Erişilebilirlik

Türkiye: 'PYD-YPG Menbiç’te Kontrol Noktasından Geri Çekildi'


Türk Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy

Türkiye, ABD ile ortak mutabakat çerçevesinde, PYD-YPG’nin Suriye’de Fırat Nehri’nin batısındaki Menbiç’in sınır bölgesindeki kontrol noktasından, geriye çekildiğini teyit etti.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, bugünkü basını bilgilendirme toplantısında, ABD ile Türkiye ilişkileri açısından kritik konulara değindi ancak detaylı açıklamalar yapmaktan kaçındı.

Sözcü Aksoy, ABD – Türkiye ilişkilerinde liderler arasındaki temasları hatırlatarak, Trump’ın Erdoğan’ı seçimler dolayısıyla tebrik ettiği ve 11-12 Haziran’da Brüksel’deki NATO Zirvesi kapsamında yüz yüze görüştüklerini kaydetti. Son olarak Trump’ın, 16 Nisan’da Erdoğan’ı Helsinki Zirvesi öncesinde aradığını kaydeden Aksoy, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde güvene dayalı stratejik ortaklık ilişkisi yürütmek istediğini söyledi.

Türkiye: 'PYD-YPG Menbiç’te Kontrol Noktasından Geri Çekildi'
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:01:16 0:00

Aksoy, ABD ile Türkiye’nin Eski Bakan Rex Tillerson döneminde uzlaştığı ve sonrasında Mike Pompeo’nun da onayladığı Menbiç konusundaki mutabakata ilişkin de açıklamalar yaptı. Aksoy, Türkiye’nin terör örgütü PKK’ya bağlantılı olduğunu belirttiği PYD-YPG’nin bölgeden çekilmesi noktasındaki son durumu şöyle açıkladı:

“Menbiç yol haritasının planlama ve uygulama safhası devam ediyor. Türk ve Amerikan askeri birliklerinin 18 Haziran günü başlattığı koordineli ve bağımsız devriye faaliyetleri sürüyor. Dün 16’ncı devriye faaliyeti gerçekleştirildi. Devriye güzergahındaki kontrol noktalarından PYD-YPG’nin geri çekildiği teyit edildi. Hali hazırda Türk ve Amerikan askerlerinden oluşan müşterek devriyelerin göreve başlaması çalışmalarını da sürdürüyoruz. Ayrıca yerel yönetim ve güvenlik yapılarının oluşturulmasına yönelik uygulamalar yapılıyor. Biz Menbiç yol haritasının lafsına ve ruhuna uygun olarak tam anlamıyla uygulanmasını istiyoruz. Yol haritasının nihai hedefi, Menbiç’teki PYD-YPG mevcudiyetinin tamamiyle sona erdirilmesidir. Yol haritasının başarısı, DEAŞ’tan kurtarılan diğer alanlar için de örnek teşkil edecektir. Ayrıca Arap nüfusun yoğunlukta olduğu yerlerin, PYD-YPG’nin elinden alınması, Suriye’nin toprak bütünlüğü anlamında önemli.”

ABD ile Türkiye arasındaki ortak mutabakat çerçevesinde ayrıca ‘Adli ve Hukuki Çalışma Grubu’ toplantısının 13 Temmuz’da Ankara’da yapıldığını hatırlatan Aksoy, “Başta Gülen’in iadesi olmak üzere FETÖ ile mücadele, Hakan Atilla Davası, Türkiye’de tutuklu bulunan ABD vatandaşları konusunda görüş teatisinde bulunuldu. Toplantıda FETÖ konusunda ABD’nin bizi oyalamaması gerektiğinin altını çizdik” dedi.

Trump’a yanıt: Türkiye bir hukuk devleti

Sözcü Aksoy, Brunson’ın serbest bırakılması konusunda Trump’ın çağrısı konusunda, “Hukuki bir süreç var ortada ve bu süreç devam ediyor. Brunson, ailesiyle, avukatıyla ve diğer konsolosluk yetkilileriyle görüşebiliyor. Son duruşma dün yapıldı malum ve adı geçenin tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bu adli süreç, hukukun üstünlüğü prensibine dayalı olarak yürütülüyor. Sonraki duruşma 12 Ekim’de yapılacak. Türkiye bir hukuk devleti. Bu kararları, bu çerçevede değerlendirmek lazım” dedi.

Aksoy’a, “ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ile Bakan Çavuşoğlu’nun telefon görüşmesinde Brunson davası nasıl ele alındı? Amerikalı yetkililer, ikili ilişkiler açısından Brunson davasını önemli bir köşe taşı olarak gördüklerini ifade ediyorlar. Siz bu tutukluluğun devamının, ilişkilerde diğer alanlarda örneğin Menbiç’te olumsuz bir etki yaratacağının endişesini yaşıyor musunuz?” diye de soruldu. Bunun üzerine Aksoy, bu konuya hukuki bir dava olarak bakılması gerektiğini belirterek, ABD ile güvene dayalı bir ilişki kurulmasını istediklerini yineledi. ABD Kongresi’nde Türkiye aleyhine getirilen yasal düzenlemeler olduğunu ve buna karşı en üst düzeyde, Cumhurbaşkanı düzeyinde çalışmalar yapıldığını da söyleyen Aksoy, Kongre’deki çalışmalar ile ikili ilişkilere zarar verilebileceğini de ifade etti.

F-35 askeri uçakları ve Patriot sistemi alımı

Aksoy, ayrıca Trump’ın NATO Zirvesi kapsamında Erdoğan’a F-35 askeri uçakları konusunda herhangi bir sorun yaşanmayacağını söylediğini de açıkladı.

Aksoy, “F-35 askeri uçaklarının Türkiye’ye getirilmelerindeki takvim ve Patriot füze alımındaki son durum nedir?” sorusu üzerine şunları dile getirdi:“Bizim başından beri temel hedefimiz kendi ulusal hava ve füze savunma sistemimizi geliştirmek. Bu hedef doğrultusunda 10 yılı aşkın süredir birçok seçeneği değerlendirdik. Bu süreçte ABD başta olmak üzere müttefiklerimizle yaptığımız görüşmelerden maalesef sonuç alamadık. Öte yandan Rusya bize çok cazip bir teklif sundu. S-400 sistemini acil ihtiyacımızı karşılamak üzere alıyoruz. S-400, NATO yetenekleriyle entegre edilmeyecek. Aynı zamanda Fransız ve İtalyan şirketlerden oluşan EUROSAM konsorsiyumu ile çalışmalarımız devam ediyor. Patriot sistemiyle ilgili olarak ABD ile temaslarımıza devam ediyoruz. F-35 konusunda bir sıkıntı yok. İki uçağın aidiyeti bize ait. Bizim pilotlarımız orada eğitim alıyor, yanlış hatırlamıyorsam bu 2020 yılına dek sürecek. Sonrasında teslimatlar yapılacak.”

AB ile “terörle mücadele” konusu

Türkiye’nin olağanüstü hal (OHAL) uygulamasını kaldırması, Avrupa Birliği’nde (AB) olumlu bir gelişme olarak yorumlandı. Ancak AB tarafı, Türkiye’de “fiilen OHAL” olarak yorumlanan ve TBMM’de terörle mücadele gerekçesiyle hazırlanan yeni yasa teklifini de anımsattı. AB tarafı, bu düzenlemede insan hakları boyutuna dikkat edilmesini talep etti.

Terörle mücadeleye ilişkin yasal düzenlemeler aslında Türkiye – AB ilişkilerinde “sorun” başlıklarından birisini oluşturuyor. AB, vize serbestisi uygulamasına geçilebilmesi için de Türkiye’nin terörle mücadeleyle ilgili hükümleri gözden geçirmesini ve insan hakları – güvenlik dengesini gözetmesini istiyor.

Aksoy’a, AB’nin yeni yasa teklifindeki insan hakları konusuyla ilgili endişesi ve vize serbestisinde engel olup olmayacağı da soruldu. Sözcü Aksoy, OHAL’in bir zaruret sonucu ortaya çıktığını belirterek, “Türkiye’nin bekasına, demokrasisine yönelik bir tehdit vardı. Hangi ülke böyle bir durumla karşı karşıya kalırsa aynı tedbirleri alıyor. Avrupa’da, Fransa’da ve diğer ülkelerde bunu görüyoruz. Şimdi Hükümet, bir karar aldı ve OHAL kaldırıldı. Avrupa Konseyi’nden olumlu mesajlar geliyor. Biz de memnuniyet duyuyoruz. Terörle mücadelemizi ise kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. FETÖ tehdidinin tam anlamıyla bitmemiş olduğu gözüküyor” diye konuştu.

İdlib için Türkiye’den uyarı: Rejim saldırısı istemiyoruz

Aksoy, Suriye’de gerilimi azaltma ve ateşkes sağlama amaçlı Astana Süreci kapsamında 30-31 Temmuz tarihlerinde Rusya’nın Soçi kentinde yüksek düzeyli bir toplantı düzenleneceğini de açıkladı. Aksoy, “Her toplantıda dile getiriyoruz; Cenevre süreci, kalıcı siyasi çözüm için temel platformdur. Astana ve Soçi ise bunu tamamlayıcı ve destekleyici nitelikteki platformlardır. Cenevre süreci, rejimin sürece samimiyetle angaje olmaması nedeniyle ilerleyemiyor. Bu süreçte Anayasa komitesinin tesisi önem taşıyor. Rejim bu süreci gerçekleştirdi. Nihayet BM Suriye Özel Temsilcisi De Mistura rejim kontenjanından seçilebilecek isim listesini BM’ye iletti. Suriye Müzakere Yüksek heyeti de ülkemizle eşgüdüm halinde hazırladığı 50 adayın listesini 5 Temmuz günü BM Suriye özel temsilcisine sundu. Anayasa Komitesi’nin tesisinin Cenevre sürecine ivme kazandıracağını umuyoruz. 2254 sayılı BM Kararı çerçevesinde Suriye’de siyasi çözüme yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Aksoy, “Geçtiğimiz günlerde Erdoğan ve Putin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve görüşmede Erdoğan, [Suriye] rejimin Dera’dan sonra İdlib’e yönelmesi durumunda Astana mutabakatının özünün ortadan kalkacağına dikkat çekti. Rejim’in İdlib’e yönelmesi durumunda Türkiye’nin tutumu ne olur?” sorusunu da yanıtladı. Aksoy, “Rejimin Dera ve Kuneytra gerginliği azaltma bölgelerini hedef alan saldırısında maalesef çok sayıda masum insan hayatını kaybetti. Yüz binlerce insan yerinden edildi. Bu saldırıları şiddetle kınıyoruz ve lanetliyoruz. Bu saldırılar sahada şiddetin azaltılması ve krize siyasi çözüm bulunması amacıyla Astana ve Cenevre’de yürütülen çalışmaları baltalıyor. Rejim, sorunu askeri yöntemlerle çözmeye çalışıyor ancak bu yolla ülkede meşru bir hakimiyet kurulamaz. Doğu Guta’da, Kuzey Humus’ta ve şimdi de Suriye’nin güneybatısında yaşanan bu senaryonun İdlib’de tekrar etmesini asla istemiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, Putin’le 14 Temmuz’da yaptığı görüşmede rejimin İdlib’i hedef alması durumunda bunun Astana mutabakatının ihlali anlamına geleceğini vurguladı. Bu konuda hassasiyetimizi sürdürüyoruz” dedi.

XS
SM
MD
LG