Erişilebilirlik

Açlık Grevinde Tıbbi Müdahale Tartışması


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevlerinden ihraç edilen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 145’nci günündeyken, cezaevi hastanesinde tedaviye alındıkları için “tıbbi müdahale” tartışması yaşanıyor.

Türkiye’de olağanüstü hal (OHAL) kapsamında kamu görevlerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça’nın, 69 gündür cezaevi koşullarında sürdürdüğü açlık grevi eylemi, hayati tehlike sınırını aştı. Ocak ayından bu yana KHK kararlarıyla yaşanan mağduriyetleri inceleyeceği açıklanan OHAL İnceleme Komisyonu’nun ise, Gülmen ve Özakça’nın durumunu öncelikle gündemine alması bekleniyordu ancak bu beklenti gerçekleşmedi.

Gülmen ve Özakça, Ankara Numune Hastanesi’nin 28 Temmuz tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile tutuklu bulundukları Sincan Cezaevi’nin kampüsündeki hastaneye kaldırıldı. Gülmen ve Özakça’nın tutuklanmalarına neden olan soruşturmaları takip eden Halkın Hukuk Bürosu ise, Pazar akşamından itibaren müvekkillerine “zorla tıbbi müdahale” girişiminde bulunulduğunu açıkladı. Halkın Hukuk Bürosu’ndan Avukat Ebru Timtik, “Nuriye ve Semih hastaneye zorla götürüldü. Nuriye güçsüz ve zayıf durumda. Bu yüzden Nuriye’yi yatağındaki çarşafa sararak götürmüşler. Semih’i de darp ederek ve kayışla bağlayarak hastaneye götürmüşler. Biz bu duruma ilişkin tutanak tuttuk ve gereken suç duyurularında bulunacağız” açıklaması yaptı.

Esra Özakça da, Amerika’nın Sesi’ne, Gülmen ve eşi Semih Özakça’nın hastaneye adeta işkence edilerek zorla götürüldüğünü ve darp edildiklerini söyledi. Özakça, sadece işlerini geri istediklerini açıklayan eşi ve Nuriye Gülmen’in serbest bırakılması çağrısında bulundu.

“Acilen refakatçi alınmalı”

Ankara Tabip Odası adına süreci takip eden Dr. Onur Naci de, Amerika’nın Sesi’ne tıbbi durumu değerlendirerek, acilen Gülmen ve Özakça’nın yanına refakatçi alınması gerektiğini söyledi. Naci, cezaevi koğuşunda Gülmen ve Özakça’nın koğuş arkadaşlarının kendilerine refakatçi olduğunu ancak Pazar gününden itibaren refakatçisiz olarak cezaevi hastanesinde tutulduklarını vurguladı.

Ankara Tabip Odası olarak Gülmen ve Özakça’nın tıbbi kontrolü için Adalet Bakanlığı’na iki kez yaptıkları başvuruya ret yanıtı aldıklarını anımsatan Naci, avukatlar aracılığıyla tıbbi süreci izlediklerini ve ciddi endişe duyduklarını aktardı. Açlık grevindeki Gülmen ve Özakça’nın temiz havalandırma koşullarına sahip olmaları gerektiğini kaydeden Naci, Sincan İnfaz Kampüsü Hastanesi’nde pencereleri telli-mazgallı tamamen kapalı oda koşullarında her ikisine de tıbben zarar verildiğini dile getirdi.

Naci, “Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi eyleminde olmaları tıbbi bir sorun değildir. Hükümet ve yetkili makamlarca soruna sanki tıbbi bir sorun gibi yaklaşılmaktadır. Oysa Gülmen ve Özakça, uluslararası insan hakları normları bakımından açlık grevi eylemlerini sürdürme ve tıbbi müdahaleyi kabul etmeme hakkına sahiptir. Dolayısıyla sorunu çözme yolu tıbben değil siyaseten mümkündür. Her ikisi de açlık grevini hangi koşullarda bırakacağını açıklamıştır. Gülmen ve Özakça’ya kendi iradeleri dışında tıbbi müdahalede bulunulması uluslararası hukuken suç olacaktır. Ayrıca tıp etiğine de aykırı olacaktır. Hukuken ve tıbben hasta iradesi esastır” dedi.

Dr. Onur Naci, Semih Özakça’nın yine KHK ile kamu görevinden ihraç edilen öğretmen eşi Esra Özakça’nın da açlık grevini sürdürdüğünü anımsatarak, “Esra Özakça’nın sağlık durumu kötüleşti ancak kendisi istemediği sürece detaylarını aktaramayız” bilgisini aktardı.

