Erişilebilirlik

Türkiye’nin, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’na vize serbestisi için çalışma planını 72 kriterden 65’i tamamlanmış şekilde sunmasıyla birlikte gözler, Brüksel’in özellikle olağanüstü hal (OHAL) rejimi ve terörle mücadele yasal düzenlemelerinde anlaşamadığı Ankara’ya vereceği yanıta çevrildi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı, Twitter aracılığıyla vize serbestisine yönelik çalışma planı belgesi ve eklerini, AB Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’a teslim ettiğini duyurdu. Anadolu Ajansı kaynaklı habere göre de Türk Büyükelçi Kaymakcı, Timmermans’a ilerleme sağlanması için Komisyon’un Türkiye’ye destek olması gerektiğini ve gelecek olumlu işaret çerçevesinde Ankara’nın çalışmalara başlayacağı mesajlarını iletti.

Çavuşoğlu ve Çelik’e göre 72 kriter de tamamlanmış

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün katıldığı televizyon programındaki açıklamasında, AB’nin vize serbestisi için şart koştuğu 72 kriterden 67’sini tamamladıklarını söyledi. Çavuşoğlu, ancak AB’ye göre kriterlerden 65’inin tamamlandığını ifade etti. Buna rağmen tamamlanmış kriterleri AB’nin tavsiyesi olarak yorumlayan Çavuşoğlu, Türkiye’nin aslında çalışmalarını tümüyle tamamladığını da savundu. Çavuşoğlu, “Bizce 72 kriteri tamamladık. Mektubumuzu AB’ye ulaştırdığımız andan itibaren artık top diğer tarafta. Bu süreci bir an önce sonuçlandırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AB Bakanı Ömer Çelik de, bugünkü açıklamasında, “Esasında bize göre 72 kriterin hepsi yerine getirilmiştir de bazı konularda bazı değişiklikler olabilir mi gibi bir tartışma yürüyordu. O tartışmada en azından Türkiye’nin yapacağı çalışma tamamlanmıştır ve bu çerçevede de Komisyona verilecektir” dedi.

AB en son 7 kriter eksik görüşündeydi

AB Komisyonu tarafı ise, Türkiye’nin 7 kriterle ilgili koşulları henüz yerine getirmediği görünüşünü koruyor. Bu kriterler içerisinde, AB ve Türkiye’nin “terör” tanımı üzerine uzlaşma sağlayamaması sıkıntı yaratıyor. AB tarafı, Türkiye’nin “Terörle Mücadele Kanunu” başta olmak üzere yasal düzenlenmelerinde özgürlüklerden yana şekilde değişiklikler yapmasını bekliyor. Türkiye ise, terör örgütleriyle mücadelesini gerekçe göstererek, değişiklikleri reddediyor.

AB tarafınca eksik olduğu dillendirilen kriterlerden birisi de Türkiye’nin, “yolsuzlukla mücadele” uygulamaları. AB, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) tarafından Türkiye hakkında hazırlanan raporlardaki yasal eksiklikleri Ankara’nın tamamlamasını istiyor. GRECO raporlarında, TBMM üyeleri ve yargıç ve savcılar konusunda hukuk dışı faaliyetlere engeller oluşturulması, mal ve gelir beyanları gerektiği vurgulanıyor.

Avrupa Polis Teşkilatı yani Europol ile Türk İçişleri Bakanlığı’nın sahada operasyonel işbirliği için gerekli hukuki düzenlemeyi yapması da bekleniyor.

Türkiye’nin kişisel verilerin güvenliği konusunda attığı yasal adımlar da AB tarafını memnun etmiyor ve bununla ilgili AB’ye uyumlu yasa çıkartılması isteniyor.

Türkiye’de yargı alanındaki son dönemde çok sayıda yasal değişiklikler yapılması da AB’nin rahatsızlıklarından birisi. AB tarafı, yargı alanında ve özellikle hakim ve savcı atamaları konusunda yeni düzenlemeler talep ediyor.

Bir diğer kriter ise, AB – Türkiye arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın tüm hükümlerini uygulama. Yukarıdaki kriterlerden farklı olarak Türkiye’nin vize serbestisi verildiğinde uygulamayı planladığı ve dolayısıyla da çözümü mümkün kriterlerden birisi olarak görülüyor.

Son olarak geçiş sürecinde yapılabileceği öngörülen ve diğer kriterlere göre sadece teknik düzeyde olan kriter ise, Türk vatandaşlarına, AB standartlarında biyometrik pasaport verilmesi. Türkiye’nin, en son yenilediği “çipli pasaport” AB tarafınca yeterli görülmüyor.

Süreç nasıl gelişti ve şimdi nasıl işleyecek?

Türkiye – AB arasında vize serbestisi süreci, Ankara Palas’da 16 Aralık 2013’te “Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması”na imza atılmasıyla başlamıştı. Metin, vize serbestisi için Türkiye’nin yerine getirmesi gerekli şartları da işaret ediyordu. O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen imza töreninde, mutabakat metnine AB Komisyonı adına İçişleri Komiseri Cecilia Malmström ve Türkiye adına o dönemki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Muammer Güler imza atmıştı. Anlaşma, 1 Ekim 2014’te TBMM’de kabul edilmesiyle birlikte resmen yürürlüğe girdi. Türkiye ile AB arasında Geri Kabul Anlaşması uygulaması ise 1 Haziran 2016’da resmen başladı. Bununla birlikte Türkiye’nin, Ekim 2016 itibariyle vize serbestisi kapsamına alınması bekleniyordu. Ancak Türkiye iç siyasetinde 2016 yılına gelindiğinde AB ile ilişkiler açısından sert değişim rüzgarları yaşandı.Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı altında Ahmet Davutoğlu’nun başkanlıktan istifası ve ardından 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimi sonrasında olağanüstü hal (OHAL) ilanı AB ilişkilerini etkiledi. O günden bugüne AB tarafı, vize serbestisi için Türkiye’nin belirlenmiş 72 şartı tamamlamadığını ifade ediyor.

Şimdi Türkiye’nin vize serbestisi için başvuruda bulunmasıyla birlikte ilk önce AB Komisyonu’nun karar vermesi gerekiyor. AB Komisyonu’nun, Türkiye’nin başvurusunu kabul etmesi halinde konu, Avrupa Parlamentosu (AP) ve 28 üye ülke temsilci nezdinde AB Konseyi’nde oylanacak. AP’den ret kararı çıkarsa konu yeniden AB Komisyonu’nda görüşülecek. Eğer kararlar kabul yönünde olursa karar resmiyet kazanabilecek.

Vize serbestisi kabul edilirse Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, AB üyesi ülkelere vizesiz seyahat edebilecek.

Türkiye ile AB arasındaki söz konusu “Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması”na detaylarına, http://www.mfa.gov.tr/data/agreed%20minutes%20ve%20annotated%20roadmap.pdf internet adresinden ulaşılabilir.

XS
SM
MD
LG