Erişilebilirlik

AB’nin Kaderi İçin Kritik 4 Mart Seçimleri


Birbiri ardına politik krizler yaşayan Avrupa’da önümüzdeki Pazar günü yapılacak iki seçim, yaşlı kıtanın kaderini belirleyecek. İtalyan halkı önümüzdeki Pazar günü sandığa giderek, Parlamento’yu ve önümüzdeki 5 yıl ülkeyi yönetecek iktidarı belirleyecek.

Ancak çok parçalı politik yapı, sandıktan felaket senaryolarının çıkabileceğini gösteriyor. Aynı gün, Almanya’da 460 bin sosyal demokrat seçmenin, Başbakan Angela Merkel’in, CDU ve SPD arasında anlaşmaya vardığı koalisyon protokolüne ilişkin yaptığı oylamanın sonuçları açıklanacak.

Her iki seçimde de büyük felaket senaryoları da, çok kritik farkla AB’nin ‘kılpayı felaketin eşiğinden dönmesi’ de olası…

Almanya’da zayıflayan Angela Merkel’in aylardır süren hükümet arayışları, İngiltere’de Theresa May’in AB’den ayrılmak için yürüttüğü sancılı Brexit müzakereleri, Avrupa’nın iki dev ülkesini adeta geri plana itti. Fransa’da Emmanuel Macron’un aşırı sağı yenilgiye uğratarak seçilmesi ile nefes alan AB yönetimi, İtalya’da 4 Mart Pazar günü yapılacak seçimler öncesi yükselen aşırı sağ sesler ve belirsizlik ortamı ile yeniden derin kaygı yaşıyor.

Yaklaşık 460 bin sosyal demokrat seçmen Almanya’da posta yoluyla koalisyona ‘evet’ ya da ‘hayır’ demek için oy kullanıyor. Oylama sonucu 4 Mart Pazar günü açıklanacak.

Aynı gün, AB’nin kurucu ülkelerinden ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa projesini büyük heyecanla savunan İtalya’da, seçmen sandığa gidecek.

İşsizlik, yoksulluk, artan göçmen sayısı ve AB’nin İtalya’yı göçmen krizinin çözümünde yalnız bırakmasının yarattığı hayal kırıklığı, yolsuzluk, güneyde mafyanın yeniden ilerlemesi gibi nedenlerle İtalya’da tam bir politik kaos yaşanıyor. Ve bu kaos, sistem karşıtı popülist partilerin oylarını yükseltiyor. Va bu AB’yi ciddi anlamda kaygılandırıyor.

Ancak politik açıdan bakıldığında, İtalya seçimleri diğer Avrupa ülkelerinin de yaşadığı demokrasi sorunlarını yansıtıyor. Geleneksel partilerin zayıflaması, aşırı sağ başta olmak üzere popüler ve aşırı partilerin yükselişe geçmesi, sistem karşıtı adayların artması ve halk tarafından da kabul görmesi, seçmenin sandığa gitmemesi ve rekor seviyede katılım düşüklüğü. İtalya’ya özgü bir durum olan yerel seçimlerde neo-faşist adayların elde ettiği başarıyı da bunlara eklemek gerekir.

Kimler yarışıyor ?

Seçim kampanyasının yükselen ismi aşırı sağ Liga’nın (Eski Kuzey Ligi) genç lideri ve AP milletvekili Matteo Salvini, Almanya’da AfD’nin başarısını örnek alıyor ve parlamentoya çok sayıda milletvekili sokarak yönetimde söz sahibi olmak için kampanya yürütüyor.

Sürpriz dönüşüyle seçimlerde iddialı olan ‘Forza İtalia’ lideri 81 yaşındaki eski Başbakan Silvio Berlusconi de, ‘merkez sağın kurtarıcısı ve Meclis’e taşıyıcısı’ rolüne soyunarak zafer elde etmeyi hedefliyor.

Gençlerin desteklediği ‘Beş Yıldız Hareketi’ ise anketlerde önde görünüyor. Kurucu lider Beppe Grillo’nun yerini bıraktığı genç Luigi di Maio hiçbir koalisyona gitmeyeceklerini, tek başlarına iktidar olmak istediklerini dile getiriyor. AB yanlısı bir politika savunarak Brüksel’i ürkütmemeye çalışıyor ancak İtalya’nın Euro Bölgesi’nden çıkmasını istiyor.

