Erişilebilirlik

Açlık Grevi 104’ncü Gününde Ses Arıyor


Türkiye’de olağanüstü hal kapsamında ihraç edildikleri kamu görevlerine geri dönüş talep eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle tutuklu bulundukları cezaevi koşullarında açlık grevlerini sürdürüyor.

Türkiye’de geçen yıl yaşanan darbe girişimi dayanak gösterilerek 21 Temmuz’da uygulamaya konulan olağanüstü hal (OHAL) devam ederken; OHAL kapsamındaki insan hakları ihlalleri tartışmaları da büyüyor. OHAL çerçevesinde Kanun Hükmünde Kararname’ler (KHK) ile kamu görevlerinden ihraç edilen kişi sayısı, 100 bin rakamını aşmasına karşın itirazlar için oluşturulan ve başkanlığını Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selahaddin Menteş’in üstlendiği OHAL Komisyonu ise, henüz dosya inceleme işlemlerine başlamadı.

KHK ile görevlerinden ihraç edilmelerine karşın işlerine geri döndürülme talebiyle açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ise, 28 gündür tutuklu olmalarına rağmen eylemlerinden vazgeçmedi.

Gülmen ve Özakça’nın, “sadece işimizi geri istiyoruz” yaklaşımıyla yola çıktığı açlık grevi eylemine, tutuklama kararı üzerine 22 Mayıs’ta öğretmen Semih Özakça’nın eşi Esra ve annesi Sultan Özakça da katıldı. Bunun yanı sıra KHK ile işini kaybeden Acun Karadağ, Veli Saçılık gibi isimler de Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Anıtı civarında başlattıkları eylemi 224’ncü gününde sürdürüyor. Bu arada Düzce’de mimar Alev Şahin de kent meydanında KHK ile işten çıkarılmasına karşı oturma eylemini 30 Ocak’tan bugüne 102’nci gününde sürdürmeye çalışıyor.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı da, Amerika’nın Sesi’ne, bugün İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısıyla yeniden Gülmen ve Özakça’nın durumuna dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti. Ankara’da gerçekleştirdikleri basın açıklamalarıyla ulaşamadıkları medya kuruluşlarına bugün İstanbul’dan da seslenmek istediklerini kaydeden Bakkalcı, TİHV olarak açıkça gerçekleştirilen bu insan hakları ihlalinin suç olduğunu dile getirdi.

“Eş ve anne Özakça’nın durumu da kritik”

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Ankara Tabip Odası (ATO) adına süreci izleyen Dr. Onur Naci de, Gülmen ve Özakça’yı muayene etmek için Adalet Bakanlığı’na yaptıkları ikinci başvuruya halen yanıt alamadıklarını açıkladı. Bu nedenle avukatlar aracılığıyla Gülmen ve Özakça’nın cezaevindeki durumlarını izleyebildiklerini kaydeden Naci, bu arada 28 gündür açlık grevi yürüten eş Esra Özakça ile anne Sultan Özakça’nın durumuna da dikkat çekti. Naci, “Esra Özakça ile Sultan Özakça, bir yandan açlık grevinde bir yandan da Yüksel Caddesi’nde her gün basın açıklaması eylemi gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu sırada yoğun polis müdahalesiyle karşı karşıya kalıyorlar. Polis tarafından biber gazı olarak kullanılan karışım, kimyasal açıdan ciddi sağlık riski yaratıyor. Esra Özakça ve Sultan Özakça başta olmak üzere orada gaza maruz kalanlar, bağırsak, mide başta olmak üzere sindirim sistemiyle ilgili sıkıntılar yaşıyor. Bununla ilgili ciddi kaygılarımız var. Açlık grevinde oldukları için Esra ve Sultan Özakça’nın da durumu kritik” dedi.

Dr. Naci, hapishanedeki Nuriye Gülmen’in ise hareket kabiliyetini tümüyle kaybettiğini ve tek başına ayağa kalkamadığını ifade etti. Naci, “Semih Özakça ve Nuriye Gülmen, her ikisi de halen bilinçli ancak artık sağlık durumları ciddi gerileme gösteriyor” bilgisini aktardı.

Chomsky’den destek mesajı

Bu arada 16 Haziran günü, açlık grevi eyleminin 100’ncü gününde önemli akademisyen Noam Chomsky, Gülmen ve Özakça için mesaj yayımladı. Chomsky, mesajında, “Türkiye’deki iki açlık grevcisi Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, demokratik ilkelere inanan herkesin desteğini hak ediyorlar. İçinde bulundukları durum, vahim bir insan hakları ihlalidir. Grev 100. gününü aşmışken hijyenik olmayan hapishane koşullarında sağlıkları hızla bozulmaktadır. Çok geç olmadan grevin sonlanması için adalet ve haysiyet mücadelelerine saygı gösterilmeli ve iadesini istedikleri iş talepleri bir an önce kabul edilmelidir” dedi.

Türkiye’deki tiyatro-sinema- müzik alanındaki sanatçılar ile akademisyenlerden oluşan bir grup da videolu bir mesaj ile Gülmen ve Özakça’nın serbset bırakılmalarını ve işlerine iade edilmelerini talep etti. Videolu mesajda 100 günü aşkın süredir hak arama mücadelesiyle Gülmen ve Özakça’nın açlık grevinde olduğu vurgulandı.

Açlık grevi süreci nasıl başladı?

Akademisyen Nuriye Gülmen, Selçuk Üniversitesi’ndeki edebiyat alanındaki kamu görevinden OHAL kapsamında yayımlanan 6 Ocak tarihli ve 679 sayılı Kanun Hükmünde Karaname (KHK) ile ihraç edildi. Öğretmen Semih Özakça ise, Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu’nda görevliyken 29 Ekim 2016 tarihli ve 675 sayılı KHK ile ihraç edildi. Gülmen ve Özakça, kendileri gibi KHK’lar görevlerinden atılanlarla birlikte Hükümet’in dikkatini çekmek ve yargı yolu kapalı olan KHK’larla ihraçlara karşı tepki göstermek üzere Ankara’da süresiz oturma eylemi başlattı. Gülmen, 9 Kasım 2016’da, Özakça 23 Kasım 2016’da TBMM’ye sadece yüzlerce metre uzaklıkta, Yüksel Caddesi’nde oturma eylemi başlattı. Ancak Gülmen ve Özakça’nın oturma eylemine toplumsal destek arttıkça İnsan Hakları Anıtı önündeki eylem alanına polis müdahalesi yoğunlaştı ve sertleşti.

Türkiye tarihinde ilk kez İnsan Hakları Anıtı’nın polis barikatlarıyla abluka altına alındığı süreçte, CHP’li milletvekilleri eyleme destek vermek üzere hapishane avlusundaki gibi sokaklarda volta atmak gibi farklı protestolar da gerçekleştirdi.

Bu süreçte, Gülmen ve Özakça hakkında henüz gerçekleşmemiş toplumsal eylemleri provake ettikleri gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle tutuklama kararı alındı. Açlık grevi eyleminde 76’ncı gününde tutuklanan Gülmen ve Ökakça ise, cezaevi koşullarına rağmen grevi sürdürüyor.

XS
SM
MD
LG