Erişilebilirlik

AB Zirvesinde "Merkel'e Veda" Ön Plandaydı


21 Ekim 2021 - AB liderleri Brüksel'de biraraya geldi

Almanya'da beklendiğinden hızlı ilerleyen hükümet kurma çalışmalarının ışığında son AB zirvesine katılan 67 yaşındaki Başbakan Angela Merkel, zirvenin ikinci gününde ilgi odağı oldu. İktidarda kaldığı 16 yıla rağmen, hala dünyanın en çok desteklenen lideri olmaya devam eden Merkel, 107'inci kez AB zirvesine katıldı.

Zirvenin ilk gününde liderler, enerji fiyatları, Polonya krizi ve Belarus ile yaşanan göç krizini tartıştı. İkinci gün ise göç, ticaret anlaşmaları ve ekonomik önlemler gündemiyle toplanan liderler, Merkel'e veda etti. Salona girişinde ayakta alkışlanan Merkel'e pek çok veda mesajı dile getirildi.

"Angela'sız AB, Vatikansız Roma'dır"

Konsey Başkanı Charles Michel, "Umarım son zirveniz için bu tören sizi üzmez. Angela'sız AB zirvesi, Vatikan'sız Roma'ya ya da Eyfel Kulesi'siz Paris'e benziyor. Avrupa sahnesine vedanız bizi politik olarak etkiliyor ama aynı zamanda duygulandırıyor da. Siz bir anıtsınız" dedi. Charles Michel, Merkel'in "özellikle zor zamanlarda özlenecek olan bilgeliğini" övdü. Michel, Twitter hesabından yayınladığı Merkel'in politik yaşamını özetleyen kısa bir video mesajıyla da Merkel'e Almanca teşekkür etti. ABD eski Başkanaı Barack Obama'nın yayınladığı veda mesajını da paylaştı.

"Uzlaşma ruhu" selamlandı

İktidarı boyunca AB içinde Doğu Balkan ülkeleri ile batılı üye devlet arasındaki yakınlaşma için çalışan Merkel, liderlerin sevgi gösterileri ve övgüleriyle karşılaştı. Avusturya Başbakanı Alexander Schallenberg, Merkel'i "AB'nin barış zanaatkarı" diye tanımlarken, Lüksemburg Başbakanı Xavier Bettel "Öyle bir uzlaşma makinasıydı ki, her zaman bizi birleştirecek bir neden buldu. Onu çok özleyeceğim. Avrupa onu özleyecek" diye konuştu.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, "Büyük bir kadın politikacı ve çok karmaşık durumlarda çok önemli bir istikrar faktörü oldu. Büyük saygı duyuyorum" diye konuştu. AB yöneticileri ise, Merkel'e Avrupa Birliği zirvelerinin düzenlendiği Konsey Binasını temsil eden bir hediye verdi.

Charles Michel, 2014'ten bu yana sürdürdüğü Başbakanlık görevinden Kasım ayında ayrılacak olan İsveçli Stefan Löfven'i de uğurlayan bir konuşma yaptı. Michel, "Güçlü ve güven verici varlığınızla görüşmelerimize damga vurdunuz" dedi.

"AB'nin geleceği için endişeliyim"

Zirvenin ardından basın toplantısı düzenleyen Merkel, ayakta alkışkanmasına ve duygulu iltifatlar almasına rağmen, son Avrupa zirvesinde dahi duygusal bir görüntü sergilemedi. Aksine, son derece ciddi bir ifadeyle AB'nin hukukun üstünlüğü, göç ve ekonomi dahil olmak üzere birçok konuda zor bir süreçten geçtiğini söyledi. Merkel, "Görevimden, AB'nin beni endişelendiren bir döneminde ayrılıyorum. Pek çok krizi aştık. Ama önümüzde çözümlenmeyen bir dizi problem var. AB liderlerinin önünde hukukun üstünlüğü, göç ve ekonomi alanında büyük projeler olacak" diye konuştu.

Polonya krizi ertelendi

Öte yandan, Polonya Anayasa Mahkemesi tarafından "ulusal yasaların AB yasalarının üstünde olduğu" yönündeki kararı üzerine AB ile Polonya arasında yaşanan "hukuk devleti" krizi, zirvede AB liderlerini böldü. Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, zirve girişinde "Polonya ile şantaj yapılarak konuşulamayacağını" dile getirerek, "Diyaloğa açık olduklarını" vurguladı.

