Erişilebilirlik

ABD ve Türkiye İran’a Yaptırımları da Müzakere Edebilecek mi?


ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını bugün itibariyle uygulamaya koyması çerçevesinde uzmanlar, Türkiye’nin ekonomik açıdan yaptırımları kabul edemeyeceğini, ancak bu durumun anlatılması için de Washington yönetimiyle diplomatik müzakereye ihtiyaç olduğunu vurguladı.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özden Zeynep Oktav ile İstanbul Ayvansaray Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Celalettin Yavuz, konuya ilişkin sorularımızı yanıtladı. Oktav ile Yavuz, İran’a yönelik ekonomik yaptırımlar kararıyla hem Türk – Amerikan ve Türkiye – İran ilişkilerini hem de Ortadoğu’daki istikrarsızlığı olumsuz etkileyeceği görüşünde. Ancak Oktav ve Yavuz, Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerinde, Türkiye’nin, ABD’nin İran’a yaptırım uygulama kararına karşı çıkmasını da doğal buluyor.

Tahran sokaklarında ABD Doları karaborsada
Tahran sokaklarında ABD Doları karaborsada

Prof. Dr. Oktav, ABD’nin kararındaki olumsuz etkileri vurgulayarak, Türkiye’nin geçmişten bugüne komşusu İran’ın yanında yaptırımlara karşı çıkma tutumu sergilediğini anımsattı. Örneğin 2010 yılında da Birleşmiş Milletler’de (BM) yaptırım kararı alındığı dönem engelleme için en fazla çabayı Türkiye’nin harcadığını kaydeden Oktav, bugün bölgede Suriye’deki savaş kaynaklı ortamda İran ve Türkiye’nin çıkarları örtüşmemesine rağmen Ankara’nın uygulanacak yaptırımlara karşı çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

ABD’nin 4 Kasım itibariyle uygulamaya başlayacağı enerji sektörüne yönelik yaptırımlardan Türkiye’nin direkt etkileneceğini söyleyen Oktav, “Trump yönetiminde yaptırımları uygulamakta kararlılık seziyorum. ABD’nin dünyaya halen süper güç olduğunu katılmak için İran’ı terbiye ederek, İsrail’in yanında yer alarak ve Suudi Arabistan’ın geçmişte yaşadığı endişeleri teskin etme yoluna gidiyor. Ayrıca Trump, Çin’e karşı da gövde gösterisinde bulunuyor. Tabii Trump’ın politikalarında yakın geleceği öngörmek pek mümkün değil, U dönüşleri oluyor. İran’ın kabul etmeyeceğini de bildiği için son olarak masaya oturmayı teklif etti. Böylece dünyaya ve Türkiye’ye mesajlar veriyor. Türkiye de İran’ın yanında yer alarak 2010 yılında Amerika ve Avrupa Birliği’ne (AB) karşı duruş sergilemişti. Ancak şimdi Avrupa da İran’ı pazar olarak gördüğü için şimdiki yaptırımları desteklemiyor. Bugünkü ortak açıklamayla ABD’ye karşı duruş sergileniyor” dedi. Ancak AB’nin karar almasına rağmen ABD’yle ticari ilişkileri olan özel şirketlerce bunun sergilenemeyeceğini de belirten Oktav, mesela Mercedes Daimler’in bugünkü açıklamasıyla İran’a satışlarını durdurduğunu ifade etti. Benzer şekilde Türk şirketleri için de ikilem ortaya çıktığını söyleyen Oktav, dolayısıyla pratikte Türkiye’nin ticaretindeki etkilerini bakılması gerekeceğini dile getirdi.

Tahran petrol rafinerisi
Tahran petrol rafinerisi

İran’ın Türkiye için enerji sektörü bakımından çok önemli bir ülke olduğunu ve daha önce 2010 yılında bu ülkenin TÜPRAŞ üzerinden doğalgaz satımından ciddi sıkıntılar yaşandığını söyleyen Yavuz, coğrafi konumda değişiklik olmadığından dolayı bugün de Orta Asya’daki ülkeler ve Rusya’nın yanı sıra İran’ın enerji kaynakları için Türkiye’nin ulaşım koridorunda bulunduğunu hatırlattı. Keza İran ile Türkiye arasında tırlarla devam eden ticareti de anımsatan Yavuz, İran’ın nüfusundaki Türk kökenliler de düşünüldüğünde ABD’nin yaptırımlarını Türkiye’nin kabul etmesini imkansız gördüğünü ifade etti.