CHP’nin doktor vekillerinden Niyazi Nefi Kara da, Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumlarına dikkat çeken yazılı bir açıklama yaptı. CHP Antalya Milletvekili Kara, açıklamasında Gülmen ve Özakça’nın tıbbi müdahaleyi reddettiklerini ve açlık grevini sürdüreceklerini beyan ettiklerine dikkat çekti.

Mimar Alev Şahin’den de 1 haftalık açlık grevi

Bu arada Düzce’de mimar Alev Şahin de kent meydanında 30 Ocak’ta KHK ile işten çıkarılmasına karşı başlattığı oturma eylemini 143 gündür devam ettiriyor.

KESK üyesi olan ve sendika üyeliği nedeniyle KHK ile ihraç edildiği belirtilen Mimar Şahin, Pazartesi günü itibariyle Gülmen ve Özakça’nın açlık grevine destek amacıyla 7 gün boyunca açlık grevinde olacağını duyurdu. Şahin, bugüne değin hükümetin dikkatini çekmek amacıyla yapılan geçici süreli açlık grevi eylemlerini anımsatarak, “Onlar için aç kalan son insan olmak umuduyla” bu eylemi yapacağını ifade etti.

Açlık grevi eyleminde neler yaşandı?

Akademisyen Nuriye Gülmen, Selçuk Üniversitesi’ndeki edebiyat alanındaki kamu görevinden OHAL kapsamında yayımlanan 6 Ocak tarihli ve 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildi. Öğretmen Semih Özakça ise, Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu’nda görevliyken 29 Ekim 2016 tarihli ve 675 sayılı KHK ile ihraç edildi. Gülmen ve Özakça, kendileri gibi KHK ile görevlerinden atılanlarla birlikte hükümetin dikkatini çekmek ve yargı yolu kapalı olan KHK’larla ihraçlara karşı tepki göstermek üzere Ankara’da süresiz oturma eylemi başlattı. Gülmen, 9 Kasım 2016’da, Özakça 23 Kasım 2016’da TBMM’ye sadece yüzlerce metre uzaklıkta, Yüksel Caddesi’ndeki oturma eylemine geçti. Ancak Gülmen ve Ökakça’nın oturma eylemine toplumsal destek verildikçe İnsan Hakları Anıtı önündeki eylem alanına polis müdahalesi sıklaştı.

Süreçte, Gülmen ve Özkakça hakkında toplumsal eylemleri kışkırttıkları gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle tutuklama kararı alındı. Açlık grevi eyleminin 76. gününde tutuklanan Gülmen ve Özakça ise, 145 gündür açlık grevi eylemini sürdürüyor.

Gülmen ve Özakça’nın, 22 Mayıs’ta tutuklanmalarının ardından öğretmen Semih Özakça’nın eşi Esra ve annesi Sultan Özakça da açlık grevi eylemine başlamıştı. Ancak anne Sultan Özakça, 26 Haziran’da açlık grevi eyleminin 35’nci gününde geçmişten kaynaklanan sağlık sorunları tekrarlayınca eylemine son verdi. Esra Özakça ise, açlık grevinde 69’ncu gününde eylemine devam ediyor.

KHK ile kamu görevlerinden ihraç edilen isimler de Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Anıtı civarında başlattıkları eylemi 265’nci gününde sürdürüyor. Eylemciler, Ankara Valiliği’nin talimatıyla Yüksel Caddesi’ne giriş yapamadıkları için Güvenpark’ta farklı sivil toplum örgütleri desteğiyle basın açıklaması yapıyor.

Eylemcilerden Alev Karadağ hakkında ev hapsi cezası verilmesi nedeniyle 13 Temmuz’dan bu yana evinden ayrılamıyor. Esra Özakça ile birlikte eylemciler Veli Saçılık, Nazife Onay, Nazan Bozkurt ve Erdoğan Canpolat ise, adli kontrol şartıyla serbest durumda.

Türkiye tarihinde ilk kez İnsan Hakları Anıtı’nın polis barikatlarıyla abluka altına alındığı süreçte, CHP’li milletvekilleri eyleme destek amacıyla “hapishane avlusundaki gibi sokaklarda volta atmak” gibi farklı protestolar da düzenledi. Hükümetin tavrında ise değişiklik olmadı ve Yüksel Caddesi’nin ardından son günlerde Güvenpark’taki basın açıklamalarına karşı da biber gazı, cop gibi yöntemlerle sert şekilde polis müdahalesi söz konusu.

Son olarak 23 Temmuz günkü basın açıklaması sırasında polis, 72 kişiyi gözaltına alırken, eylemcilerden Zeynel Danacı’nın kolunu kırmıştı. Bununla ilgili olarak CHP Ankara Milletvekili ve Avukat Ali Haydar Hakverdi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

XS
SM
MD
LG