Erişilebilirlik

ABD - Rusya Krizinde Türkiye’nin Konumu Ne?


hami aksoy

Türkiye’nin, Amerika– Rusya arasındaki Esad rejimi kaynaklı kriz sürecinde nasıl hareket edeceği merak konusu. Ancak Dışişleri Bakanlığı’nın, NATO üyesi Türkiye’nin, ABD’nin olası Suriye’ye askeri operasyonu ve hatta Rusya’yı da hedef alan açıklamalarına ilişkin nasıl bir dış politika izleyeceği bilinmiyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Perşembe günü yaptığı basını bilgilendirme toplantısında, ABD’nin olası operasyonu, İncirlik Üssü’nün kullanımı gibi konu başlıklarına ilişkin “spekülatif sorular, konular” değerlendirmesinde bulundu.

Sözcü Aksoy, ABD’nin Suriye konusundaki olası askeri müdahalesine ilişkin soru üzerine, Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına karşı duruşunu anımsatarak, “Kimyasal silah saldırılarının tekrarlanmaması için cezalandırılması gerekiyor. Bu nedenle biz ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunduğu karar tasarısını savunduk ama bu karar tasarısı veto edildi. Biz bunu kaçırılmış çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

NATO üyesi olması itibariyle Türkiye’nin ne yapacağı yönündeki soru üzerine ise, Aksoy, “Malum bir kriz yaşanıyor. Bu spekülatif soru oldu” değerlendirmesinde bulundu. Bu noktada, Aksoy, kimyasal silah saldırılarına son verilmesi gerektiğini ve Suriye’de rejimin bu konuda temiz bir sicile sahip olmadığını ifade etti. Aksoy, bu nedenle Türkiye’nin, ABD’nin BMGK’ya sunduğu karar tasarısında “eş sunucu ülke” olduğunu belirterek, “BM’de önemli bir fırsat kaçtı” görüşünü yineledi. Aksoy “Daha önce de belirttim; biz kimyasal silah saldırılarının sona erdirilmesini istiyoruz. Rejimin sicili temiz değil, daha önce de böyle kimyasal silah saldırısında bulundu. Bunun cezasız bırakılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle zaten BMGK’da ABD’nin tasarısına eş sunucu olduk. Fakat bu tasarı veto edildi. Bu da önemli bir fırsatın kaçmasına neden oldu. Önümüzdeki dönemde süreci yakından takip edeceğiz” dedi.

Aksoy, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in önümüzdeki hafta Türkiye’yi ziyaretinde İncirlik Üssü’nün Suriye’ye olası saldırıda kullanımını talep etmesi durumunda ne olacağı yönündeki soru üzerine ise, “Bunlar da tabii NATO Genel Sekreteri’nin gelişi bağlamında görüşülecek konular arasında yer alacaktır” açıklaması yaptı.

Aksoy’un, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in Türkiye ziyaretiyle ilgili ifadesi ardından Dışişleri Bakanlığı kaynaklarınca konuya ilişkin ikinci bir açıklamada yapıldı. Kaynaklar, Aksoy’un açıklaması konusunda, “Basın toplantısında spesifik olarak İncirlik üssünün kullanımını kastedecek bir değerlendirmede bulunulmadığını” bildirdi.

Ayrıca Türkiye’nin Tel Rifat bölgesini yakından takip ettiğini söyleyen Aksoy, Tel Rifat için de “PYD-YPG’nin kontrolüne geçmesinin kabul edilemez olduğunu muhataplarımıza iletiyoruz” ifadesini kullandı.

ABD – Türkiye müzakerelerinde durum nedir?

Sözcü Aksoy, bilgilendirme toplantısında, ABD ile ilk çalışma grubu toplantısını 8-9 Mart’ta gerçekleştirdiklerini ve ardından Müsteşar Ümit Yalçın’ın da ziyaretiyle 30 Mart’ta Washington’da müzakereler yapıldığını hatırlattı. Yalçın’ın ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı John Sullivan ile görüştüğünü de anımsatan Aksoy, “Kısaca Münbiç konusunda birlikte ilerleme kararlılığı teyit edildi. Afrin’deki insani yardım faaliyetleri hakkında ABD tarafına bilgi verildi. Her iki taraf da yerlerinden edinmiş kişilerin (Suriyelilerin) evlerine dönmesinin önemi vurguladılar. Ayrıca Suriye konusu dışında vize/konsolosluk işleri gibi konuları ele alacak ikinci çalışma grubu tarafından en kısa zamanda toplantı yapılmasında da mutabık kalındı. Bu çalışma gruplarından beklentimiz şu, ABD’nin bizim taleplerimiz konusunda somut adımlar atması ve verdiği sözleri yerine getirmesi” dedi.

ABD ile müzakerelere ilişkin somut duruma ilişkin Aksoy, “Bu bahsettiğimiz çalışma grupları, Tillerson’un ziyareti sonrasında oluşturuldu. ABD bize bazı taahhütlerde bulundu ve hiçbirini yerine getirmedi. Biz bu taahhütlerini takip ediyoruz” görüşlerini yineledi.

