Erişilebilirlik

'Türk-Amerikan İlişkilerinin Onarılmasını İsteyenler Türkiye'yi Eski Haliyle Hayal Ediyor'


'Türk-Amerikan İlişkilerinin Onarılmasını İsteyenler Türkiye'yi Eski Haliyle Hayal Ediyor'
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:35 0:00

Türkiye ve Amerika ilişkileri tarihinin en zor dönemini yaşıyor. İki ülke arasındaki problemli başlıklarda alınamayan mesafe ve kullanılan söylem başkentlerdeki algıyı ve iki tarafın birbirine bakışını şekillendiriyor.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri, batıdan uzaklaştığı yönündeki algı, dış ve iç siyasetteki yönelimi Amerika’da tartışma konusu. Washington merkezli düşünce kuruluşu American Enterprise Institute uzmanlarından Türkiye konusunda son derece sert eleştirileriyle bilinen Michael Rubin’e göre Türkiye değişti ve Washington’da artık konuşulan bu değişen Türkiye konusunda nasıl bir yaklaşım benimseneceği.

MICHAEL RUBIN: “Türk-Amerikan ilişkileri hiç bu kadar gergin olmamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk iktidara geldiğinde, Türkiye’yi batıdan uzaklaştırıp-uzaklaştırmayacağına ilişkin kuruntular vardı. Ancak bana sorarsanız şimdi bu durum artık inkar edilemez bir boyutta. Washington’da yaşanan tartışmanın çoğunda konu artık Türkiye’nin değişip-değişmediği değil, değişen Türkiye konusunda nasıl bir yaklaşım benimseneceği. 01.35 Türkiye en nihayetinde hala NATO’nun ikinci en büyük ordusu ve Amerika da ulusal güvenlik sebepleriyle geleneksel olarak İncirlik gibi Türkiye’deki üslere bağımlı. Ancak ABD de Türkiye’yi kaybetme ihtimaline karşı aktif şekilde B planları yapıyor. 02.13 Türkiye bir süredir ABD’yi İncirlik’ten çıkarmak ya da erişim izni vermemekle tehdit ediyor. Ancak bir dönem Türkiye açısından sadece pazarlık taktiği olan bu durumun popüler bir görüş haline gelmesi ABD’de alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.”

Michael Rubin, ABD içinde Türkiye ile ilişkilerin onarılması gerektiğini savunanları eleştiriyor.

MICHAEL RUBIN: “Recep Tayyip Erdoğan bir dönem dindar bir nesil yetiştirmek istediğini söylemişti. O dönem için bu sadece bir söylemdi belki ama şimdi 15 yıldır iktidarda. O yüzden elinizde ilkokul ve ortaokuldan mezun olan, üniversite öğrenci olan bir nesil var. Şu anda Türk ordusunda üsteğmen rütbesine yükselen herkesin sadece Recep Tayyip Erdoğan döneminde deneyimi var. O yüzden Türkiye’nin değişmediğini söylemek saflık olur. Sorulması gereken soru Türkiye’nin daha ne kadar değişeceği. Benim getirdiğim eleştiri de şu: ABD’de Türkiye ile ilişkilerin onarılması konusunu en çok dile getirenlerin Türkiye’yi şu anki haliyle değil eski haliyle hayal etmeleri.”

Son dönemde Türkiye’nin NATO üyeliği bazı çevrelerce sorgulanıyor. Peki, NATO içinde de Türkiye’nin değiştiği yönünde bir algı var mı?

MICHAEL RUBIN: “NATO şu anda Türkiye konusunda hassas dengeler olduğu için adeta parmak ucunda yürüyor. Ama şunu hatırlamak gerek. NATO’da görev yapan her dört subaydan biri tutuklandı. Pilotların çoğu da tutuklandı. Tutuklananların pek çoğunun darbeyle, burada bulunan din adamıyla bağlantısı yok. Bu kişilerin şüphe altında olmalarının sebebi kariyerlerinin önemli bir bölümünü NATO’da geçirmiş olmaları. NATO’da kariyer yapan herkes Türkiye’de tutuklanan birini tanıyor. Bu da NATO içinde Türkiye algısını değiştiriyor.”

Michael Rubin’e göre, Washington ve Ankara arasındaki gerilimden Rusya önemli ölçüde fayda sağlıyor. İki ülkenin liderleri, Rus uçağının Türkiye tarafından düşürülmesini geride bırakmayı tercih etmiş olsa da, iki ülkede de basın özgürlüğünün olmaması Türk-Rus ilişkileri konusunda kamuoyunun görüşünün şekillenmesinde etkili oluyor.

MICHAEL RUBIN: “Rusya elbette bundan fayda sağlıyor çünkü Putin yönetimindeki Rusya uluslararası diplomasiye ve stratejiye sıfır toplamlı bir oyun olarak bakıyor. Yani ABD kaybediyorsa Rusya kazanıyor diye görüyor. 08.45 Ruslar’ın ya da Türkler’in hepsi Rus uçağının düşürülmesi olayını tamamen geride bırakmış olmayabilir. Ancak her iki ülkede de diktatörlüğün olması ve haberciliğin kontrol ediliyor olması kamuoyunun algısının şekillendirilmesine yardımcı oluyor ve neyin açık şekilde tartışılabileceğini belirliyor. Her iki lider de son derece pragmatik sebeplerle bu olayı geride bırakmak istedi. Ancak son dönemde Türkiye’nin anında tavrını değiştirebildiğine tanık olduk. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu yararlı bir şey olarak görebilir ama bu durum uzun vadede ne Washington ne de Moskova’nın Türkiye’nin güvenmesi anlamına gelebilir.”

Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilimin en önemli unsurlarından birisi, Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 füze sistemi. Türkiye son olarak ABD’den Patriot füze sistemlerini alabileceğini ancak Rus sisteminden de vazgeçmeyeceğinin mesajını vermişti. Peki, ABD Türkiye’nin de bir parçası olduğu F-35 projesi kapsamında Türkiye’ye uçak teslimatının fişini çekebilir ve uçakları göndermiyoruz diyebilir mi?

MICHAEL RUBIN: “S-400 füze sistemlerinin olduğu yerde görev yapan Rus mühendisler F-35 uçaklarının manevralarını izleme ve öğrenme kapasitesine sahip olabilir. Bu da Türkiye’yi Amerika’nın ve NATO’nun ulusal güvenlik çıkarlarına zarar verildiği bir laboratuvar haline getirir. 13.01 Bunun ihtimali her geçen gün artıyor. F-35’lerin Türkiye’ye sevkiyatının durdurulması konusu bundan 9-10 yıl öncesinde ilk kez gündeme gelmişti. Ama Kongre bu konuyu son dönemde ciddi ciddi değerlendirmeye başladı. Türkiye’de bazı sorunlar başgöstermeye başladıktan ve Washington’ın göbeğinde yaşanan korumaların göstericilerle kavgası ve S-400 meselesinden sonra bu konu gündeme geldi. ABD ilk F-35 uçaklarını Türkiye’ye verdi ama ABD’deki pilotlara eğitim için teslim etti. Bu pilotların eğitilmesi iki yıl alıyor. Zaman işlemeye başladı. Ama Kongre ya da Pentagon ‘Uçaklar buradan ayrılmayacak’ diyebilir.”

XS
SM
MD
LG