Erişilebilirlik

ABD’nin Terör Raporu Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?


ABD Dışişleri Bakanlığı’nca her yıl hazırlanan ve bu hafta açıklanan küresel terörle mücadele raporu hakkında henüz Türk Dışişleri Bakanlığı’nca değerlendirme yapılmadı. Ancak Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Perşembe günkü basın toplantısında bu konudaki görüşlerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı ve Sözcüsü Kalın, “Bu çelişkili bir durumdur. ABD Dışişleri Bakanlığının terör raporuna FETÖ’nün dolaylı olarak da girmiş olması önemli, bunu önemsiyoruz. Fakat FETÖ terör örgütünün ne olduğunu, mahiyetini tam olarak tespit etmeyen bir değerlendirme olduğunu da ifade etmeliyiz. Yani bunu ‘Sadece Türk Hükümeti böyle görüyor’ diye subjektifize etmeye çalışmak, öznelleştirmeye çalışmak bir kere objektif gerçekliklerden biraz uzaklaşmak anlamına gelir” dedi.

Kalın, Amerika’nın yanı sıra Avrupa ülkelerine seslenerek şunları söyledi:

“Üzücü olan şu tabii; şu anda bu FETÖ terör örgütü Avrupa ve Almanya’yı kullanarak, oranın imkanlarını kullanarak, seferber ederek, hatta Amerikalı vergi mükelleflerinin vergi paralarını kullanarak, sistemi manipüle ederek Türkiye’ye karşı faaliyetler içerisinde bulunmaktalar. Bizim Avrupa ve Amerika makamlarından beklentimiz, FETÖ terör örgütünün elebaşı olan Gülen başta olmak üzere bunların ne kadar militanı, gizli, açık elemanı, ajanı, casusu varsa bunların hukuk kuralları içerisinde, bizim talep ettiğimiz şekilde Türkiye’ye iade edilmeleridir. Orada kovuşturmaya tabi tutulmalarıdır. Madem hukukun üstünlüğünden, yargının bağımsızlığından bahsediyoruz, Türk mahkemelerinin bu konuda verdiği kararlar açık ve net ortadadır. Bu konularda bizim suçluların iadesi anlaşması çerçevesinde, Avrupa’dan ve Amerika’dan beklentimiz FETÖ terör örgütü mensuplarının Türkiye’ye iade edilmesidir. Aksi halde bu adamın Pennsylvania’dan bu suç imparatorluğunu yönetmesine müsaade edilmesi terörle mücadele açısından büyük bir çelişkidir. Türkiye ile stratejik ilişkisi, müttefiklik ilişkisi olduğu iddiasını da maalesef gölgeleyen, zedeleyen bir durumdur. Avrupalı ve Amerikalı makamların-- bu konuda Almanya için de aynı şey geçerli -- tereddütsüz ve gecikmeden hareket etmeleri ve bu kriminal kişileri adaletin önüne çıkma noktasında bizimle işbirliği içinde olmalıdırlar.”

Bu arada Başbakan Yardımcılığı görevini devreden Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, raporu yetersiz ama olumlu gördüğünü açıkladı.

Yeni Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu ise, “Bizim için FETÖ’nün elebaşı Fethullah Gülen’dir. Kim ne derse desin bizim için böyledir” dedi.

“Türkiye, Gülen’in iadesini beklememeli”

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı ve aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Emekli Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek, raporu, ABD–Türkiye ilişkileri açısından değerlendirdi.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Dilek, öncelikle rapordaki İngilizce kelime seçimlerini önemli bulduğunu söyledi. Dilek, “ABD’nin raporunda, Türkiye’nin 26 Mayıs 2016 tarihli Milli Güvenlik Kurulu kararıyla Fethullah Gülen Hareketi’ni terör örgütü kabul ettiğini ve FETÖ olarak adlandırdığını söylüyor. Fakat 15 Temmuz darbe girişiminden bahsederken kullandığı ifade çok ilginç. Raporda, ‘Türk Hükümeti, 15 Temmuz’daki darbe girişimini Fethullah Gülen Hareketi tarafından yapıldığını iddia etmektedir, ileri sürmektedir’ ifadesini kullanıyor. Dolayısıyla halen ABD yönetiminin, bu darbe girişiminin arkasında Fethullah Gülen ve FETÖ’nün olduğu konusunda inanmadığı, şüpheler taşıdığı görülüyor” dedi.

Dilek, “FETÖ’nün terör örgütü olduğu konusunda şüphesi olan ABD’nin, terör örgütü lideri Gülen’i Türkiye’ye iade etmek konusunda girişimde bulunacağını, yeşil ışık yakacağını, ben şu aşamada düşünmüyorum” diyor.

Dilek, ayrıca ABD’nin her sene olduğu gibi “Türkiye, terörün tanımını çok geniş yapıyor. Dolayısıyla hükümeti düşürmeye yönelik eylemleri de terör kapsamında ele alıyor, onlara yönelik terör suçlaması yapıyor. Halbuki bu ABD’de fikir hürriyeti ve ifade özgürlüğü kapsamında ele alan konulardır” vurgusu yaptığını dile getirdi. Dolayısıyla Dilek, Türk-Amerikan ilişkilerinde FETÖ başlığında sorunun devam edeceği düşüncesinde.

“PYD-YGP sorunu da devam edecek”

Savunma ve uluslararası ilişkiler uzmanı Cahit Armağan Dilek’e göre, ABD’nin terör örgütü PKK'yla bağlantılı PYG-YPG konusundaki tavrı ve dolayısıyla sorun da devam edecek.

ABD’nin PKK’yı terör örgütü olarak kabul ettiğini belirten Dilek, PKK’ya bağlı TAK’ın ise ayrı, hibrit bir terör örgütü olarak tanımlanmasına dikkat çekti. Dilek, “Raporda, ‘Türkiye iç düzenlenmeleri kapsamında Türk Hizbullahı, Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist (TKP-ML), Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) ve Marksist Leninist Komünist Partisi (MLKP) terör örgütü olarak belirledi’ diyor. Ama mesele PYD-YPG’ye gelince farklı ifadeler kullanılıyor” diye konuştu.

Türkiye’nin PYD-YPG’yi terör örgütü olarak gördüğü yönünde raporda ifadeler olduğunu kaydeden Dilek, o bölümde İngilizce ‘consider’ şeklinde daha yumuşak bir ifade kullanıldığını dile getirdi. Dilek, “ABD, Türkiye’nin de terör örgütü değil direniş örgütü olarak muamele yapmasını bekliyor. ABD’nin iki temel stratejisi vardır örgütlerle ilgili. Teröre karşı strateji ve direnişe karşı strateji şeklinde. ABD işgal ettiği ülkelerde uyguladığı direnişe karşı strateji anlayışını Türkiye’den de bekliyor. Mesela PKK ile müzakerelere dönün çağrısı yapılıyor” dedi.

ABD’nin raporda, DHKP-C örgütünü ‘anti-Amerikancı ve anti-NATO’cu bir terör örgütü’ diye tanımlayarak, kendine de tehdit olarak algıladığını söyleyen Dilek, ABD’nin PKK ve PYD-YPG’ye aynı şekilde yaklaşmadığını vurguladı.

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG