Erişilebilirlik

Türk-Rus İlişkileri - 2002-06-25


Kafkaslar, eski Sovyetler Birliği ve Avrasya konularında uzman olan ve Harvard Üniversitesi’ne bağlı Kennedy School of Government’ta ders veren Fiona Hill, geçenlerde Washington’da, Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri hakkında bir konferans verdi. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSIAD’ın davetlisi olarak Türkiye’de yaptığı incelemelerden sonra konuşan Fiona Hill, Türk-Rus ilişkilerinin, günümüzde, tarihtekinin aksine memnuniyet verici şekilde ilerlediğini söyledi. Fiona Hill iki ülkenin birbirinin rakibi olmaktan çıkıp ticaret ortağı haline geldiğini, Avrupa karşısında aynı sıkıntılarla karşılaştıklarını ve ortak enerji projeleri geliştirmekte olduklarını belirtti.

Toplantıyı izleyen Hale Ebiri'nin haberi

Fiona Hill, Kafkas ülkeleriyle sınır komşusu, Orta Asya devletleri ve Afganistan’la tarihi ve kültürel bağlara sahip olmasının son on yılda Türkiye’nin dış politika dinamiğini değiştirdiğini söyledi. Fiona Hill, bunlara ek olarak Amerika’yla müttefik, Avrupa’yla gelişen ve İsrail’le stratejik ilişkilere sahip olan Türkiye’nin Rusya ile gelişen ilişkilerinin de dış politikasına şekil verdiğini belirtti.

Amerikalı uzman Türk-Rus ilişkilerinin tarihini değerlendirirken, komünizm döneminde Sovyetler Birliği’nin, Türkiye’yi, Amerika’nın müttefiği ve Kafkas cumhuriyetlerinde karışıklık çıkartmaya hazır bir rakip olarak gördüğünü, ayrıca iki ülkenin, 90’lı yıllarda Balkanlar ve Çeçenistan konusunda birbirine ters düştüğünü hatırlattı. Hill bugün ise Türk-Rus ilişkilerinde gelişme görüldüğünü söyledi ve bunun sebepleri üzerinde dururken şöyle dedi:

"Rusların, Türkiye’nin Kafkaslar ve Orta Asya için kendilerine rakip olacağı konusundaki korkuları haklı çıkmadı. Aslında ne Türkiye ne de Rusya, Kafkaslar ve Orta Asya bölgesindeki ülkeler için büyük bir çekici güç haline gelemedi. Türkiye, Özal zamanında taahüt ettiği gibi, bölgede büyük bir siyasi kuvvet olamadı. Bu bölgelerle ticaretini büyük ölçüde arttırdı, kültürel programlar geliştirip uyguladı, bölgeye mali yardım yaptı, öğrenciler Türk okullarına kabul edildi. Fakat Türkiye’nin bu 'yumuşak' gücü, kuvvetli bir siyasi bir etkinlik kuracak boyutlara ulaşmadı. Ne yazık ki, Türkiye beklediğimiz etkinliği gösteremedi."

Avrasya uzmanı, bunun sebepleri arasında, Türkiye’nin Dağlık Karabağ anlaşmazlığında etkili bir arabulucu olarak kendini gösterememesini, ekonomik zayıflığını ve ayrıca, ilgisinin başka yönlerde, örneğin Avrupa Birliği ve Ortadoğu’da olmasını saydı. Fiona Hill, Türkiye için geçerli olan bütün bu sebeplerin, Rusya için de geçerli olduğunu belirtti. Hill Rusya için de şöyle konuştu: “Rusya da ekonomik zorluklarla karşı karşıya geldi, bölgeyle ticareti azaldı, etnik anlaşmazlıklarda izlediği tutum şüpheye yolaçtı, özellikle Kafkaslardaki ülkelerle olmak üzere, komünikasyon bağlantıları kesildi, Orta Asya’da askeri nüfuzu azaldı.” Son zamanda ise Amerikan askerlerinin de bölgeye girdiğini belirten Hill, Türkiye ve Rusya’nın, bölgeyle ilişkilerini tam olarak geliştirememeleri nedeniyle Kafkaslar ve Orta Asya’da siyasi boşluk doğduğunu söyledi. Hill, bölgedeki konumları açısından saydığı zayıflıkları paylaşan Rusya ve Türkiye’nin birbirlerine yaklaştıklarını ve aralarındaki ilişkilerin geliştiğini belirtti. Uzman şöyle dedi:

