Erişilebilirlik

Açlık Grevindeki Eğitimciler Tutuklandı Gözler OHAL Komisyonu’nda


Kamu görevlerinden ihraç edildikleri için oturma eylemi düzenlemelerinin ardından açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında bugün tutuklama kararı verilmesiyle, gözler OHAL Komisyonu’nun alacağı karara çevrildi.

Başkent’in merkezinde Kızılay’daki İnsan Hakları Anıtı’nın önünde kamu görevinden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildiği için akademisyen Nuriye Gülmen, 9 Kasım 2015 günü oturma eylemi başlatmıştı. Ardından Gülmen’in yanı sıra KHK’larla ihraç edilen kamu personeli Semih Özakça, Acun Karadağ, Veli Saçılık ve son olarak Mehmet Dersulu süresiz oturma eylemine geçmişti. Bu eyleme Özakça gibi öğretmen eşi Esra Özakça gibi çok sayıda KHK’yla ihraç edilmiş kamu personeli de nöbetleşe destek veriyordu. Ancak oturma eylemine hükümetten yanıt alamadıklarını gerekçesiyle Gülmen ve Özakça, 76 gün önce açlık grevine girdiklerini duyurdu. Bu süreçte Gülmen ve Özakça ile beraberindekiler, sıkça gözaltına alındı ve savcılıkça ifadelerine başvurdu. Geçtiğimiz günlerde ise Gülmen ve Özakça hakkında “kamu davası” açılmış ve tutuksuz yargılanmalarına karar verildi. Ancak dün sabaha karşı açlık grevini sürdürdüğü eve polis baskını yapılan Gülmen ve Özakça gözaltına alındı. Böylece Gülmen ve Özakça hakkında son 20 gündür mevcut dava dışında ayrı bir soruşturma dosyası açıldığı ortaya çıktı. Her iki eğitimci, bugün savcılıktan tutuklama talebiyle sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Açlık grevini hapishane şartlarında da sürdürme kararı alan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, Ankara Adliyesi’nde hakim karşısına çıkmayı beklerken sosyal medya aracılığıyla mesaj verdi.

Twitter’daki Halkın Hukuk Bürosu’nun hesabından paylaşılan kısa videoda, Semih Özakça, “Bu tutuklama tehdidi ve tutuklamalar, onların çaresizlikleridir. Bizim işimizi isteme hakkımızı elimizden alamazlar. Her halükarda biz umudumuzu koruyacağız. Zafere kadar daima mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

Nuriye Gülmen de, savcılıktaki sorguda kendilerine “Sosyal medya hesabınızdan suç unsurlu paylaşım yaptınız mı?” sorusu dışında doğru düzgün soru sorulamadığını ancak yine haklarında tutuklama talep edileceğini ifade etti. Gülmen, “Çünkü emir büyük yerden gelmiş, çok belli oluyordu. Bobby Sands’ın sözüyle ‘Dünyadaki bütün cephaneleri de yığsanız, ezilmeyi reddetmiş bir insanın karşısına koyacak bir şey bulamazsınız’. Bugün bizi tutuklayabilirler. Ellerinde hiçbir delil olmamasına rağmen bugün bunu yapabilirler. Ama biz ezilmeyi reddetmeye hapishanede de devam edeceğiz. O yüzden çaresizler. Direniş bizim için içeride devam edecek” diye konuştu.

Kozağaçlı: ‘Tutuklamalar OHAL Komisyonu’nu etkilemek için’

Açlık grevi eylemini ve hukuku süreci yakından takip eden Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, bugünkü tutuklama kararına ilişkin detayları Amerika’nın Sesi’ne anlattı.

Hükümetin KHK kararlarına karşı yargı yolunu açacak adım attığını ve 7 kişilik OHAL Komisyonu kurduğunu anımsatan Kozağaçlı, “Bu Komisyon’un ilk dosyaları tahmin edilebileceği gibi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın dosyaları. Şimdi bu haksız tutuklama ve suçlamalar, Nuriye ve Semih’in Komisyon önündeki dosyalarını etkilemeye dönük diye düşünüyoruz. Birileri Nuriye ve Semih’in işlerine dönmesini istemiyor. Komisyon aracılığıyla da dönmesini istemiyor. Komisyon, belki toplanacak ve gelecek hafta Nuriye ile Semih işlerine dönmüş olacaktı” dedi. Kozağaçlı, hükümet içindeki bir kanat tarafından OHAL Komisyonu’nun kararını etkilemeye dönük olarak bugünkü tutuklama hamlesinin atıldığını düşündüklerini açıkladı.

