Erişilebilirlik

‘Zamanlamaya Uyulmazsa Beklemeyeceğiz’ Mesajı


Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD’yle “güvenli bölge” oluşturulması için nasıl uzlaşıldığına ilişkin “Zamanla ilgili kontrol noktaları belirlendi. Bunlara uyulduğu sürece birlikteliğimiz, beraberliğimiz iş birliğimiz memnuniyetle devam edecektir. Eğer bunlarda uyumsuzluk olduğu takdirde tek başına hareket etme inisiyatifimizi kullanma hakkımızın doğacağını dile getirmiş bulunuyoruz” dedi.

MSB Akar, TRT Haber’de Türkiye’nin ABD’yle yürüttüğü Suriye’nin kuzeyinde “güvenli bölge” oluşturulmasıyla ilgili müzakere süreci ve askeri güvenlik politikalarına ilişkin soruları yanıtladı. Akar, detaylarını açıklamadı ancak ABD’nin eğer uzlaşmaya varılmış “güvenli bölge” kurulması zamanlamasına bağlı kalmazsa Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) harekete geçirileceğini söyledi.

Akar, son olarak ABD”nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve ABD Savunma Bakanı Mark Esper ile görüşmelerinde artık müzakere süreci uzatıldığı için Türkiye’nin güvenlik endişelerinin arttığını ve gerekirse TSK’nın kendi başına gerekli tedbirleri alabileceğini söylediğini anlattı. Bunun ardından ABD’nin askeri bir heyeti Türkiye’ye gönderdiğini ve 5-7 Ağustos’ta yapılan görüşmelerde aşama kaydedildiğini vurgulayan Akar, bölgeyi terör unsurlarından arındırma ve Suriyeliler’i huzur içinde evlerine döndürmeyi konuştuklarını belirterek, ABD’nin samimiyeti konusunda ise somut adım görmek istediklerini dile getirdi. Akar, Türkiye’nin YPG yapılanmasıyla ilgili “terör örgütü” yaklaşımını koruduğunu işaret ederek, ABD’yle kurulacak “güvenli bölge” konusunda beklentilerini özetle şöyle anlattı:

“Bununla alakalı geldiğimiz nokta, YPG’nin güvenli bölgeden çıkarılmasını, ağır silahlarının toplanmasını dile getirdik. Hava sahasının kontrol ve koordinasyonu, istihbarat değişimi önemli bir konu. Bu konularda da belli noktalarda anlaşmaya, mutabakata varıldı. Önümüzdeki günlerde çok kısa bir süre sonra müşterek bir harekat merkezinin kurulması ve bu bahsettiğim hususların o merkezdeki ayrıntılı çalışmalarla arazide yerini bulmasını gündeme getirdik. Bu çalışma önümüzdeki günlerde başlayacak. Tecrübelerimiz itibariyle bazı gecikmeler olduğunu gördük. Bunları yaşamayı kabul edemeyeceğimizi, bunlara tahammülümüzün olmadığını, ne yapacaksak bir program dahilinde yapmamız gerektiğini kendilerine ifade ettik. Bu bölgede, ülkemizin güneyinde bir terör koridoru kurulmasına asla izin vermeyeceğimizi açık ve net ortaya koyduk. Bununla ilgili yapılması gereken ne varsa, alınması gereken ne tedbir varsa bunları da almaya kararlı olduğumuzu muhataplarımıza açık bir şekilde ilettik. Samimiyet subjektif bir olay. Biz bunun yerine çok somut zamanla ilgili kontrol noktaları belirledik. Bunlara uyulduğu sürece birlikteliğimiz, beraberliğimiz iş birliğimiz memnuniyetle devam edecektir. Eğer bunlarda uyumsuzluk olduğu takdirde o zaman tek başına hareket etme inisiyatifimizi kullanma hakkımızın doğacağını, bu konuda da hiçbir tereddüt etmeyeceğimizi dile getirmiş bulunuyoruz. Müttefikimiz olan ABD’nin yaptıkları konuşmalar, verdikleri sözler çerçevesinde doğal bir şekilde bu sürecin ilerlemesine gayret göstereceklerine inanıyoruz. Ama herhangi bir şekilde aksilik çıktığında bu işin tarafımızdan devam ettirileceğini, kendi planımızı uygulamaya koyacağımızı da söyledik. Önemli bir konu olarak da muhatabımız olan askeri heyetin başkanına da PKK’dan hiçbir farkı olmayan YPG’ye özellikle silah ve mühimmat desteklerinin sonlandırılmasının acilen gerekli, zorunlu olduğunu, müttefiklik, stratejik ortaklık adına bunun şart olduğunu da açık ve net söyledik. Tedbir almalarını bekliyoruz.”

