Erişilebilirlik

ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının ardından büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması Lübnan’da tepkilere neden oldu.

Lübnan Başbakanı Saad Hariri yayınladığı açıklamada, “Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesi kararını reddettiğimizi vurguluyoruz” ifadesine yer verdi.

Hariri açıklamasında 15 Mayıs Nakba gününe atıf yaparak “15 Mayıs Nakba Günü’nden bir gün önce ABD’nin büyük bir felaket kararı açıkladığını” kaydetti.

15 Mayıs Nakba (Felaket) Günü, İsrail’in resmi kuruluş tarihi olan 14 Mayıs 1948’ten itibaren yaşananları ifade eden Filistinliler için sembolleşmiş bir tarih ve her yıl anılır.

ABD’nin kararının bölgede gerginliği ve radikalizmi alevlendireceğini vurgulayan Hariri, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu karar milyonlarca Arap, Müslüman ve Hristiyan’ın öfkesini provoke edecek, şiddeti körükleyecek, İsrail’in daha fazla masum Filistinli’nin kanını dökmesine izin verecek ve bütün dünyayı tehdit eden radikalizmi arttıracak. Çatışmayı körükleyen ve İsrail’in Filistinliler’e karşı işlediği katliamları provoke eden bu kararı kınıyoruz.

Uluslararası toplumu acil olarak bu korkunç katliamları durdurmak için adım atmaya ve Filistinliler’e Kudüs’ün başkent olduğu bağımsız Filistin’in kuruluşu için yardım etmeye çağırıyoruz.”

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, haftalık televizyon konuşmasında karara tepki göstererek, ABD yönetiminin Filistin-İsrail sorununun çözümü için hayata geçirileceğini açıkladığı ve ‘yüzyılın anlaşması’ olarak adlandırılan sürecin bir parçası olduğunu söyledi.

Nasrallah, “ABD güvenilmez çünkü kendi ve Siyonist varlığın çıkarları için çalışıyor. Trump önümüzdeki haftalarda ‘yüzyılın anlaşmasını’ açıklayacak. ‘Yüzyılın anlaşması’ dedikleri anlaşmada Filistinliler topraklarına dönemeyecek ve Filistin sadece Gazze’yle sınırlı olacak. Filistinli yetkililer bu anlaşmayı imzalamamalı” dedi.

“Tepkiler çok zayıf”

ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını Amerika’nın Sesi’ne değerlendiren Lübnan Üniversitesi’nden Muhammed Nureddin, “karara karşı tepkilerin çok zayıf olduğunu” söyledi.

Nureddin, ‘yüzyılın anlaşması’ olarak adlandırılan sürece atıf yaparak, “Bu karar yüzyılın anlaşmasının bir parçası ve demek ki, yüzyılın anlaşmasının amacı Filistin sorununu çözmek değil tamamen yok etmek” dedi.

ABD’nin Kudüs’ü başkent olarak tanıdığına dair kararını birkaç ay önce açıkladığını hatırlatan Nureddin, “kararın açıklandığı dönemde tepki daha fazlaydı ama karara karşı o zamandan beri somut hiçbir şey yapılmadı. Şimdi ne Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği, Körfez ülkeleri, Mısır gibi ülkelerden ne de Arap dünyasındaki sokaklardan tepki var. Filistin dışında yaşayan Filistinliler’in de tepkileri çok zayıf. ABD’nin kararının büyüklüğüne karşı Filistinliler arasındaki tepki de o kadar küçük” diye konuştu.

“Türkiye’nin tepkisi de yeterli değil”

Türkiye dahil çeşitli ülkelerden ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması hamlesine gelen tepkilerin de ‘anlamsız’ olduğunu savunan Nureddin, “Tepkilerin sözde kalması yeterli değil, somut tepkiler gösterilmesi lazım. Örneğin Türkiye, ABD’nin artık bölgedeki sorunlarda arabuluculuk rolü üstlenemeyeceğini söylüyor. Bu yeterli değil. Türkiye, tepkisini somutlaştırmak istiyorsa en azından diplomatik ilişkilerini büyükelçilik seviyesinden maslahatgüzarlığa indirebilir. Bu tepkisizlik İsrail ve ABD’yi cesaretlendirecektir” diye konuştu.

Filistin sorununun yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Nureddin, “Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirliği gibi Arap ülkelerinin İsrail’le Filistinliler adına anlaşmalar yapacağını ve bunların Filistinliler’in temel haklarının yok sayılacağı anlaşmalar olacağını” savundu.

XS
SM
MD
LG