Merkez sola gelince, Matteo Renzi’nin referandum oylaması ve ekonomik politikalardaki başarısızlığı nedeniyle popülaritesinde serbest düşüş yaşandıktan sonra Paolo Gentiloni Başbakan oldu. Merkez sol Demokrat Parti koalisyon planlarında elini güçlendirmek için oylarını artırmak için çalıştı.

Anketlerde ‘Beş yıldız Hareketi’ önde

Seçimlere az bir süre kala, hala anketlerde büyük belirsizlik devam ediyor. Seçmenin yüzde 45’i sandığa gitmeyeceğini dile getiriyor. Seçim yasaklarından önce yapılan son anket, popülist lider Beppe Grillo’nun partisi ‘Beş Yıldız Hareketi’nin yüzde 28 civarında oy oranı ile önde olduğunu gösteriyor. İkinci sırada ise yüzde 22 ile Matteo Renzi’nin Demokrat Partisi yer alıyor. Yeniden siyaset sahnesine çıkan 81 yaşındaki eski Başbakan Silvio Berlusconi’nin Forza İtalia’sı yüzde 17 ile üçüncü sırada, AB karşıtı aşırı sağ Kuzey Ligi de yüzde 14 ile dördüncü sırada yer alıyor.

Neo-faşist partilerin yükselişi

Adriyatik denizi kıyısındaki Macerata kentinde, bir genç kızın ölümü ve bu ölümden göçmenlerin sorumlu tutulması üzerine kentte ırkçı saldırılar artmış, neo faşist ‘CasaPundo’ hareketi açıkça faşist düşünceleri gururla açıkladığı bir kampanya yürüttü. Kentte yükselen neo faşizme karşı, 20 yıldan fazla faşiszm ile yönetilen İtalyan halkı, son 15 gündür sokağa dökülerek ırkçılık ve faşizme karşı dev bir gösteri düzenlemişti.

Kuzey Ligi’nin yanısıra, hiçbir kompleks hissetmeden neo-faşizmi savunan ‘Fratelli d’Italia’nın da yüzde 5 civarında oy alacağı tahmin ediliyor.

Koalisyon senaryoları

Anketler, İtalyan sağ ve aşırı sağının birleşmesi anlamına gelen ‘Avusturya ittifakının’ en olası koalisyon olduğunu gösteriyor. Forza İtalia, Liga ve Fratelli İtalia’nın koalisyona olumlu baktığı belirtiliyor.

Avrupa’nın istediği formül ise Matteo Renzi’nin ve mevcut Başbakan Paolo Gentiloni’nin merkez sol Demokrat Partisi ile Berlusconi’nin merkez sağ Forza İtalia’sının büyük koalisyona gitmesi.

Seçimlerin galibi olması beklenen ‘Beş Yıldız Hareketi’ ise resmi olarak hiçbir parti ile koalisyona gitmeyeceğini açıkladı.

İtalya’daki durumdan endişelenen AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, geçtiğimiz hafta Roma’ya giderek Başbakan Gentiloni ile görüştü. Juncker, İtalya’da en kötü senaryoya hazırlıklı olmak gerektiğini dile getirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Gentiloni’ye destek verdiğini dile getirdi. Avrupa, 4 Mart günü bu iki tehlikeyi de atlatarak yoluna devam etmek istiyor.

Ya da bütün bu senaryolar gerçekleşmeyecek, bir sonraki seçimlere kadar teknokrat hükümeit ülkeyi bir süreliğine yönetecek.

AB’yi reforme etmek isteyen Brüksel, 2019’daki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde İtalya ve Almanya’da bir an evvel belirsizliklerin giderilmesini bekliyor. İtalya ve Almanya’daki seçimlerden belirsizilik çıkması ise Avrupa için tam bir felaket anlamına geliyor. Özetle bu Pazar günü Avrupa için büyük öneme sahip.

İtalya, Fransa’nın Emmanuel Macron’un zaferiyle uzaklaştığı aşırı sağ tehlikesinden uzaklaşarak Macron Avrupası çizgisini mi izleyecek, yoksa Macaristan ve Avusturya’da olduğu gibi ‘Orban Avrupasını mı ?

İtalya, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana öncülük ettiği ve taşıdığı Avrupa Birliği değerlerine mi sahip çıkacak, yoksa aşırı sağ bir yönetime mi kayacak ? İtalya’da 4 Mart’ta sandıktan çıkacak sonuçlar yalnızca İtalya ve AB için değil, dünyadaki demokrat hareket için de büyük önem taşıyor.

XS
SM
MD
LG