Hürmüz Boğazı'nda bir İran hücumbotu
Hürmüz Boğazı'nda bir İran hücumbotu

“Geçim sıkıntısıyla bölgede teröre katılım artıyor”

Prof. Dr. Yavuz, “ABD istediği zaman kazan-kazan prensibiyle dost olmadığı ülkeler ile ilişkilerini derinleştirirken; şimdi Türkiye karşı yapılan son derece yanlış bir adım” diyerek, örneğin 1991’de ABD’nin Irak’a müdahalesiyle birlikte yaşananları örnek gösterdi. “O bölgedeki insanlar açısından geçim kaynakları kesilince teröre eğilim arttı” diyen Yavuz, Irak örneği ve geçmişteki yaptırımlardan farklı olarak şimdi AB’nin de İran’a yaptırım uygulamasına karşı çıkıldığını da anımsattı. “Bu durumda Türkiye eğer ABD’ye rağmen yaptırımlara uymazsa şimdi yalnız değil. Bu BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı karar da değildir” diyen Yavuz, Türkiye’nin popülist politika izleyerek uymayacağını basına açıklamak yerine AB ülkeleri ve İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleriyle ortak hareket etmesi gerektiğini de söyledi.

Trump yönetimi Türkiye aleyhtarı kesimler etkisinde mi?

İran’a yaptırımlar dışında Türk – Amerikan ilişkilerindeki gerilimli tablo nedeniyle döviz kurunda yaşanan artışı hatırlatan Oktav, Obama döneminde olduğu üzere Türkiye aleyhtarı kesimlerce bugün de Trump yönetimine etkide bulunulduğunu ve Kudüs konusundaki Ankara’nın çıkışlarıyla ABD’nin karşı tavır aldığını anlattı.

“Bence Ankara anlaşma yoluna gidebilmek için elinden geleni yapıyor. Diplomatik yolları zorluyor. Amerika nasıl ikna edilecek bilmiyoruz” diyen Oktav, Türkiye açısından en önemli tepki nedeninin ise “FETÖ” kaynaklı olduğunun altını çizdi.

“Türkiye mütekabiliyet ilkesiyle hareket etmeli”

Yavuz ise, Türk – Amerikan ilişkilerinde ise, diplomatik müzakereye önem vermek gerektiğini ve bu nedenle Washington’a heyet gönderilmesini olumlu gördüğünü de bildirdi. AB’nin de ABD’ye duyduğunu tepkileri dikkate almak gerektiğini de kaydeden Yavuz, ABD’nin Avrupa’yla ilişkilerine bakıldığında tamamıyla kendi çıkarlarına odaklanmış bir ülke görüntüsü çizdiğini söyledi. Yavuz, “ABD bizim müttefik bir ülke ama kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa bu konuda hareket etmek yaklaşımında bir ABD vardır. O zaman Türkiye’de diğer ülkelerle ortaklaşa karar alıp mütekabiliyet esaslarını uygulayabilmeli ve uygulamalıdır” dedi.

Başkan Trump'ın İran'la uluslararası nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklayan kararname
Başkan Trump'ın İran'la uluslararası nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklayan kararname

“ABD ciddi prestij kaybediyor”

Prof. Dr. Oktav, ayrıca Amerikan basınını takip ettiği kadarıyla eleştiriler olmakla birlikte ABD’deki ekonomik göstergelerde iyiye gidiş olduğunu da dile getirdi. Oktav, “Ancak ABD yönetiminde ciddi prestij kaybı yaşıyor. Obama dönemindeki sempatiyi de yitirdi. ABD’ye karşı inanılmaz tepki var. ‘Haydut bir süper güç’ olarak tanımlanıyor. Trump’ın ise, diplomasi, prestij pek umurunda değil diye gözüküyor ama bu durum bir süre ABD’nin aleyhine dönecektir diye düşünüyorum. Uluslararası ilişkilerde hiç değişmez kaide vardır ki baskı politikaları karşı gruplaşmaya yol açar. Örneğin bugün eğer İngiltere daha temkinli davranıyorsa Çin’in, Rusya’nın ve Asya’nın daha fazla birbirine kenetlememesi için. İngiltere düşük profilli bir diplomatik çizgi izliyor. ABD ise, keskin politikalar izliyor ve saflar tutulmayı arttırıyor. Şimdi ticaret savaşlarından söz ediyoruz ama bunun sonucu sıcak savaşlara gidebilir” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG