Erişilebilirlik

Amerika Nüfus Dairesi verilerine göre ülkede 1982 ve 2000 yılları arasında doğmuş 82 milyon kişi var. ‘Y Nesli’ olarak adlandırılan bu kesim, Amerika nüfusunun dörtte birini oluşturuyor.

Bu orandan yola çıkıldığında, Y Nesli’nin bu yılki Başkan seçimlerine etkisi önemli olabilir. Ancak en önemli sorun, bu kesimin büyük çoğunluğunun oy kullanmaya ilgisiz olması.

Tufts Üniversitesi verilerine göre 2012 yılındaki Başkan seçimlerinde 18-29 yaş arasındaki kesimin yüzde 45’i sandık başına gitti. Amerika’nın siyasi geçmişinde gençler, öteden beri en az oy kullanan kesim oldu.

Y Nesli gerçekten oy vermeye hevesli değil mi?

Y Nesli toplum içinde çok olumlu bir saygınlık uyandırmış değil. Bu nesil sıklıkla, uyuşukluk, kibirlilik ve bencillikle anılıyor.

‘Rock the Vote’, 1990 yılından bu yana gençleri oy sandıklarına götürmeye çalışan bir sivil toplum örgütü. Örgüt, Y Nesli konusundaki genel anlayışa katılmıyor.

Rock the Vote örgütü başkanı Ashley Spillane, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı köşe yazısında bu nesildeki oy kullanma oranı düşüklüğünde başka gerekçeler aranması gerektiğini savunuyor. Spillane’e göre genç kesimleri oy sandığından soğutan etken, siyasette yaşanan tıkanıklığa duyulan öfke.

Uzmanlara göre de siyasilere duyulan güvensizlik ve seçimle işbaşına gelen görevlilerin samimiyetsizliği, genç Amerikalıların sandık başına gitme konusundaki heveslerini kıran etkenlerden biri.

Siyasi tıkanıklık gençleri caydırıyor

Amerikan siyasetinin son on yılı bu tıkanıklıklarla geçti. Demokrat ve Cumhuriyetçi Partililer Kongre’yi savaş alanına çevirdi. Beyaz Saray’a hangi parti gelirse gelsin, ulusal ve yerel düzeyde yasama organlarıyla büyük anlaşmazlıklar yaşadı ve ödün vermeye yanaşmadı.

Uzmanlara göre Y Nesli, yaşamlarının önemli bir kısmında bu siyasi tıkanıklık ve kavgalara tanık oldu.

Alabama Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gören 24 yaşındaki Kayleigh Moller Cumhuriyetçi Parti’ye destek veriyor ve 2012 seçimlerinde oyunu bu partinin adayı Mitt Romney’e kullandı. Aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti üyesi olan Moller, partinin siyasi kampanyalarında gönüllü faaliyetlerde yer alıyor.

“Bir partiye sonuna kadar destek olamayız” diyen Moller, siyasi söylemlerin kendilerini kolay etkileyemeyeceği görüşünde. Daha fazla kişinin sandık başına gitmesi durumunda kendi neslinin önemi bir siyasi güç haline geleceğini savunan Moller, aynı zamanda siyasilerin de kampanyalarında bu gücü dikkat almak durumunda kalacağını söylüyor.

‘Sorun ekonomide’

Amerika’da üniversitelerden en borçlu şekilde çıkanlar 2015 mezunları oldu. Anne-babalara ve öğrencilere üniversite eğitim masraflarını ödeme yolları bulmaya çalışan Edvisors adlı web sitesinin kurucusu Mark Kantrowitz’in yaptığı araştırmaya göre 2015 yılında mezun olan bir öğrencinin ortalama borcu 35 bin doların üzerinde. Amerika’da üniversite öğrencilerinin borçları 1 trilyon doları aşmış durumda.

Üniversite eğitimleri için onbinlerce dolar kredi alan genç seçmenler, mezuniyetten sonra iş bulmada sıkıntı yaşıyor. Bu yaşanan çelişki, onları seçim günü sandığa gitmekten caydırıyor.

Indiana Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi gören 24 yaşındaki Drew Farrington, eyalet yönetimine bağlı bir kurumda hukuk danışmanı olarak çalışıyor. Demokrat Parti destekçisi olan Farrington, 2012 seçimlerinde Obama’ya oy vermiş. Ayrıca kendisi Indiana eyaletinde Demokrat Partili Kongre adaylarının kampanyalarında çalışıyor. Farrington’a göre gençleri oy sandıklarından uzaklaştıran etkenlerden biri, mezuniyetten sonra iş bulma konusunda yaşadıkları sıkıntılar.

İstihdam ortamının anne-babalarının yıllar önce yaşadığından daha farklı olduğunu savunan Farrington, özellikle Amerika’nın yaşadığı son ekonomik durgunluktan çıkılan bu dönemde gençlerin gelecek ve fırsatlar konusunda karamsar olduğunu söylüyor. Bugün bir lisans diplomasının 20 yıl önceki kadar prim yapmadığını savunan Farrington “çok sayıda genç profesyonel yaşam mücadelesi veriyor” diye konuşuyor.

Güven krizi

Y Nesli’nin bir özelliği de siyasetçilere ve devlet kurumlarına duydukları güvensizlik. Harvard Üniversitesi’ne bağlı Siyaset Enstitüsü’nün yaptığı kamuoyu yoklamasında 18-29 yaş arası kesimin yalnızca yüzde 37’sinin Başkan’a güvendiği gözlenmiş. Bunların arasında federal hükümete güven duyanların oranı yüzde 25, Kongre’ye güven duyanların oranıysa yüzde 17.

Enstitü sözcüsü Esten Perez Amerikan tarihinin en kalabalık jenerasyonu olan Y Nesli’nin 2016 seçimlerinde önemli bir role sahip olduğuna dikkati çekse de, genç yetişkinlerin bugünün Washington’una ve siyasetçilerine güvensizlik duyduğunun altını çiziyor.

Drew Farrington da bu güvensizliğin ilgisizliğe dönüştüğünü savunanlardan. Genç neslin Amerikan siyasetinin temelini oluşturan iki partiye karşı sabrını tükettiğini belirten Farrington, olumlu değişim beklentisini de yitirdiklerini sözlerine ekliyor. Farrington, “Kimsenin yardımı dokunmayacağını düşünüyorlar. Bu durumda neden sandık başına gitsinler ki?” diye soruyor.

XS
SM
MD
LG