Erişilebilirlik

Vize Sorunu Avrupa Adalet Divanında


Türkler'e vizesiz seyahat ve vize koşullarının yumuşatılması Türkiye ile AB ülkeleri, özellikle de Türkiye-Almanya arasındaki görüşmelerde yıllardır gündemin ön sıralarında yer alan bir konu. Son olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen haftaki Almanya ziyaretinde tekrar vurguladığı bu sorun, AB hukukunda en yüksek mahkeme olan Avrupa Adalet Divanı'nda ele alınıyor.

Türk vatandaşlarına Avrupa Birliği ülkelerinde vize muafiyeti yolunda kilit öneme sahip olan ve Avrupa Adalet Divanı’nda görülen Leyla Ecem Demirkan davasının önceki gün yapılan ilk duruşmasının ardından şimdi gözler kararın açıklanacağı 28 Şubat 2013'e çevrildi.

Avrupa Adalet Divanı alacağı kararla, 1970 yılında Türkiye ve o zamanki adıyla Avrupa Topluluğu arasında imzalanan Katma Protokol'ün 41. maddesinin pasif hizmet serbestisini ve turist olarak gelmek isteyenleri de öngörüp görmediğini yorumlayacak. Mahkemenin buna evet demesi ve turistik ziyaretlerin de Katma Protokol kapsamında olduğunu belirtmesi halinde, Türk vatandaşları Almanya başta olmak üzere Schengen vizesi uygulayan AB ülkelerine vize almadan gelebilecek.

Hukuk uzmanları tarafından vizesiz Avrupa için en önemli dava olarak yorumlanan dava, 14 yaşındayken Almanya’daki ailesinin yanına gelmek isteyen Leyla Ecem Demirkan’a Almanya’nın vize vermemesi üzerine açıldı. Ağır hasta Alman üvey babasını ziyaret etmek isteyen Demirkan’ın 2007 yılında Ankara’da Alman Büyükelçiliği’ne yaptığı vize başvurusu, Almanya’da kalacağı nedeniyle geri çevrildi.

Demirkan ailesi bunun üzerine Berlin İdari Mahkemesi’nde Almanya’yı dava etti. Söz konusu mahkemenin de Demirkan'ın vize konusundaki itirazını red etmesinden sonra dava Avrupa Adalet Divanı’na taşındı. Mahkemede görüş bildiren Demirkan ailesinin avukatı, Türk vatandaşlarına uygulanan vizenin, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile imzaladığı Ön Üyelik Anlaşması’na ve sonrasındaki tüm ek protokollere aykırı olduğunu vurguladı ve 14 yaşındaki bir çocuğun ailesini ziyaret edememesinin insan haklarına da ters düştüğünü ifade etti.

Davalı durumdaki Almanya ve AB ülkelerini temsil eden avukatlar ise, Türkiye ile 1960'lı yıllardaki adıyla Avrupa Topluluğu arasındaki hukuki anlaşmaların şimdiki Avrupa Birliği hukukunun bir parçası olarak görülemeyeceğini, ayrıca vizenin kaldırılması durumunda kaotik bir ortam yaşanacağını ve Türkiye üzerinden İran, Suriye ve Irak gibi ülkelerden mültecilerin de AB ülkelerine giriş yapabileceğini savundu. Mahkeme konuyla ilgili kararın 28 Şubat 2013′teki duruşmada açıklanacağını bildirdi.

Konuyla ilgili AB ülkesi 27 ülkenin tamamının Türklere vize uygulamasının devamından yana oldukları görüşünü açıklaması dikkati çekerken, Türkiye-AB ilişkileri uzmanı Prof. Harun Gümrükçü başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinin mahkemeye siyasi baskı uyguladığını ve alınacak kararın doğrudan Avrupa'daki hukukun inandırıcılığını göstereceğini savundu.

Daha önce vize muafiyeti ile ilgili Avrupa Adalet Divanı'nda açılan davalarda mahkeme altı kez lehte karar verdi. Avrupa Adalet Divanı son olarak 19 Şubat 2009 tarihinde ‘Soysal Kararı’ olarak bilinen kararı ile, belli meslek gruplarından Türk vatandaşlarına uygulanan vizenin haksız olduğuna karar verdi ve hizmet sunmak amacıyla AB ülkelerine gelen Türk vatandaşlarına kısıtlamalar getirilemeyeceğini ifade etti. Federal Hükümet ise kararın Berlin’i bağlamadığını, Türklere vize uygulamasının kaldırılması gerektiği görüşünde olmadığını açıkladı.

Yorumları göster

XS
SM
MD
LG