Aksoy, ayrıca ABD ile en üst düzeyde temaslar yapıldığını da kaydederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın, 22 Mart ve 30 Mart günlerindeki telefon görüşmeleri ardından dün gecede yeniden telefonda bir görüşme gerçekleştirdiğini anımsattı.

Müsteşar Yardımcısı Tina Kaidanow’ın başkanlığındaki ABD Heyeti’nin 30 Mart’ta Ankara ziyaretini de hatırlatan Aksoy, bu konuda özetle, “Savunma sanayii ticaret diyaloğu toplantısı düzenlendi. Toplantıda savunma sanayide işbirliği olanakları ele alındı. ABD’nin yavaş ilerleyen bir ihracat rejimi var. Bazı ihracat kararları Kongre’ye takılma sürecine uğrayabiliyor. Toplantıda, Patriot’lar dahil savunma sanayii projeleri üzerinde durduruldu. Bu toplantı 5’nci toplantı oldu ABD tarafıyla. Patriot konusu da ele alındı. Ancak (Rusya’dan) S-400’lerin Türkiye’ye teslimi konusunda pozisyonumuzu biliyorsunuz. Bu konuda herhangi bir değişiklik söz konusu değil” ifadelerini aktardı.

Fransa’ya “kanton” tepkisi: Müttefikliğe sığmıyor

Sözcü Aksoy, Suriye konusunda Fransa’nın izlediği politikaya yönelik ise eleştirilerde bulundu. Aksoy, özetle, “Fransa geçtiğimiz günlerde müttefikliğe sığmayan bir adım attı. Fransa’ya mesajımız gayet net; eğer Suriye konusunda işbirliğimizi sürdürecek olursak bir anlayış birliğine varmamız gerekiyor. PYD-YPG bir terör örgütüdür. Terörle mücadele başka terör örgütleri eliyle yürütülemez. PYD-YPG’yle iş tutmak Suriye’nin geleceğini ipotek altına almak anlamına geliyor. Fransız makamları, ayrıca ‘Afrin Kantonu’ ifadesini kullandılar. Bunun da BM kararlarına ters düştüğünü ifade etmek istiyorum. Bunu Bakanınız (Mevlüt Çavuşoğlu) da mevkidaşına telefon görüşmesinde iletti” diye konuştu.

Suriye’deki son durumu özetledi

Sözcü Aksoy, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de yürüttüğü askeri operasyonlar neticesinde 4 bin kilometrelik alanın terör örgütü üyelerinden temizlendiğini söyledi. Aksoy, Türkiye’nin yerel halkın geri dönüşü ve hayatı normalleştirmek için çalıştığını belirterek, “Fırat Kalkanı Operasyonu ardından 160 bin Suriyeli geri döndü. Afrin’e de 200 bin Suriyelinin geri dönmesini bekliyorum. İnsani yardımları önemsiyoruz. Afrin’de 30 yakın noktada yiyecek dağıtımı yapıyoruz. Teröristler şehir merkezinde suyu kesmişti. DSİ gerekli çalışmayı yaptı ve şehir merkezine su verilmeye başlandı. Türk Kızılay’ın koordinasyonunda Suriye’deki krizin başından beri yerli ve yabancı STK’larla birlikte 40 bin kamyon yardım gönderildi. Bu insani yardım malzemeleri toplamının ise, 630 milyon dolar seviyesinde olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Suriye’de 6 milyon insanın ülke içerisinde yerlerinden olduğunu ve 5 milyon insanın ülkeyi terk ettiğini kaydeden Aksoy, Suriye’deki kriz nedeniyle 5 milyonu çocuk yaşta 13 milyon kişi yardıma muhtaç hale gelirken, 9 milyon 300 milyon insanın ise barınma ihtiyacı içerisinde olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin izlediği açık kapı politikasında 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaptığını hatırlatan Aksoy, Suriyeliler içinse 31 milyon doları aşan harcama yapıldığını da kaydetti.

İsviçre’ye Ermeni meselesi tepkisi

Sözcü Aksoy, ayrıca Cenevre’de açılacak Ermeni Anıtı konusunda tepki göstererek, “Bir parkta açılacak anıt, Cenevre Belediyesi’nin katılımıyla bir sanat eseri olarak lanse ediliyor. Ama bunun arkasındaki amaç 1915 olaylarını Ermeni Soykırımı olarak kabul ettirmek. Ermeniler tek taraflı tarih anlatımlarını mutlak ve tek gerçek olarak sunmak istiyorlar. Oysa Avrupa’da 1915 olayları konusunda bir oylama yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İsviçre aleyhine kararlar verdi. Ama yerel siyasetçiler, tarihe adeta at gözlülüğüyle bakıyorlar. Biz bunu sadece belediye sorumluluğunda olan sıradan bir imar meselesi olarak görmüyoruz” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG