Erişilebilirlik

Açlık Greviyle 'İş' Mücadelesi Sürüyor


Türkiye’de olağanüstü hal kapsamında kanun hükmünde kararname (KHK) ile kamu görevlerinden ihraç edilen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevinde 88’nci günü cezaevi koşullarında devam ediyor.

OHAL uygulamasıyla haklarında yargı kararı olmaksızın Türkiye’de kamu görevlerinden ihraç edilmiş ülke genelindeki pek çok kişi oturma eylemleriyle yaşadıkları sürece dikkat çekmeye çalışıyor. Bu eyleme Selçuk Üniversitesi’ndeki görevinden KHK ile atılması üzerine Ankara’da sesini duyurmak amacıyla akademisyen Nuriye Gülmen öncülük etti. Gülmen’in ardından kendisine eşlik etmek üzere öğretmenler Semih Özakça ile Acun Karadağ ve İçişleri Bakanlığı’ndaki nüfus memurluğu görevinden ihraç edilen Veli Saçılık da Ankara’nın merkezindeki İnsan Hakları Heykeli önünde eyleme başladı.

Yüksel Caddesi’ndeki eylemle seslerini duyuramadığı görüşündeki eğitimciler Gülmen ve Özakça, 88 gün önce Türk hükümetine kamu görevlerine geri dönmek istediklerini anlatmak gerekçesiyle açlık grevine başladı. Ancak İnsan Hakları Heykeli önündeki eylemleri sırasında sıklıkla polis müdahalesiyle karşılaşan eylemciler hakkında İçişleri Bakanlığı’nın talepleriyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma dosyaları açıldı. Bu çerçevede açlık grevi eyleminde 76’ncı gününde olan Gülmen ve Ökakça, 23 Mayıs günü tutuklandı. Gülmen ve Ökakça’nın tutuklanma gerekçesi olarak henüz gerçekleştirilmemiş toplumsal eylemler gösterilmesi dikkat çekti. Gülmen ve Özakça ise, tutuklanmalarına karşın cezaevi koşullarında açlık grevi eylemini sürdürme kararı aldıklarını ilan etti.

Bugün itibariyle İnsan Hakları Heykeli’nin benzeri görülmemiş şekilde polis kordonu altına alınmış olduğu Yüksel Caddesi’ndeki protesto eylemi, 288’nci gününde. Ancak polis müdahalesi nedeniyle oturma eylemi yapamayan KHK mağduru öğretmenler ve memurlar ise, basın açıklaması gibi yöntemlerle protestolarını sürdürme çabasında.

Buna karşın son günlerde polislerce Veli Saçılık’ın sırt bölgesine çok sayıda plastik mermi atılması ve tüm caddeye yoğun şekilde biber gazı sıkılması gibi insan hakları bakımından tartışmalara neden olan müdahaleler söz konusu.

Bu arada CHP’li milletvekilleri Ali Haydar Hakverdi, Veli Ağbaba, Ali Şeker, Mahmut Tanal gibi isimler de Yüksel Caddesi’nin cezaevine dönüştüğünü belirterek ve ‘volta atmak’ denilen cezaevi avlusunda bir uçtan bir uca yürümeyi canlandırarak, caddede kısa yürüyüşler de yaptı.

Gülmen ve Ökçak’nın 12 günü cezaevinde olmak üzere açlık grevi eylemleri ise bugün 88’nci gününe ulaştı.

Akademisyen Nuriye Gülmen’in ailesi, bugün Twitter hesabı aracılığıyla Gülmen’in sağlık durumu hakkında bilgiler paylaştı. Mesajlarda, “Nuriye'nin bugünkü görüşünden: sırtındaki sızı devam ediyor, kas ağrıları daha şiddetli, oturduğu yerde dahi ayağını basamıyor. Işığa hassasiyeti artmış. İnternette ve görsel basında çıkan haberlerin mektuplarda yazılmasını istiyor. Hepinizi çok sevdiğini söylüyor” denildi.

ATO: Adalet Bakanlığı’ndan yeniden cevap bekliyoruz

Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut da, cezaevinde açlık grevini sürdüren Gülmen ve Özakça’nın sağlık koşulları hakkında Amerika’nın Sesi’ne açıklamada bulundu.

Gülmen ve Özakça’nın açlık grevinde 73’ncü gününde Ankara Tabip Odası olarak “hayati risk” boyutlarına dikkat çektiklerini anımsatan Bulut, bugünse cezaevi koşullarında devam eden bir açlık grevi eylemi söz konusu olduğunu kaydetti. Gülmen ve Özakça’nın, Adalet Bakanlığı personeli olmayan bağımsız hekimlerce izlenmeyi yazılı dilekçeyle talep ettiğini belirten Bulut, ancak Adalet Bakanlığı’nın üç gün önce bu talebi ve Ankara Tabip Odası’ndan bir heyetçe muayene yapılmasını reddettiğini aktardı.

Bulut, “Oradaki revir doktorlarımız Gülmen ve Özakça’yı takip ediyorlar. 1 litre su, 5 kaşık şeker, 2 çay kaşığı tuz ve aynı zamanda B1vitamini desteğini alıyorlar. Wernike Korsakoff hastalığına sürüklenmesinler diye B1 vitamini almaları önemli. Kendileri bunun dışındaki herhangi bir tedaviyi kabul etmiyorlar. Aşırı kilo kayıpları var. Enfeksiyon riskleri ciddi şekilde artmış durumda. Ancak açlık grevlerini sonlandırmayacaklarını avukatları aracılığıyla bizlere bildirdiler” dedi.

Açlık grevi eylemindeki kişilerde kan değerlerinde bozulma görüldüğünü kaydeden Bulut, bunun sonucu anemi başladığını, böbreklerde suyun tüketildiğini ve kalp rahatsızlarına da neden olduğunu ifade etti. Bunun yanı sıra açlık grevindeki kişilerde ağır zihinsel rahatsızlıklar gözlendiğini anımsatan Bulut, “Vücuttaki vitamin eksikliğine bağlı oluşan Wernicke-Korsakoff hastalığı başladığında açlık grevindeki kişiler tedaviyi kabul etseler bile hayatları boyunca tedaviye muhtaç hale gelebiliyorlar. Bu hastalardan yüzde 17’sinin kaybedildiği biliniyor. Hayatta kalanlarda ise farklı enfeksiyonlarla ölümler görülüyor. Zihinsel algılama bozuklukları görülüyor” diye konuştu.

Gülmen ve Özakça’nın ise sağlık durumlarıyla ilgili detayların kamuoyu ile paylaşılmasını istemediğini söyleyen Bulut, Sincan Cezaevi Hastanesi’ndeki doktorlarla temas içerisinde olduklarını belirterek, Adalet Bakanlığı’nın da dışarıdan bir heyet muayenesiyle ilgili ret kararını gözden geçirmesini istediklerini ifade etti.

Ankara Tabip Odası’nın yasayla kurulmuş bir kamu kuruluşu olduğunu vurgulayan Bulut, Adalet Bakanlığı’nın kendi dilekçelerine sivil toplum örgütü veya özel bir muayene talebi gibi yaklaştığını ve bunun hukuken yanlış olduğunu da sözlerine ekledi.

XS
SM
MD
LG