"En büyük etken doğal gaz oldu. 1990’larda tüm dünya Hazar bölgesine yeni bir petrol kaynağı olarak baktı. Oysa bölgenin en büyük değeri doğal gazdır. Yeryüzündeki doğal gaz kaynaklarının üçte birine sahip olan Rusya dünyanın en büyük doğal gaz satıcısı. Rusya hem doğal gaz kaynakları bakımından zengin, hem de Orta Asya gazı üzerinde kontrol sahibi. Doğal gaz ihtiyacının yüzde 70’ini Rusya’dan sağlayan Türkiye, bu ülkenin en büyük doğal gaz müşterilerinden biri. Bu alanda yeni projeler var. Aslında Türkiye ile Rusya, Ortadoğu’ya kadar uzanan bir alanda çok iddialı çeşitli gaz projelerini görüşüyor. Hatta İsrail’in de katılacağı bir Ortadoğu Gaz Birliği’nden söz ediyorlar."

Fiona Hill, doğal gaz kaynaklarını geliştirme konusunda Rusya ile Türkiye’nin paylaştığı ortak çıkarın, gelecek için ilginç imkanlar yaratabileceğini ve konunun iki ülkenin Şubat ve Mart ayındaki toplantılarında ele alındığını belirtti. Hill, iki ülke arasında 1990’lı yıllarda 12 Milyar Dolara ulaşan ticaretin bugün ekonomik zorluklar yüzünden yarı yarıya düşmesine rağmen, Rusya’nın Türkiye’yi sadece bir ihracat pazarı değil, bir geçit ülke olarak görmeye başladığına işaret etti.

Rusya’nın Amerika ile ilişkilerinin düzelmekte olmasının Türk-Rus ilişkilerini olumlu yönde etkileyeceğini belirten Fiona Hill, iki ülkenin Avrupa’yla ilişkilerinde de benzer bir durum olduğunu, ikisinin de Avrupa Birliği’yle karmaşık ve sorunlu bağlara sahip olduklarını şu sözlerle anlattı:

"Gerek Türkiye gerekse Rusya Avrupa karşısında 500 yıldır aynı soruyu soruyor: Acaba Avrupa’nın bir parçası mıyız yoksa değil miyiz? Avrupa’nın siyasi ve kültürel sınırları nerede başlayıp, nerede bitiyor? Türkiye ve Rusya gerçek Avrupa devletleri olarak kabul edilecekler mi? Bu nedenle Avrupa’nın yeniden tanımlanmasında, Türkiye ve Rusya aynı konumdalar. Moskova’da birçok kişi bana, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tartışmaları çok yakından izlediklerini söylediler. Eğer Türkiye dışlanırsa Rusya’nın da, gümrük birliği için bile, hiç bir umudu kalmayacak. Bu bakımdan Ruslar Türkiye’nin Avrupa karşısındaki durumunu çok yakından ve kaygıyla izliyor."

Fiona Hill/ Avrupa Birliği dışında da Türkiye ile Rusya’nın pekçok ortak yanı olduğunu belirtti ve bunlar arasında, Orta Doğu’daki durumla Amerika’nın Irak ve İran politikaları karşısında Türkiye ve Rusya’nın aynı kaygıları taşımalarını saydı. Uzman iki ülkenin de Kafkaslar ve Orta Asya’da istikrar görmek istediğini belirtti. İki ülkenin pragmatik bir yaklaşım içinde olduğunu söyleyen Fiona Hill bu anlayışı, geleneksel düşmanlar olan Almanya ile Fransa arasında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra doğan yakınlaşmaya benzetti. Hill son on yılda büyük ilerleme gösteren Türk-Rus ilişkilerinin bundan sonra da gelişmeye devam edeceği tahmininde bulundu. Amerikalı uzman artık ortak bir sınırı paylaşmayan bu iki ülkenin, bir istikrar unsuru olarak bölgenin güvenliği ve ekonomik gelişmesine katkıda bulunacaklarını söyledi.

XS
SM
MD
LG