Erişilebilirlik

Yıldız Savaşları: Yeni Karakterler ve Eski Dostlar

  • Penelope Poulou

İlk bestelenme tarihinin üzerinden 30’u aşkın yıl geçmiş olsa da, John Williams’ın Yıldız Savaşları müziği, ‘Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor’u büyük bir zaferle açıyor ve bizi başka bir dünyaya götürüyor.

Filmin başlangıcında, bildiğimiz, olayları özetleyen yazı ekranda akarken, bize Luke Skywalker’ın ortadan kaybolduğunu ve Karanlık Taraf’taki İlk Düzen tarafından arandığı bilgisini veriyor. Carrie Fisher’ın oynadığı General Leia Organa’nın, yani Prenses Leia’nın, liderliğindeki yeni bir Direniş, galakside kötülerle savaşta yine kilit bir noktada. Sonra yazı ekranda yavaşça kayboluyor ve gözümüzün önüne devasa ve tehditkar bir uzay aracının önünü kapattığı beyaz bir gezegen beliriyor. Ve bir anda ‘Tie Fighter’ adı verilen İmparatorluk’un taarruz gemileri, John Williams’ın film müziği ile birlikte, Ana Gemi’den çıkmaya başlıyorlar. İlk Düzen’in askerleri gezegene inip bir köye ateş açmaya başlıyor. Amaçları, Luke Skywalker’ın yerini gösteren bir haritayı bulmak. Efsaneye göre, Luke Skywalker hala yaşıyor… Jedi askerleri tarafından eğitildikten sonra galaksinin uç bir köşesinde sırra kadem basmış… Ve İlk Düzen, İmparatorluk’un adımlarını takip eden yeni kötü güç, yeni Direniş’ten önce Luke Skywalker’ı bulmak istiyor.

Ve konu, Yıldız Savaşları’nın yaratıcısı George Lucas’ın en istekli öğrencilerinden J.J. Abrams’ın yazıp yönettiği filmde, size alıp götürüyor.

Paris'te yapılan Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor filminin galasında sergilenen film karakterleri

Paris'te yapılan Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor filminin galasında sergilenen film karakterleri

Heyecan, aksiyon, yeni kahramanlar

J.J. Abrams filmi, Lawrence Kasdan ve Michael Arndt ile birlikte yazdı. Kasdan ve Arndt, serinin İmparator Dönüşü ve Jedi’ın Dönüşü ve Indiana Jones filmlerinin yaratıcı ekibinden. O yüzden Güç Uyanıyor’da Indiana Jones vari bir öykü, heyecan ve aksiyon akışı şaşırtıcı değil.

Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor’da Abrams, Uzay Yolu serisinde yakaladığı başarılı şablonu uyguluyor ve iz bırakmış karakterleri yenileri ile buluşturuyor. Üç yeni ana karakter bizi içinde oldukları Z-Kuşak’ının içine çekiyor. Daisy Ridley, gösterişsiz, zor ve iyi bir savaşçı, pilot ve tamire yatkın Rey karakterini canlandırıyor. Rey, tamamen kendi başına, eski gemi parçalarını buluyor ve satıyor. Ailesi hakkında hiçbir şey bilmeyen Rey, bir gün onları bulacağına inanıyor. Rey, içinde ‘gücün’ de güçlü bir şekilde bulunduğunun da farkında değil. Bir gün, ‘Stormtrooper’ isimli askerlerden Finn ile yolları kesişiyor ve ikisi BB-8 adındaki robotu korumak için güçlerini birleştiriyor. BB-8, Luke Skywalker’ın nerede olabileceğinin bilgilerini saklıyor ve amacı Direniş’e bu bilgiyi ulaştırmak. John Boyega, farkında olmadan kahramana dönüşen, İlk Düzen’in zulmünden kaçan vicdanlı, Finn karakterini canlandırıyor.

Rey ve Finn yeni kahramanlarımız olurken, Karanlık Taraf hala ortalıkta. Adam Driver’ın oynadığı Kylo Ren, siyah maskesi, pelerini, Darth Vader’dan miras çarpık sesiyle, büyük bir potansiyele sahip şekilde anti-kahraman olma yolunda ilerliyor. Yüzündeki ifadeleri içindeki acı ve nefreti ortaya koyuyor. Kylo Ren, hologram aracılığıyla Harry Potter serisindeki Voldemort’u andıran, yüce lider Snoke ile konuşuyor.

Bu üç yeni karakter, eski ile yeni arasında köprü kuran iz bırakmış karakterlerle iç içe sunuluyor bize. Zaman Harrison Ford’un yakışıklılığını biraz çalmış olsa da, canlandırdığı Han Solo karakterinin şeytan tüyü yutmuş tavrından hiçbir şey götürmemiş. Ve tabii ki yanında yaşlanmamış gözüken Chewbaka da var. Carrie Fisher’ın General Leia’yı donuk bir şekilde canlandırışı, genel olarak oyunculuğun yıllar içinde ne kadar geliştiğini bize hatırlatıyor. Ama kim iz bırakmış birini sorgulayabilir ki? Bu aynı zamanda Luke Skywalker’ı canlandıran Mark Hamill için de geçerli…

Oscarlı oyuncu Lupita Ny’ongo da, küçük bilge bir uzaylı olan Maz Kanata rolünde neredeyse tanınmaz halde. Oscar Isaac ise Direniş’in pilotlarından Poe Dameron’u canlandırırken, Domhnall Gleeson da İlk Düzen’in General Hox’unu canlandırıyor. General Hox, binlerce askerine, Hitler’in 1934’deki Nuremberg mitingini aratmayacak bir konuşma yapıyor.

Yeni oyuncuların, eski topraklarla güzel bir uyum yakaladığı filmde oyuncu seçimi iyi yapılmış. Ancak Yıldız Savaşları serisinin yeni filminin, 1977’den bu yana hayranı oldukları seriyi, çocukluklarının en önemli anılarını biri olarak gören milyonlarca kişi için, aşacağını düşünmek doğru olmaz. Dünyada yarattığı etkiye rağmen Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor bir başyapıt değil. Sadece ondan önce gelen seriye saygı gösteren iyi bir aksiyon filmi… Güçlü bir hikayeyi alıp, 30 yıl sonra üstüne gelişmiş görüntü teknolojileri ile savaş sahnelerini, ışın kılıçlarını muhteşem bir şekilde hayata getiriyor.

Ancak, yenilenmiş serinin ilk filmi, George Lucas tarafından yaratılmış ilk üçlemenin mistik havasından uzak. Sadece ileride olacak iyi şeyleri müjdeleyen bir film havasında. Ama sonuçta Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor’un beklentilerimizi karşılamadığını söylemek yanlış olmaz.

XS
SM
MD
LG