Erişilebilirlik

Türkiye’de darbe girişimi gerekçesiyle 21 Temmuz’da uygulanmaya başlayan OHAL rejiminde, yasama organı TBMM’den geçmeyen kanun hükmünde kararnameler nedeniyle yaşanan mağduriyetler tartışması sürüyor.

KHK kararlarıyla mağdur oldukları iddiasındaki kişiler ve kuruluşlar hakkında karar almak üzere oluşturulan OHAL İnceleme Komisyonu’na başvurular, 14 Eylül'de sona erdi. Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 14 Eylül’deki açıklamasında valilikler aracılığıyla komisyona yapılan başvuru sayısını 98 bin 252 olarak açıkladı. Bu sayı, KHK kararlarıyla kapatılan medya, dernek, vakıf gibi tüzel kişilikleri de kapsıyor.

Adalet Bakanlığı Müsteşarı Müsteşar Yardımcısı hakim Selahaddin Menteş’in başkanlığındaki yedi kamu personelinden oluşan komisyonun ilk önce açlık grevindeki eğitimcilere ilişkin dosyaları ele alması bekleniyordu. Ancak yaklaşık iki haftadır komisyonun hangi dosyaları öncelikle inceleyeceği açıklanmadı; sadece Ekim veya Kasım’da ilk kararlarını verebileceği belirtildi.

KHK kararlarıyla kamu görevlerinden ihraç edildikleri için işe dönüş talebiyle açlık grevine başladıktan sonra tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın hayati durumuyla ilgili endişe verici bilgiler geliyor. Gülmen ve Özakça, 126 gündür tutuklu olmalarına karşın 202 gündür aralıksız açlık grevi eylemine devam ediyor.

Nuriye Gülmen yoğun bakımda

Son olarak Özakça'yla birlikte tutuklu yargılanmaları devam ettiği için Sincan Cezaevi Kampüsü Hastanesi’nde olan Nuriye Gülmen, sabah 02.00’de Ankara Numune Araştırma ve Eğitim Hastanesi’nin yoğun bakımı ünitesine kaldırıldı.

Gülmen ve Özakça aileleri, açlık grevindeki eğitimcilere kendi iradeleri dışında zorla tıbbi müdahale yapılabileceğini belirterek, her iki gencin de hayati risk sınırında olduğunu duyurdu. Ailelerce yapılan açıklamada, “Nuriye ve Semih’in iddianamelerinde onları tutuklu tutabilecek hiçbir delil bulunmuyor bu yüzden sürekli mahkemelerden kaçırılarak tahliye olmaları engelleniyor. Onların görünmesini istemeyerek, onları halktan kaçırmak istiyorlar. Nuriye ve Semih’in avukatlarını tutukladılar, kendilerini kaçırıyorlar, bunun adı yargılama olabilir mi? Nuriye ve Semih iki hafta önceki duruşmalarına, Numune Hastanesi’ne 3 dakika mesafede bulunan Ankara Adliyesi’ne getirilmeleri için jandarmanın yeterli elemanı bulunmazken; Nuriye, Numune Hastanesi’ne yüzlerce çevik kuvvet ve jandarma sivil kolluk kuvvetleriyle getirilmiştir. Kaldığı yoğun bakım ünitesinin önüne jandarma görevlileri ve polislerden etten duvar örmüşlerdir. Siyasi iktidarı önce vicdana, sonra hukuka davet ediyoruz. Nuriye ve Semih’in başına gelecek her şeyden siyasi iktidar sorumlu olacaktır” denildi.

CHP Ankara Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanvekili Şenal Sarıhan da, Gülmen’in durumunu görmek üzere Numune Hastanesi’ne gitti. Yoğun bakıma alındığı gerekçesiyle Gülmen’in artık refakatçisiz olduğunu açıklayan Sarıhan, Başhekim Yardımcısı’ndan bilgi alabildiğini söyledi. Sarıhan, “Bize Nuriye’nin, Sincan Cezaevi geçen Cuma gününden bu yana koku alma duygusunda yokluk, uyku hali, konuşma bozukluğu ve su tüketiminde azalma olması nedeni ile kaygıyla buraya sevk edildiğini söyledi. Nuriye’nin bilincinin açık olduğunu, sağlıkla ilgili müdahale kabul etmediğini, iradesi dışında hiç bir şey yapılmayacağını ifade etti. Bu konuda tutanak da tutulmuş” dedi.

Adalet Bakanlığı’ndan Gülmen’i bizzat ziyaret etmek üzere talepte bulunduğunu söyleyen CHP’li Avukat Sarıhan, “Temel öncelik yaşama hakkıdır. Her geçen gün durumları kötüye giden eğitimcilerin bir an önce işlerine iade edilmeleri ve eylemlerini sonlandırmaları sağlanmalıdır. Nuriye ve Semih için daha fazla geç olmadan adalet sağlanmalıdır” çağrısı yaptı.

