yönelik askeri operasyonu devam ederken İranlı komutanların emrindeki bir milis gücün Afrin’e kaydırılacağı yönünde iddialar gündeme gelmeye başladı.

İran tarafından yalanlanmayan bu iddialara göre, “Suriyeli 1200-1500 milisten” oluşturulan bu güç, YPG’den Afrin’in kontrolünü alacak. Milis güçleri İranlı komutanlar komuta edecek.

Afrin’in kontrolunun devredilmesi ve kontrolu devralacak güçlerinin İranlı komutanlar tarafından idare edileceği iddiaları Türkiye-İran ilişkilerine dair bazı soruları da beraberinde getirdi.

Son gelişmeleri Amerika’nın Sesi’ne değerlendiren TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Siyaset ve Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Gülriz Şen’e göre, “Suriye Savaşı belki de en son ve en yıkıcı evresine girmiş bulunuyor.”

Şen, İran’ın Türkiye’nin Afrin operasyonundan rahatsız olduğunu hatırlatarak, “Konuyla ilgili ilk açıklamayı yapan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Bahram Ghasemi, Türkiye'yi Afrin'deki operasyonu bitirmeye çağırmış, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizmişti. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise açıklamasında operasyonun nafile olduğunu savunmuş, müdahalenin Türklerin ve Kürtlerin ölümünden başka bir sonuç getirmeyeceğini ifade etmişti. Dini Lider Hameney'in askeri danışmanı eski Devrim Muhafızları Komutanı Yahya Rahim Safevi ise açıklamalarında Türkiye'nin yaşadığı taktik anlaşmazlıklara rağmen halen stratejik açıdan ABD ve İsrail’le birlikte hareket ettiğini ve Afrin operasyonunun Soçi'de güç kazanmak için bir hamle olduğunu belirtmişti” dedi.

İran’ın Suriye’deki savaşa başından beri dahil olduğunu ve bazı milis güçleri eğittiğini belirten Şen, “Suriye'de 7 senedir devam eden savaşta Suriye ordusunun birçok cephede mücadele vermesi nedeniyle zayıflayan askeri gücünün İran tarafından örgütlenen ve nakledilen güçlerle desteklendiğini ve bu durumun savaşın seyrini değiştiren hamleler arasında olduğunu” söyledi.

Son gelişmelerle birlikte Suriye’deki savaşın “en son ve en yıkıcı evresine girmiş olabileceğine” dikkati çeken Şen, Afrin’deki gelişmeleri sahadaki son durumla birlikte değerlendirerek şunları söyledi:

“Suriye ordusuna bağlı birlikler ve milisler Deraa, Kuneytra, Deyrezur gibi bölgelerde toprak kontrolunu yeniden ele geçirmek için Rusya ve İran'ın desteğiyle savaşmaya devam ediyor. Suriye Resmi Haber Ajansı'na göre Afrin'e, "IŞİD'e, Türk birliklerine ve ÖSO'ya karşı YPG milislerine destek olması" için gönderildiği belirtilen milisler hem Suriye ordusunun diğer bölgelerdeki mücadelelerini sekteye uğratmamış oluyor ve sahada farklı milislerin ortak hareketine alan açıyor, hem de Kürtlere geleceklerini Rusya veya Amerika'ya güvenerek değil, Suriye'de Esat rejiminin bünyesinde aramaları gerektiği mesajı veriliyor. Afrin'e gönderilen milislerin İran ve Hizbullah’la bağlantısı bu bakımdan sahadan verilen bir mesaj ve tarafları adımlarını yeniden gözden geçirmeye zorlaması açısından önemli görünüyor.”

Afrin’e yönelik bu hamlenin Türkiye’ye yönelik bir mesaj da taşıdığını kaydeden Şen’e göre, “Suriye rejiminin Fırat'ın batısında kontrolu yeniden ele aldığı, egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkeleri üzerinden Türkiye'nin Afrin kırsalından çekilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Suriye'nin bu hamlesinin arkasında İran'ın açıktan ve Rusya'nınsa örtülü desteğini görüyoruz.”

