Erişilebilirlik

ABD-Çin-AB Üçgeninde Xi Jinping'in Avrupa Ziyareti


Dünya diplomasi ve ekonomisinde kartlar yeniden dağıtılıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin arasında yükselen ticaret savaşları ise bu değişimin en önemli çatışmalarından birisi. İki büyük devin en önemli kapışma sahnesi ise Avrupa. Çin, "Yeni İpek Yolu" projesiyle, Afirka'da önemli adımlar attıktan sonra Avrupa'ya ilerlemeye başladı. Bu ilerlemesinde ise, Doğu ve Batı Avrupa'yı bölerek Avrupa pazarlarını ele geçirme stratejisi izliyor. Bunda bir miktar başarılı da oldu. Almanya ve Fransa'nın mesafeli durduğu projeye 15 kadar eski Doğu bloku ülkesi imza attı.

Ancak Mao'nun devriminden 100 yıl sonra, 2049'da, Çin'i, dünyanın en büyük gücü yapmak için çalışan Devlet Başkanı Xi Jinping, Batı Avrupa engeliyle karşı karşıya. Bu çerçevede çıktığı Avrupa gezisinde ise bu engeli aşmak için çalıştı ve her iki taraf da önemli mesafe katetti.

Xi Jinping, İtalya, Monaco ve Fransa'yı kapsayan 6 günlük Avrupa gezisinin son ayağında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un girişimiyle, Elysee Sarayı'nda, AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile de bir araya geldi.

İtalya gibi AB kurucusu ve G7 üyesi bir ülkeyi Yeni İpek Yolu projesine katark Fransa'ya gelen Xi, Fransa ile 300 Airbus alımını içeren 34 milyar Euro'luk dev ihalenin yanısıra, enerji, sağlık, kültür, eğitim, altyapı anlaşmaları dahil çok sayıda yeni anlaşma imzaladı.

ABD-Çin'in savaş meydanı: Doğu Avrupa

Ama Çin ve Amerika arasındaki ticari savaşın asıl büyük cephesi Doğu Avrupa. Eski Sovyet bloğundan ve Yugoslavya'dan ayrılan Doğu Avrupa ülkeleri, Çin açısından ortak özellikler içeren cazibe merkezleri. En önemlisi AB üyelikleri ve dolayısıyla AB'ye bağlılıkları eski üyelerden daha zayıf. Ekonomik gelişmeleri geciktiği için de, ulaşım, enerji, telekomünikasyon alanlarında çok büyük ihtiyaçları var. Yani Çin için oldukça büyük pazarlar.

Pekin ile Varşova, 2012'de "16+1 formatında", eski blok üyesi ve 11'i AB üyesi olan 16 Doğu Avrupa ülkesiyle, ilişkilerini güçlendiren Çin'in "Yeni İpek yolu" projesinin kilit bağlantılarından birisini kurdu. Bu formatta, kredi limitlerinin açılması, devralma, demiryolu projeleri, ticaret hacminin artırılması gibi pek çok yeni adım için Çinli yetkililerin ziyaretleri birbirini izledi.

Amerika, Doğu Avrupa'nın Çin'in ekonomik hedeflerinin en önemli ve kırılgan noktalarından birisi olduğunu anladı. Ve karşı saldırıya geçti. Polonya'nın 2015'te kurduğu '3 Deniz İnisiyatifi'ni destekledi. Polonya, Karadeniz, Baltık Denizi ve Adriyatik Denizi'ne kıyısı olan 3 denizi birleştiren "13 M İnisiyatifini" kurdu. ABD Başkanı Donald Trump'ın bu birliği övmesi, AB içinde projeye duyulan tepkileri ve şüpheleri artırdı. Almanya, Baltık denizine sınır olduğu halde bu projeye ilk yıl katılmadı, ancak ikinci yıl hem AB hem de Almanya gözlemci sıfatıyla katıldı.

Bundan 6 ay sonra, Batı Avrupa ile ilişkileri zayıflayan Trump yönetimi, Polonya'da Varşova Konferansı'nı düzenledi. Konferansta, Rusya ve Çin ile Amerika arasındaki savaş iyice su yüzüne çıktı.

Bu ortamda Çin Devlet Başkanı'nın saldırıya geçmesi ve Avrupa'ya adeta bir diplomatik çıkarma yapması AB'nin dinamo ülkesi Fransa ve Almanya'yı harekete geçirdi. Diplomasi çoğu zaman bir semboller sanatı ise, Elysee Sarayı'na Xi'den önce gelen Merkel, Juncker ve Macron, Sarayın girişindeki merdivenlerde Xi'ye 3'lü bir karşılama düzenleyerek ilk sembolik 'birlik' mesajını verdi. Toplantının ardından da aynı "güven ve işbirliği içeren" mesajlar tekrar etti.

Fransa'nın en önemli düşünce kuruluşlarından Ulusrarası Stratejik İlişkiler Enstitüsü (IRIS) Başkanı ve Elysee tarafından Çin ile yürütülen toplantılara da davet edilen jeo-politika uzmanı Pascal Boniface, VOA Türkçe'ye Elysee buluşmasını ve sonrasını değerlendirdi.