Öte yandan Milli Savunma Bakanı Akar’ın açıklamaları itibariyle sınır bölgesinde kurulacak güvenli bölgenin derinliği konusunda henüz ABD’yle uzlaşma olmadığı da ortaya çıktı. Türkiye’nin halen geçtiğimiz Aralık ayında Twitter mesajıyla Suriye’de “güvenli bölge” oluşturulması görüşünü gündeme taşıyan ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk ifadesinde olduğu gibi en az 32 kilometrelik (20 mil) derinlik istediği görülüyor.

Bakan Akar, her ortamda 30-40 kilometrelik bir derinlik gerektiğini ilettiklerini belirterek, bunun Trump tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a telefon görüşmesinde ifade edilmiş derinlik olduğunu söyledi. Akar, “Bu konuda önümüzdeki günlerde yeni birtakım adımlar atılacağını değerlendiriyoruz. Burada hava sahasının kontrolu çok önemli. Orada da epey ilerleme kaydedildi. Bu müşterek harekat merkezi kurulduktan sonra müttefiklik ve stratejik ortaklık ruhuna uygun bir şekilde ilerlemeyi ve ABD’li müttefiklerimizle beraber hareket etmek arzusuyla bunları söylüyoruz. Ama diğer taraftan da ister 'B', ister 'C planı' deyin eğer bunlar yürümezse kendi başımıza yapacağımız faaliyetlerimiz de hareketlerimiz de olacaktır” diye konuştu.

“S-400 Nisan 2020’de tam harekat yeteneğine kavuşacak”

Bakan Akar, Rusya’dan satın alınan S-400 hava savunma sistemine ilişkin değerlendirmede de bulunarak, “Ağustos - Eylül ayında ikinci bataryanın intikali söz konusu. Bir taraftan kurulum, diğer taraftan eğitimlerle aralık ayının sonunda ilk harekat yeteneği dediğimiz hususlar ve daha sonra tam harekat yeteneği dediğimiz hususlar Nisan 2020 için planlanmış durumda. Bunlar gerçekleşecek. Bunlar adım adım ilerliyor” ifadelerini kullandı.

Akar, S-400 hava savunma füze sistemini nereye yerleştirecekleri ve kurulum aşamasıyla ilgili faaliyetlerini sürdürdüklerini kaydederek, ayrıca ABD’yle Patriot sistemini satın alma müzakerelerine de devam ettiklerini söyledi.

Akar, S-400 temininde sıkıntı yaşanmadığını vurguladığı Rusya’yla ilişkilerde İdlib konusunda ise uzlaşma sağlanamadığını işaret etti. Akar, “İdlib’de Rusya Federasyonu destekli rejimin havadan, karadan acımasız ve ahlak dışı saldırılarını sürdürdüğünü” söyleyerek, Haziran ayından bugüne en az 400 masum insanın hayatını kaybettiğini söyledi.

“Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’siz çözüm yaşama geçirilemez”

Bakan Akar, ayrıca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve TSK’nın komuta kademesi ile KKTC’ye gerçekleştirdikleri ziyaret çerçevesinde Doğu Akdeniz gerilimini yorumladı.

“Kıbrıs, bizler için bir milli davadır. Biz Kıbrıslı kardeşlerimizle kader birliği içindeyiz” diyen Akar, siyasi çözüm için “eşitlik ve güvenlik” konularında taviz verilemeyeceği görüşlerini paylaştı.

Türkiye’nin Kıbrıs konusunda garantör devletlerden biri olduğunu anımsatan Akar, “Türkiye’nin garanti ve ittifak anlaşmaları çerçevesinde önemli hak ve sorumlulukları var. Bu hak ve sorumluluklarımızı bugüne kadar olduğu gibi aksaksız ve eksiksiz yerine getirmeye devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin ve KKTC’nin içinde olmadığı hiçbir kararın ve çözümün yaşama şansı olmadığını söylüyoruz. Bizim hiçbir oldubittiye müsaade etmeyeceğimizi herkesin bilmesi lazım. Hakkımızı, hukukumuzu gasp edecek girişimlerin başarı şansı olmadığını başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bizler devamlı suretle söyledik, söylemeye devam ediyoruz. Bununla ilgili atılması gereken ne adım varsa bunlar için de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve TSK’nın hazır olduğunu herkesin bilmesini istiyoruz” dedi.

XS
SM
MD
LG