Erişilebilirlik

Zenginler Davos'ta Eşitsizliği Tartışıyor


Dünya Ekonomik Forumu'nun Kurucusu Klaus Schwab

Dünya Ekonomik Forumu'nun Kurucusu Klaus Schwab

Politikacılar ve iş dünyasının liderleri bu hafta İsviçre Alpleri’ndeki ufak bir kayak kasabası olan Davos’ta toplanıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun bu seneki konusu küresel eşitsizlik

Toplantılarda yoksullar ile süper zenginlerin arasindaki uçurumun derinleşmesi görüşülecek. Amerika, Avrupa ve Ortadoğu’da onlarca yıldır olmadığı kadar derin toplumsal kutuplaşmaların yaşanması da gündemde olacak.

Dünyanın 53’ü erkek 62 zengini, gezegendeki en yoksul yüzde 50 kadar servete sahip. Yoksullukla mücadele eden İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın verilerine göre, dünyanın en zengin yüzde 1’i, geriye kalan yüzde 99’dan daha fazla varlığa sahip.

Daha da önemlisi servet uçurumu daha önce beklenenden daha hızlı derinleşiyor. Yüzde 1’in yüzde 99’dan daha fazla zenginliğe sahip hale gelmesi, Oxfam’ın tahmininden bir yıl önce gerçekleşti.

Artan eşitsizlik ve halkların siyasi liderleriyle arasında artan güvensizlik, küresel elit olarak isimlendirilen bu zenginlerin önündeki en önemli sorunlar. Bu isimler 20-23 Ocak arasında Davos’ta bu konuları tartışmak üzere toplanacak.

Ancak bölünmelerin kaynağı yalnızca varlık ve yokluk değil. Ortadoğu’da Sünni ve Şiiler arasındaki gerilim kriz noktasına ulaştı. Bir de İslamcı teröristlerin barbarlığı ve savaş nedeniyle büyük bir yıkım yaşayan Ortadoğu’da etki alanını genişletmek isteyen İran ve Suudi Arabistan var.

Çatışmaların etkileri Avrupa’ya kadar uzandı. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük mülteci kriziyle nasıl başa çıkılacağıyla ilgili derin ideolojik ayrılıklar ortaya çıktı. İngiltere AB’yi terk etme tehditleri savururken, 60 yıllık Avrupa entegrasyon projesinin geleceği tartışılmaya başlandı.

Amerika’da Donald Trump’ın Cumhuriyetçi aday adaylığında lider olarak ortaya çıkması da ülkedeki siyasi uçurumlara işaret ediyor. Washington’un müttefikleri, küresel karmaşanın yaşandığı bu dönemde bu gelişmeden endişe duyuyor.

Davos’ta bulunacak önemli isimler arasında ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Dışişleri Bakanı John Kerry, İsrail Başbakanı Benjamin Netahyahu’nın yanı sıra İran ve Suudi Arabistan’ın dışişleri bakanları bulunuyor.

Kanada’nın yeni Başbakanı Justin Trudeau, İngiltere Başbakanı David Cameron ve AB Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi de Davos’ta olacak. AB, para politikasını gevşetirken ABD Merkez Bankası daraltıcı para politikalarına geçiş yapıyor.

Siyaset ve iş dünyası liderleri dışında film yıldızı Leonardo Di Caprio ve Kevin Spacey gibi ünlü isimler de Davos’ta olacak.

Popülist Siyasetler Yükselişte

Halkla ilişkiler şirketi Edelman’ın senelik “Güven Barometresi” anketine göre dünya nüfusunun aydın kesimi ile genel nüfus arasındaki güven uçurumu bir çok ülkede büyüyor. Bu güvensizlikte gelir eşitsizliği ve farklı gelecek beklentileri etkili. İki nüfus arasında en büyük güven uçurumu Amerika, İngiltere, Fransa ve Hindistan’da.

Edelman’ın CEO’su Richard Edelman, bu durumun sonucu olarak Amerika’da Trump ve Fransa’da Marine Le Pen gibi sağcı popülist adayların yükselişe geçtiğini söylüyor.

4’üncü sanayi devrimi olarak nitelendirilen teknolojik buluş dalgası, Davos toplantılarının ana konusu. Gelişen teknolojinin birçok geleneksel mesleği robotlara devrederek toplumsal sorunları daha da tehlikeli hale getireceği düşünülüyor.

Oxfam raporu, küresel eşitsizliğin son yüzyılda görülmeyen seviyelere ulaştığına dikkat çekiyor.

Kuruluş, 2015 yılı hesaplarına göre en zengin 62 kişinin dünya nüfusunun yarısı olan 3,5 milyar kadar varlığa sahip olduğunu açıkladı. Bu 62 kişinin zenginliği son 5 senede yüzde 44 yani yarım trilyon dolardan fazla arttı. Yoksul yüzde 50’nin varlığı ise 1 trilyon dolar azaldı.

Rapor, gelir ve servetin yoksullara akmadığını, aksine en tepedeki kişiler tarafından korkutucu bir hızda emildiğini ortaya koydu.

Dünyanın farklı yerlerindeki vergi cennetlerini “Küresel Örümcek Ağı” olarak niteleyen Oxfam, buralardaki paranın sıradan vatandaşların ve devletlerin erişimi dışında olduğuna dikkati çekiyor. Yabancı ülkelerde yani offshore tutulan para 7,6 trilyon dolar, yani Almanya ve İngiltere’nin toplam ekonomisinden büyük.

Küresel madencilik, enerji ve imalat sektörlerinde 140 ülkeden 50 milyon işçiyi temsil eden IndustriALL Küresel Sendikası Genel Sekreteri Jyrki Raina, raporun herkes için bir uyanış çağrısı olması gerektiğini söylüyor. Raina, eşitsizliğin ekonomik refaha yönelik en büyük tehdit olduğunu ve bu konuda bir şey yapmanın zamanının geldiğini belirtiyor.

ABD Başkanı Barack Obama da geçenlerde yaptığı son Birliğin Durumu konuşmasında teknolojinin değişimin dünyayı yeniden şekillendirdiğini söyleyerek bu konuya değinmişti.

Obama, değişimin fırsat yaratabileceği kadar eşitsizliği de artırabileceğini söylerken, “Sevsek de sevmesek de değişim gittikçe hızlanıyor” diye konuşmuştu.

Obama değişimi şu cümlelerle özetlemişti: “Küresel ekonomide şirketler istedikleri yerde konuşlanabilir ve daha zorlu rekabetlerle mücadele edebilir. Bunun sonucunda işçilerin maaş artışı için elleri zayıflıyor. Şirketlerin içinde oldukları toplumlara bağlılığı daha az ve her geçen gün daha fazla gelir ve servet en tepede toplanıyor.”

XS
SM
MD
LG