AB zirvesinde yapılan tartışmalar boyunca, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan "ulusal anayasaların AB'ye üstün olması görüşünü savunmaya devam etti. Toplantıda AB ile "hukuk sistemi" konusunu tartışmaya ve diyaloğa hazır olduğunu açıklayan Morawiecki, bir çözüm bulmak istediklerini de belirterek, açık kapı bıraktı. Macaristan Devlet Başkanı Victor Orban da, zirve girişinde Morawiecki'ye destek verdi ve "Polonya Avrupa'nın en iyi ülkesidir. Bu ülkeye karşı bir cadı avı yürütülmektedir" diye konuştu.

Merkel, katıldığı son zirvede Polonya ile yaşanan "hukuk devleti" krizinin de diyalogla çözülmesine katkıda bulunarak, "Bize bu konunun çözümü için rehber olacak adım, AB Adalet Divanı'na yığılan şikayetler değildir. Masaya oturup diyalogla çözülmelidir" sözleriyle "yaptırım isteyen liderlere karşı görüş belirtti.

AB'den "yardım " şantajı, Polonya'dan "veto" tehdidi

AB içinde çok sayıda lider ve AB yönetimi ise, Polonya'yı bu sorunu çözmek için adım atmaya çağırdı. Toplantı girişinde konuşan Brüksel Başbakanı Alexander De Croo, "Benim Polonyalı meslektaşımıza önerim, AB Komisyonu'nun harekete geçmesini beklemeden, Varşova'nın kendiliğinden harekete geçmesidir" dedi. Hollanda Başbakanı Mark Rutte de, Polonya, adalet sisteminde reform yapana kadar, yardım fonlarının verilmemesi gerektiğini savundu. Rutte, "Kararlı olmalıyız ama Polonya'da yargının bağımsızlığını garanti altına alacak bir çözüm bulunmalıdır. Bu doğrultuda Polonya gerekli önlemleri almalıdır. AB hukukunun üstünlüğü pazarlık edilemez" dedi.

Hukuk devleti ilkesi üzerinde ısrar eden ve Polonya'nın sonunda AB çizgisine gelmesini isteyen liderler, "Pandemi sonrası Komisyon'un üyelere vermek üzere düşük faizle bulduğu hibe ve sübvansiyon desteği" kozunu öne sürdü. Görüşmeler sonunda AB liderleri, Polonya'ya verilmesi öngörülen, 36 milyar dolarlık hibe ve sübvansiyon yardımının 5 milyar dolarlık ilk diliminin açılması kararına onay vermedi. Ancak, AB'nin bu kartına karşılık, Polonya da, Yeşil Pakt başta olmak üzere, oybirliği ile ilerlemesi zorunlu olan pek çok AB projesini engellemek için "veto kartını" masaya sürüyor.

Tartışmaları noktalayan AB Konseyi Başkanı Charles Michel, "Çözüm bulmak için diyaloğun devam etmesi gerektiğini söyledi. AB liderleri Polonya ile yaşanacak muhtemel bir krizi şimdilik erteledi, ancak krizin nasıl çözüleceğine dair bir adım belirlenmedi.

Enerji krizi ele alındı

Avrupalı liderler Perşembe günü, Avrupa Birliği'nin yüksek enerji fiyatlarına ortak bir yanıt üzerinde anlaşmaya çalıştı. AB Komisyonu, geçen hafta, "AB ülkelerine artan enerji fiyatları karşısında uygulayabilecekleri acil politikaları" içeren bir paket yayınlayarak, uzun vadeli önlemlerin liderler tarafından karara bağlanacağını dile getirmişti.

Ancak zirvede, Komisyon tarafından getirilen vergi indirimi, hane halklarına yardım gibi, acil önlemler içeren paket tüm üyeler tarafından desteklenirken, fiyat artışı krizinin Avrupa enerji piyasası kurallarının gözden geçirilmesini haklı gösterip göstermediği konusunda ise bölündü. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez tarafından ortaya atılan ve Fransa'nın da desteklediği "stratejik doğalgaz rezervleri" oluşturmak için toplu pazarlık yapalım" önerisi için de oybirliği sağlanamadı.

Zirvenin ikinci gününde Belarus ile Polonya arasında yaşanan kriz başta olmak üzere göç sorunu ve Belarus'a yaptırımlar, ticari anlaşmalar ve uluslararası dosyalar ele alındı.

XS
SM
MD
LG