Erişilebilirlik

Yemen’de olup bitenler kafanızı karıştırıyor, kimin kiminle ve ne için savaştığını merak ediyorsanız Amerika’nın Sesi muhabiri Heather Murdock ülkede yaşanan çatışmanın hem bölge coğrafyası hem de dünya için ne anlama geldiğini araştırdı

Kahire’deki bir Yemen lokantasında Yemenliler ülkelerinde neler olup bittiğinden emin olmadıklarını söylüyor.

Coğrafya öğretmeni olan bir Yemenli ülkesine dönmenin çok riskli olduğunu ancak oradaki ailesine ve ülkesine neler olduğunu bilmemenin kendisini son derece üzdüğünü belirtiyor.

Çatışmanın Husilerle uluslararası toplumun desteğini alan hükümet kuvvetleri arasında yaşandığını belirten bu öğretmen ancak herkesin konunun bundan çok daha karmaşık olduğunu bildiğini anlatıyor.

Bölgesel olarak bakıldığında Yemen, birbirlerine rakip olan İran ve Suudi Arabistan’ın güç dengesinde kontrolu ele geçirmek verdikleri mücadelenin bir uzantısı olarak görünüyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın eski İngiliz temsilcisi Büyükelçi Peter Jenkins, İran’ın Husiler’e askeri destek vermediğini tekrarladığını hatırlatıyor ve bu grubun yalnızca İran’ın maşası olarak görülmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor;

“Husiler’i İran’ın maşası olarak düşünmek doğru olmaz. Bence ortada Şii mezhebinden olmanın verdiği bir sempati var ancak kesinlikle İran’ın maşası değiller ve onlar tarafından kontrol edilemezler.”

Ancak Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Fas, Mısır, Sudan ve Amerika’nın desteğini alan Suudi Arabistan, hava saldırılarıyla Husiler’e savaş açmış durumda.

Yemenli Summer Nasır’a göre bu çok uluslu askeri müdahalenin amacı Husiler’i etkisiz hale getirmek, ancak saldırıdan asıl etkilenen sivil halk;

“Bu küçük, yoksul ülke, on ülkenin ortaklığındaki hava saldırılarını kaldıramaz. Husiler diyaloğa girse bile Suudi Arabistan’ın bunu ciddiye alacağını sanmıyorum çünkü onların amacı Husiler’i tümüyle ortadan kaldırmak.”

Husiler uzun süredir kuzeydeki Suudi sınırına yakın bölgeyi kontrol altında tutuyor. Çatışmaların başlamasıyla taaruza geçen Husiler, başkent Sana ve civarındaki bölgeyle birlikte liman kenti Aden’e giden ve çatışmaların merkezinde kalan ana yolları da ele geçirdi.

Yemen’in güneyindeyse Husiler’in farklı bir kimliğe sahip olması, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Ülkeyi terk etmek zorunda kalan Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, görevde olduğu altı yıl boyunca Husiler’e savaş açmış olmasına rağmen grupla şimdi ittifak içinde.

Bu ittifak nedeniyle ordu da bölünmüş durumda; askerlerin bir bölümü eski Devlet Başkanı, diğerleriyse görevdeki Cumhurbaşkanı Abd-Rabbu Mansur Hadi için savaşıyor.

Uzmanlar Salih’in de Hadi’nin de Yemen’de olmadığını söylüyor. Uzmanlara göre, ordunun bazı kesimleri savaşmıyor ve halkı Husiler’in ittifak yaptığı gruplarla karşı karşıya bırakıyor. Bu yüzden birçok bölge savaşmadan ele geçiriliyor.

Birleşmiş Milletler Sözcüzü Stephane Dujarric, çatışmaların şiddetinin giderek arttığına dikkati çekiyor;

“Başkent Sana, Dali ve Aden’deki beş hastane de dahil, toplam otuz yedi bina vuruldu. UNICEF, hava saldırılarında hedef alınan okulda en az iki çocuğun öldüğünü ve iki çocuğun da yaralandığını bildiriyor. Bu, artan çatışmaların çocukları nasıl etkilediğini gösteren acı bir gerçek.”

Zaidi Şiileri’nin milis gücü olan Husiler, cumhuriyetçi ordunun 1960’dan önce kontrolu elinde tutan bir mezhepti. Husiler, çoğunluğunu Sünniler’in oluşturduğu, yirmi beş milyondan az nüfusa sahip olan ülkedeki en büyük azınlık olmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler’e göre, hava saldırılarının başladığı tarihten buyana altı yüze yakın kişi öldü ve bunların en az 75’i çocuk. Taraf tutmayan Yemen halkı bir yandan ülkeyi terk etmeye devam ederken, bir yandan da savaşın bir an önce sona ermesini istiyor.

XS
SM
MD
LG