Erişilebilirlik

İngiltere Başbakanı Theresa May’in sözcüsü hükümetin, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerden İngiltere’ye yapılan doğrudan uçuşlarda güvenlik önlemlerini arttırdığını açıkladı.

Buna göre boyutları 16.0cmx9.3cmx1.5cm’den büyük tabletler ya da laptoplar Türkiye, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Tunus’tan İngiltere’ye uçan uçaklarda kabin içinde bulundurulamayacak. May’in sözcüsü yolcuların bu eşyaları bagaja vermeleri gerektiğini söyledi. Sözcüye göre güvenlik için alınan bu önlemler gerekli ve orantılı.

İngiltere’nin kararı öncesinde ABD İç Güvenlik Bakanlığı benzer bir uygulama açıklamıştı. Bakanlığın yeni yönetmeliğine göre Ortadoğu’daki 10 kentten Amerika’ya yapılan uçuşlarda yolcular cep telefonları dışındaki elektronik aletlerini kabine alamayacaklar. Bu 10 kent arasında İstanbul da bulunuyor. 25 Mart itibariyle yürürlüğe girecek yeni uygulama ile yolcular dizüstü bilgisayar, DVD oynatıcısı gibi elektronik cihazlarını ancak bagajda taşıyabilecekler. Kısıtlama 14 Ekim tarihine kadar sürecek. Kısıtlama bu havaalanlarından direkt veya transit uçan tüm yolcuları kapsıyor.

Haftasonu itibariyle yolcu kabinine alınamayacak elektronik cihazlar arasında tablet bilgisayarlar, elektronik kitap okuma cihazları, kameralar da yer alırken tıbbi cihazlar bu kısıtlamanın dışında tutuldu.

Reuters haber ajansı, kararın, terör tehdidi nedeniyle alındığını yazdı. İç Güvenlik Bakanlığı, uygulamanın tehdit durumu değişene kadar yürürlükte kalacağını açıkladı. Bakanlık, yasağın kapsamının genişletilme ihtimalini de seçeneklerinin dışında tutmadı.

Yasak kapsamına giren ülkeler, Ürdün, Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Fas ve Katar.

Yasak kapsamına giren havaalanları ise İstanbul, Amman, Kahire, Kuwait City, Doha, Dubai, Abu Dabi, Kazablanka, Fas, Riyad, Cidde.

Türkiye’den tepki

ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın sekiz ülkeye yönelik uçuş güvenlik önlemlerini sıkılaştırma talimatı kapsamına İstanbul’un da alınmasına Türk hükümeti tepki gösterdi, Washington ile müzakerelere başlandığı açıklandı.

Washington’un Trump’ın talimatıyla 8 ülke kaynaklı uçuşlar için özel güvenlik tedbirleri aldığı bilgisi, Türkiye’de ilk önce sosyal medyada yankılandı. Gözler, İstanbul’dan ABD’ye yönelik direkt uçuş seferlerini yürüten Türk Hava Yolları’na (THY) çevrildi. THY, ilk açıklamasında henüz ABD makamlarınca kendilerine bilgi gelmediğini ifade etti. Ancak kısa süre sonra THY’den ABD’ye seyahat edecek yolcularına hitaben bilgilendirme yapıldı. THY’nin ikinci açıklamasında, “ABD varışlı seferlerimizde geçerli olmak üzere, cep telefonu veya akıllı telefondan daha büyük elektronik cihazların kabin içinde taşınmaması konusunda ilgili otoritelerce karar alınmıştır. Medikal cihazların hariç tutulduğu uygulama kapsamında elektronik eşyalar uçak altı kargo bölümünde taşınabilmektedir,” denildi.

Türkiye’de konuya ilişkin kamuoyuna ABD’nin uygulamasına karşı tepki oluştuğu gözlenirken, sivil havacılık otoriteleri konuyu değerlendirme altına aldı. Ankara’da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) bünyesinde THY yetkilileri katılımıyla toplantı düzenlendiği bilgisi paylaşıldı.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, konuya ilişkin Dışişleri Bakanlığı ile ortaklaşa çalışma başlattı.

Bu arada Türk hükümetinden ilk tepkiyi de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan verdi. Arslan, ABD’nin uygulamasıyla ciddi hata yaptığını belirterek, “İstanbul’u başka yerlerle karıştırmasınlar” dedi.

Arslan, ABD yetkilileriyle temasa geçildiğini açıklayarak özetle şunları dile getirdi: “Cep telefonu ve akıllı telefonların bagajda değil kokpitte taşınmasıyla ilgili bir karar aldılar. Önümüzdeki günlerde açıklayacaklar. Bizim ülkemiz açısından da doğru bir şey değil. Amerika açısından da doğru değil. Zira kimse keyfi için oraya gitmiyor ya da keyfi için oradan gelmiyor. İki ülkenin ilişkilerinin gelişmesi açısından da bu yolculuklar yapılıyor. Bu konuda gerekli talimatları arkadaşlara verdim. Amerika Birleşik Devletleri’nin ilgili otoriteleri ile de görüşüyoruz. Seyahat süresinde bu tip cihazların da yanında olmasının çok daha verimli olacağını düşünüyoruz. Özellikle Atatürk Havalimanı’nı başka havalimanlarıyla karıştırmamaları gerektiklerini de vurguluyoruz. 80 milyonun üzerinde uçuşun gerçekleştiği İstanbul’u başka yerlerle bence karıştırmasınlar. Bu anlamda her türlü güvenliği, tedbiri zaten alıyoruz. Her zaman her uygulamada karşılıklı uygulamanın nasıl olacağı konuşulur. Bizim derdimiz uygulamanın nasıl olacağı konusu değil bu uygulamanın yolcunun konforunu da sayısını da düşürebileceği.”

XS
SM
MD
LG