Erişilebilirlik

Yabancı Yatırımcı Türkiye’yi Nasıl Görüyor?


Wall Street

Wall Street

Türkiye’de darbe girişiminin siyasal ve toplumsal sonuçlarının yanı sıra ülkede ortaya çıkan ekonomik tablo da tartışılıyor. Türk ekonomisi darbe girişimi sonrası alınan bir dizi önlem sonrasında iyi bir sınav verip olası bir paniği önlemeyi başardı, ancak uluslararası piyasalarda, “Bundan sonra neler olacak? Türkiye ekonomisini ne gibi tehlikeler bekliyor? Ekonomide istikrar sağlanabilecek mi?” sorularının cevapları tartışılıyor.

Dünyanın finans merkezi Wall Street’te de Türkiye’deki gelişmeler yakından izleniyor. Wall Street’te uzun yılardan beri vadeli borsalar uzmanı ve emtia analisti olarak çalışan Esen Ünal, Amerika’nın Sesi’ne, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye kısa ve orta vadede oldukça çekingen davranacağını hatta Wall Street’te bazı analistlerin Türkiye’den milyarlarca doların kaçabileceğini hesap etmekte olduğunu söyledi.

‘Artan siyasi ve toplumsal gerilim risk görünümünü arttırır’

Ünal, finans piyasalarından gelen ilk tepkinin uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings'in Türkiye'nin borçlanma tahvillerinin notunu düşürmek olarak karşımıza çıktığını belirterek bunun arkasının gelebileceğine işaret etti; “Artan siyasi ve toplumsal gerilimlerin ülkenin risk görünümünü arttırdığı için böyle bir not düşürmesinin gelmesi kaçınılmazdı. Diğer derecelendirme kuruluşu olan Moody's ise notumuzu değerlendirmeye almış durumda ve büyük olasılıkla önümüzdeki günlerde onlar da not ayarlamasına gideceklerdir” dedi.

Ünal, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası başkanının darbe girişiminin hemen ertesinde yaklaşık 500 yabancı yatırımcı ile acil toplantı yapmasının, işin ciddiyetini göstermek açısından yeterli olacağını belirtti. “Türkiye yüksek cari açığını çeviren yani vadesi gelen borçlarını sıcak para çekerek ödemeye çalışan bir ülke. Kredi notunun düşürülmesi ve artan siyasi ve toplumsal gerilim, Türk piyasaları için risk primini arttıracak. Yani yabancı yatırımcılar daha yüksek faiz talep etmek isteyeceklerdir. Hatta makro bazda düşünürsek, uzun dönemde ABD Merkez Bankası Fed'in faiz oranlarını arttırmaya başlaması Türkiye için kötü bir gelişme olacak.”

‘Yabancı yatırımcı gözaltılar ve işten çıkarmalardan hoşnutsuz’

Ülkede iç tüketimi kamçılamak için hükümetin faiz indirme eğiliminin zaten rasyonel bir yaklaşım olmadığını belirten Ünal, “Sadece politik amaçla, piyasa gerçeklerini göz ardı ederek alınmaya çalışılan ekonomik kararlar dış piyasalarda hayretle karşılanıyordu. Şimdi bırakın faiz indirmeyi yabancı yatırımcıların çıkmasını ve yeni yatırımcı çekmek için Türk merkez bankası faiz artırımına dahi gidebilir. Tüm bunların yanında yabancı yatırımcılar Türkiye’de değişik kurum ve kuruluşlarda çalışan on binlerce öğretmen, savcı, asker, polis, devlet memuru ve işadamının bu şekilde gözaltına alınmasından, işten çıkarılmasından, iş yerlerinin kapatılmasından hoşnut değil. Çünkü adalet sisteminin sadece bir adamın istediği şekilde şekil almasından rahatsız. Uzun dönemde tüm bu gelişmeler Türkiye’ye olumlu şekilde yansımayacaktır” diye konuştu.

‘Yatırımcıların kurumlara güveni azaldı’

Türkiye ile iş yapan Avrupa Tur operatörlerinin hisse senetlerinin de turizm sektörünün kötü bir sezon geçirmesi nedeniyle değer

kaybettiğine işaret eden Ünal, “Kısa ve orta vadede iş dünyasının ve hane halkının tüketim isteğinin zayıflaması şaşırtıcı olmayacaktır. Hane halkları harcamaları için iş dünyası da yatırımları için önünde belirsizlik görmek istemez. Şu an Türkiye bir travma yaşamaktadır ve bence her şey iyiye gitmeden önce daha kötüye gidecektir . İnsanların ve dış yatırımcıların kurum ve kuruluşlara güveni oldukça azalmış durumda. Ülkenin risk primi şu an artmış durumda ve bunun yansımalarını önümüzdeki aylarda daha net bir şekilde göreceğiz Krizin daha da derinleşmesi konuşulan kötü senaryoları daha da kötüleştirecektir şüphesiz” diye konuştu.

‘İktidarını kaybetmek istemeyen hükümet karar almaktan kaçındı’

Ünal şöyle devam etti; “ABD'deki 2007-2008 krizinden sonra izlenilen gevşek para politikası sayesinde Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler sıcak para girişinin etkisiyle çok rahat bir dönem geçirdiler ve bu dönemi iç tüketimi körüklemekle

geçirdiler. Ne yapısal reform ne cari açık sorununu azaltacak önlemler alındı ve bu bile bile yapıldı. Siyasi ortam gerginken iktidarı kaybetmek istemeyen hükümet, zor kararlar almaktan kaçındı. Bugünlere böyle gelindi. Ayrıca Türkiye enerji ihtiyacının tamamına yakınını ithal ettiği için şu an petrol fiyatlarının çok düşük olması dış ticaret faturasında geçici bir rahatlık sağlamaktadır ki, önümüzdeki yıl petrol fiyatlarının bugünkü seviyelerinden daha yüksek bir yerde olacağı öngörülmekte. Bu cari açığı daha da artıracaktır.”

XS
SM
MD
LG