OHAL Komisyonu’nun etkilenmeden Gülmen ve Özakça hakkında işe iade kararı vermesini hayal ve umut ettiğini vurgulayan Kozağaçlı, aksini düşünmek istemediğini ve Gülmen ile Özakça’nın açlık grevini işe iade kararı çıkıncaya kadar sürdürme kararlılığında olduğunu hatırlattı.

“Açlık grevinde 75’nci gününde birisi 10 kilogram birisi de 16 kilogram kaybetmiş iki insan hakkında hiçbir saldırganlık içermeyen bir eylemde iken tutuklama kararı verilmesini kabul etmek mümkün değil” diyen Kozağaçlı, bu tutuklama kararıyla Gülmen ve Özakça’nın çok ciddi sağlık riski altına itildiğini söyledi.

Evdeki operasyon sırasında orada hazır bulunduğunu kaydeden Kozağaçlı, arama kararını da incelediğini belirterek, “Arama kararından bugünkü tutuklama kararına değin hukuken gerekçe sorunu var. Türk hukukundaki mevcut hiçbir gerekçeye dayanılamamış. Zaten dayandırılması mümkün değil çünkü tutuklamayı gerektirecek bir faaliyet içerisinde değiller. Fakat kabul edilemez spekülasyonlar yapılmış. Bu açlık grevi eyleminin ileride toplu bir ayaklanmaya dönüşeceği belirtilmiş ve Gezi örnek verilmiş” diye konuştu.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında hali hazırda dün bir dava açıldığını anımsatan Kozağaçlı, bunun eyleme başladıkları günden 2 Mayıs’a kadar olan dönemi suçlayan bir dava dosyası olduğunu aktardı. Bu davada tutuksuz olarak yargılanmalarına karar verildiğini kaydeden Kozağaçlı, “Bugün tutuklanmalarına neden olan soruşturma dosyası ise sadece 20 günlük faaliyetlerini kapsıyor. 2 Mayıs ile 22 Mayıs arasını. Bunu da anlamak zor 200 günlük bir eylemin 180 gününe ilişkin bir kamu davası açılmış durumda dün itibariyle ve tutuksuz olarak devam edecek. Bugün tutuklanmalarına neden olan soruşturma sadece 20 günlük faaliyetlerini kapsıyor. Bunu da anlamak zor”

'Azınlık Raporu (Minority Report)' filmi anımsandı

Tutuklama kararı gerekçesinde çarpıcı cümleler bulunduğunu vurgulayan Kozağaçlı, gerekçede “Haklarında daha önce gözaltı kararı verilmiş ve dava açılmış olmasına rağmen eylemlerinde ısrar ettikleri anlaşılmaktadır” denilmesini eleştirdi. Bunun nasıl bir akıl yürütme olduğunu ve ısrarı nasıl suç saydıklarını anlayamadığını söyleyen Kozağaçlı, bunun hukuksal bir gerekçe olmadığını ifade etti. “İlk yapıldığında eylem suç değilse ve tutuklama gerektirmiyorsa ısrar edildiğinde de tutuklama gerektirmez” diyen Kozağaçlı, gerekçede, “Tutuklanmamaları halinde adli sistemin zarar göreceği anlaşılmıştır” denilmesi de tepki gösterdi. Türk Ceza Kanunu’nda böyle bir suç olmadığının altını çizen Kozağaçlı, gerekçeye bakıldığında akıllarına “Azınlık Raporu (Minority Report)” filminin geldiğini de paylaştı. Söz konusu filmde, medyumlar aracılığıyla suç işleyecekleri öngörülen kişiler henüz suç gerçekleşmeden tutuklanıyordu.

Gerekçede, “potansiyel tehlike” iddiaları sıralandığını anlatan Kozağaçlı, “Bu henüz suç işlememiş bir kişinin, bir suça karışacağı iddia ederek tutuklama. Bizim hukukumuzda yok. Asla da böyle gerekçelere dayanılamaz” görüşünü dile getirdi.

XS
SM
MD
LG