Bu gelişmelerle birlikte Türkiye ve İran arasında Suriye konusunda yaşanan çatlağın büyüyebileceği öngörüsünde bulunan Şen, iki ülke arasında İdlib’deki silahlı gruplara ve Türkiye’nin birlikte hareket ettiği ÖSO’ya bakış konusunda görüş ayrılığı olduğuna dikkat çekti. Şen, İran’ın bu silahlı grupları genel olarak “tekfirci teröristler” olarak tanımladığını, Türkiye’nin de Irak’taki Haşdi Şaabi güçlerine yönelik benzer bir görüşünün olduğunu hatırlattı.

Şen’e göre, “Afrin'de Türkiye'nin aksi yönde tüm uyarılarına rağmen Suriye rejimine bağlı milislerin PYD/YPG’yle birlikte Türk askeri birliklerine ve ÖSO'ya karşı konuşlanması dolaylı da olsa Türkiye ve İran'ı karşı karşıya getirmekte. İdlib'den daha ziyade, öncelikle Afrin'de bu çatlağın büyüyeceğini öngörebiliriz. İdlib'de her türlü anlaşmazlığa rağmen Astana ve Soçi Zirveleriyle üç garantör devletin mutabakatıyla yönetilen bir süreç ve mekanizma mevcut, ancak Afrin için belirsizlik ve büyük riskler var.”

Sahada her iki ülkenin desteklediği silahlı oluşumların karşı karşıya gelme riskinin olduğunu kaydeden Şen, “Bu riskin aşılabilmesi için siyasi diyalogun arttırılması gerekecek. Bu bağlamda İran ve Türkiye arasındaki temaslar önem kazanıyor. İki ülkenin geçtiğimiz sene başlattığı yüksek askeri temaslar da katkı sunabilir. Ancak Rus Dışişleri Bakanı Lavrov'un Suriye’yle Türkiye konuşmalı mesajını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Geçtiğimiz haftalarda Türk ordusunun ve ÖSO birliklerinin İdlib'de el Ais'e yaptıkları ilk hamlede de İran destekli milislerin konvoya saldırı haberlerini duymuştuk. Sahadaki kritik dengeleri sağlamak için siyasi ve stratejik iletişimin artık daha fazla önem kazandığı bir evredeyiz” dedi.

“İran Türkiye’nin Suriye’de nüfuz alanı oluşturduğunu düşünüyor”

Suriye’de yaklaşık 8 yıl yaşayan gazeteci Musa Özuğurlu da “İran’ın son hamlesinin Türkiye’ye bir mesaj amacı taşıdığı” görüşünde. İran’dan Türkiye’nin operasyonları durdurması çağrısı yapılan açıklamalar geldiğini hatırlatan Özuğurlu, “İran, Türkiye’nin Afrin operasyonunu YPG başlığı altında sürse de Suriye yönetimine karşı bir hamle olarak görüyor. Türkiye’nin adımlarını Suriye yönetiminin zayıflaması ve orada (Afrin ve Fırat Kalkanı operasyonuyla alınan bölgeler) otoritesini kaybetmesi olarak değerlendiriyor. Daha da önemlisi son değerlendirmelere göre Türkiye’nin kendisine bağlı güçlerle bir oluşuma gittiği iddiası var. Türkiye’nin Suriye içinde nüfuz alanı oluşturmasını hem İran hem de Şam istemiyor” dedi.

İran’ın “Türkiye’nin birlikte hareket ettiği grupları terörist olarak değerlendirdiğine” vurgu yapan Özuğurlu, “Türkiye ve İran’ın desteklediği güçlerin karşı karşıya gelmesi iki ülke arasında elbette sorunlara sebep olacaktır ancak taraflar bu durumu alenileştirir mi, belli değil” diye konuştu.

Özuğurlu, Suriye sahasında Türkiye ve Rusya arasında da zaman zaman sorunlar yaşanmasına rağmen ilişkilerin devam ettiğini hatırlattı.

İran ve Türkiye dahil Suriye’deki sürece taraf olan ülkeler arasında bir taraftan her şartta diplomasi kanallarının açık tutulduğunu ancak aynı zamanda tarafların destekledikleri gruplar üzerinden sahada sert hamleler yaptığını anlatan Özuğurlu “Türkiye ve İran ilişkileri sadece Suriye’yle sınırlı değil ve iki ülkenin birbirine ihtiyacı var. Bu nedenle, sahada sorun yaşanması mümkün ancak çok büyüteceklerini düşünmüyorum” dedi.

XS
SM
MD
LG