Boniface, "Avrupa'nın, bütün bu gelişmelerin ardından, Çin'e 'dur' demesi, güç göstermesi gerekiyordu. Bu anlamda, Elysee'deki 4'lü buluşma son derece önemli" diyerek toplantının ana hedefine ulaşıldığını belirtti. Toplantıda Amerika'ya pek çok mesaj verildiğini belirten Boniface, "Çin ile ticarette Trump sınıfta kaldı, 5 milyar dolar ticaret açığı var. Boeing ile yaşananlar ortada. 300 Airbus uçağının alınması da çok büyük bir mesaj. Bu açığı yakalaması gerekecek. Ama bu sadece Amerika'ya değil, Avrupa'ya da bir mesaj. Birlik olma mesajı. Ve bu anlamda önemli bir ilk adım atıldı" dedi.

"Amerika ve Çin, Doğu Avrupa'da kapışmaya hazırlanıyor"

Bu zirvenin hemen ertesi günü, AB, Washington yönetiminin "casusluk şüpheleri nedeniyle" savaş açtığı Huawei telefonlarına 5G altyapısını kurma konusunda kapıları kapatmayarak, Washington'a ikinci güçlü mesajı gönderdi. AB Komisyonu, Washington ile tam tezat içeren bir seçim yaparak, üye devletlerin kendilerini bu konuda konumlandırmaları" kararı verdi.

Macron ve Xi'nin yayınladığı 37 maddelik Fransız-Çin ortak açıklaması, İklim değişikliğinden İran Nükleer Anlaşması'na kadar, adeta 'Trump karşıtı bir manifestoya' benziyor.

Fransız diplomasisini belirleyen önemli düşünce kuruluşu Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) Başkanı, ekonomist ve jeo-politika uzmanı Thierry de Montbrial de, Europe 1 Radyosu'na yaptığı değerlendirmede, "Çin, eski doğu bloku ülkelerinin kırılganlığını biliyor ve burada pozisyon almaya çalışıyor. Amerika ile bu bölgede kapışmaya hazırlanıyor. Özellikle Polonya'da. Her iki taraf da Avrupa'yı bölme üzerine oynuyor. Avrupa Birliği (AB) kendi kaderini eline almalı, Avrupalılar sadece seyirci ya da av olarak kalmamalı, aktör olmalılar" dedi.

Zirvede giderilemeyen şüpheler?

Çin ve AB, Amerika'nın tek taraflı politikalarına karşı birlik mesajı verdi. Ancak bu sorunların çözümü anlamına geliyor mu? Çin'in, Yeni İpek Yolu projesiyle Avrupa'ya kollarını nüfuz etmesi konusunda Xi Jinping, ziyareti sonunda, şüphelerin yok olması için bir garanti sunamadı.

Thierry de Montbrial, Macron'un Çin karşısında Avrupa'yı birleştirebileceğinden şüphe duyuyor ve "Bu nedenlerle Avrupa'nın kendi kaderini eline alması, birlik içinde olması, stratejik düşünmesi ve küresel bir vizyona sahip olması önemli. Ancak hala bu durumdan çok uzaktayız" sözleriyle daha çok adım atılması gerektiğini vurguluyor.

Avrupa Birliği açısından ise, her ne kadar Elysee Sarayı'nda birlik görüntüsü vermeye çalışılsa da, konu üzerinde AB içinde tam bir birliğin oluşturulması için hala önemli bir mesafe katedilmesi gerekiyor. Zira, Macron'un yanında, Merkel ve Juncker'in boy göstermesi, Xi'yi Elysee Sarayı'nın girişinde hep birlikte karşılamaları, henüz, bu buluşmadan 4 gün önce Roma'da imzalanan Yeni İpek Yolu anlaşmasının etkilerini ortadan kaldıracak güçte değildi.

Ve elbette en büyük, en sıcak dosya, Huawei'ye 5G projesinin verilip verilmeyeceği konusu. Yıl içinde bu konu üzerinde de çalışılacak.

İkinci etap 9 Nisan'da Brüksel'de

Şimdi hedef, 9 Nisan'datoplanacak AB-Çin zirvesinde, bütün bu adımların daha net bir zemine oturtulması. Umarım "şiir yazmayız, somut gelişmeler kaleme alırız" diyen Jean Claude Juncker de, Yeni İpek Yolu'na destek vermenin şartları hakkında ipucu verdi. Karşılıklılık ilkesinin daha açık ve net ifadelerle yazılmasını istedi.

VOA Türkçe'nin bu konudaki sorusunu yanıtlayan Pascal Boniface, "Çin ile anlaşma olanaklı. Ama bu safça olmayacak. Karşılıklı olacak. O zaman bu uzlaşmaya varılır. Brüksel'de yapılacak 9 Nisan zirvesinde büyük bir uzlaşma açıklanması beni şaşırtmaz. Çin'in de kendi pazarlarını AB'ye açması gibi somut bir açıklama gelmesini bekliyorum" dedi.

Bu zirveden sonra ise tüm gözler, dünyanın çarpışan iki dev ülkesinin liderleri Xi ve Trump'ın Nisan ayında gerçekleşmesi beklenen görüşmesine çevirilecek.

XS
SM
MD
LG