Amerika’nın Sesi’nin görüştüğü Semih Özakça’nın eşi ve kendisi KHK’yla öğretmenlik görevinden ihraç edildiği için 127 gündür açlık grevinde olan Esra Özakça da, geçmişte kendilerine eşi ve Gülmen’in OHAL İnceleme Komisyonu’nun ilk gündem maddesi olacakları sözü verildiğine dikkat çekti. Komisyon’un derhal işletilmesi gerektiğini söyleyen Esra Özakça, Gülmen ve eşinin, “Gezi veya Tekel direnişi gibi eylemlere dönüşebilme ihtimali ve tutuklanmazlarsa adaletin işleyişine zarar verebilirler” gibi gerekçelerle haklarına dava açılarak tutuklandıklarını anımsattı.

Basın açıklamasına polis müdahalesi

KHK kararlarını protesto etmek üzere Ankara’daki İnsan Hakları Anıtı önünde 9 Kasım 2016’da Nuriye Gülmen’in başlattığı oturma eylemine destek veren mağdurlar tarafından yapılan basın açıklamasına bugün de polis müdahalesi oldu. Ankara Valiliği’nin aldığı karar uyarınca Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı bölgesi toplumsal eylemlere yasaklandığı gerekçesiyle polis geçtiğimiz günlerde olduğu gibi KHK mağdurlarınca yapılan basın açıklamasını engelledi. KHK’yla kamu görevlerini kaybettikleri için Gülmen’in ardından İnsan Hakları Anıtı eylemcileri olan Veli Saçılık gibi isimlerin konuyu canlı tutmak için basın açıklaması girişimleri oluyor

Bugüne kadar neler yaşandı?

Akademisyen Nuriye Gülmen, Selçuk Üniversitesi’ndeki edebiyat alanındaki kamu görevinden OHAL kapsamında yayımlanan 6 Ocak tarihli ve 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edildi. Öğretmen Semih Özakça ise, Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu’nda görevliyken 29 Ekim 2016 tarihli ve 675 sayılı KHK ile ihraç edildi.

Gülmen ve Özakça, kendileri gibi KHK’lar görevlerinden atılanlarla birlikte Hükümet’in dikkatini çekmek ve yargı yolu kapalı olan KHK’larla ihraçlara karşı tepki göstermek üzere Ankara’da süresiz oturma eylemi başlattı. Gülmen, 9 Kasım 2016’da ardından Özakça 23 Kasım 2016’da TBMM’ye sadece yüzlerce metre uzaklıkta, Yüksel Caddesi’ndeki oturma eylemine geçti. Bu eyleme KHK mağduriyetini yaşayan Esra Özakça, Veli Saçılık, Acun Karadağ gibi isimler de katıldı.

Oturma eylemi sırasında defalarca gözaltına alınmaları üzerine Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 9 Mart günü açlık grevine başladıklarını kamuoyuna duyurdu. Gülmen ve Özakça, adli sicil temiz kağıdı alarak o gününe değin haklarında herhangi bir terör örgütü bağlantısı bulunmadığını da paylaştı.

Sonrasında Gülmen ve Özakça hakkında henüz gerçekleşmemiş toplumsal eylemleri provoke ettikleri gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle 22 Mayıs’ta gözaltına alındı ve 23 Mayıs’ta tutuklandı. Eğitimciler, İçişleri Bakanlığı tarafından DHKP-C terör örgütü üyesi olmakla suçlandı. Buna rağmen Gülmen ile Özakça ise, cezaevi koşullarına devam kararı aldı. Gülmen ve Özakça, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararıyla Ankara Numune Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra 29 Temmuz’da kendi iradeleri dışında Sincan Cezaevi Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak yürüyemeyen ve sadece tuzlu su gibi açlık grevine devam etmek üzere sıvı alan Gülmen ile Özakça’ya refakatçi eşlik etmesine 14 Ağustos’ta izin verildi.

Gülmen ve Özakça’nın ilk duruşma günü 14 Eylül iken; savunmalarını yürüten Halkın Hukuk Bürosu avukatları da 5 Eylül günü kovuşturmaya uğradı ve avukatlardan bazıları tutuklandı. Gülmen ve Özakça’nın salona getirilmediği 14 Eylül’de Ankara Adliyesi’ndeki ilk duruşmasında ise, tutuklu yargılanmalarına devam edilmesine karar verilirken; dışarıda davayı izleyenlere polis müdahalesi gerçekleşti.

Şimdi Özakça, refakatçisiyle birlikte Sincan Cezaevi Hastanesi’ndeyken; Gülmen, Ankara Numune Hastanesi’nde.

Özakça ve Gülmen’in ikinci duruşması ise, bu sefer Sincan Cezaevi’ndeki mahkeme salonunda 28 Eylül saat 10.00’da gerçekleştirilecek.

Bu arada Düzce’de mimar Alev Şahin de kent meydanında KHK ile işten çıkarılmasına karşı oturma eylemini 30 Ocak’tan bugüne 162’nci gününde sürdürmeye çalışıyor.

XS
SM
MD
LG