Erişilebilirlik

'Uranyum Zenginleştirmesi İran'ı Şüpheli Yapıyor'


İran'ın geçtiğimiz hafta Cenevre'de P5+1 grubuyla imzaladığı nükleer anlaşması, uluslararası ilişkiler açısından 'kritik aşama' olarak niteleniyor.

Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof.Dr. Okan Zabunoğlu, İran'ın uranyum zenginleştirmesi peşinde koştukça 'şüpheli' olacağını ancak Cenevre anlaşmasıyla olumlu bir adım attığını söyledi.



Uranyum zenginleştirme oranı, santrifüj sayısı gibi pekçok teknik detaya sahip anlaşma ne anlama geliyor?

Bu soruyu yanıtlama uzmanlığı ise nükleer enerji mühendisliği bilgisi gerektiyor. Bu çerçevede, Amerika'nın Sesi, Cenevre anlaşmasındaki detayları, Türkiye'deki tek nükleer enerji mühendisliği bölümü başkanı olan Prof.Dr. Okan Zabunoğlu'na sordu.
Zabunoğlu, santrifüj sayısı gibi detaylardan öte İran'ın uranyum maddesini hangi oranda zenginleştirdiğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu noktada İran'ın uranyum zenginleştirmesinde ısrarlı davranırsa şüphe çekmeye devam edeceğini ve mevcut tek bir nükleer reaktör için daha fazla zenginleştirmeye ihtiyaç duymaması gerektiğini söyledi.

Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü Başkanı Zabunoğlu ile detaylı söyleşimiz şöyle:

"İran'a teknolojik yardım yapıldı"

VOA: İran'ın nükleer enerji alanında kontrol edilebilir bir ülke olabileceğini düşünüyor musunuz?

Zabunoğlu: İran ile ilgili sorunun kaynağı, yıllar boyunca Uluslararası Atom Enerji Ajansı'ndan nükleer enerjinin barışçıl amaçlı kullanımını destekleyen bir takım yardımlar alması. Bu yardımları almasını sağlayan anlaşma çerçevesinde, aldığı teknik veya malzeme yardımını İran'ın hangi amaçla kullandığını açıklaması gerekiyordu. İran bir yandan nükleer enerjiyi barışçı amaçla geliştirmek adına teknolojik yardım alırken bir yandan da kurallara uymadı. Bu noktada siyasi faktörler var mıydı? Tabii ki vardı. İran yerine başka bir ülke olsa muhtemelen üzerine bu denli gidilmezdi. Şimdi ne olur derseniz, İran'daki iktidar, gerçekten ne derece şeffaf olmak ister. İran'ın silah sahibi olma kaygısı eskiden beri vardı. Ancak geçmişe göre atılan bu adımın olumlu olduğunu düşünüyorum.

"Santrifüj sayısı tek başına önemli değil"

VOA: Anlaşmaya göre, İran, altı aylık sürede uranyumu ancak %5 oranına kadar zenginleştirebilecek, iyi niyetini ortaya koymak için de santrifüj sayısını arttırmayacak. Buradaki ince çizgi nedir, santrifüj sayısı artınca nükleer silah yapımı mı kolaylaşıyor?

Zabunoğlu: İran'ın samimi görülmemesinde bir gerekçe de buydu. Uranyum zenginleştirmesi tesisi, ya santrifüj ile ya da difüzyon dediğimiz yöntemlerle oluyor. Günümüzde yaygın olan yöntem santrifüj. Ama bir merkezi zenginleştirme tesisi, onlarca nükleer reaktör için üç-beş oranında zenginleştirilmiş yakıt ihtiyacını karşılayabiliyor. Mevcut duruma baktığımızda baktığınızda İran 1974'ten bugüne kadar tek nükleer reaktörünü geçen yıl hayata geçirdi. Bu durumda, İran'ın ek bir zenginleştirme tesisine, zenginleştirmeye ihtiyacı yok.. Ama zenginleştirmeyi ön plana alırsanız o zaman amaçlarınızdan herkes şüphe eder. İran'daki durum buydu.

Kabaca anlatmayı denediğimizde, santrifüjten birkaç yüz tane alıp, peşpeşe dizdikten sonra, bir uçtan doğal uranyumu besleme ile diğer uçtan zenginleştirilmiş olarak alırsınız. Ama santrifüjü tekrar kullandığınızda, elde ettiğiniz zenginleştirilmiş malzeme miktarı az oluyor. İhtiyaç duyduğunuz silah malzemesi için ise gerekli süre çok uzuyor. Ancak santrifüj sayısının artmaması, bu iş yapılamaz anlamına gelmiyor. Eğer zenginleştirme döngüsünü tekrar tekrar uygularsanız, kaliteli malzeme elde edilmesi mümkün.

Asıl önemli olan İran'ın bu santrifüj teknolojisine sahip olduğunu düşünüyoruz. Madem ki teknolojisine sahip zaman içerisinde sayıyı arttırması mümkün tabii. Bu nedenle, İran'ın şeffaf davranarak, uluslararası anlaşmalara riayet eder bir tutum takılması önemli görünüyor.

"Esas olan nükleer reaktör yapabilmek"

VOA: İran'ın elinde 8 bin civarında santrifüj olduğu belirtiliyor. Bunun anlamı nedir, İran, nükleer enerji açısından güçlü mü kılıyor?

Zabunoğlu: Santrifüj sayısı güçlü kılmıyor. Dünyada 400 küsur nükleer reaktörden yüzde 90 kadarında yakıt üretmek için kullanılıyor, santrifüj teknolojisi. Ama asıl olan nükleer reaktör tasarımını kendi başına yapabilmek. Herhangi bir metayı satın alır gibi bunu da satın alabilirsiniz. Ama kendi reaktörünü kendi başına nasıl yapabileceğini bilmek önemli. En azından yüzde 51'ini kendin yap. Tribünü mesela Japonlar yapıyor, onlardan satın al. Esas olan reaktör tasarımı kotarmak.
Santrifüj teknolojisi peşinde koşmak ise, silah tarafına kafayı takmak anlamına geliyor. Akademisyen gözüyle santrifüj teknolojisini kovalamak 1 reaktör sahibi iken kötü niyetli görünüyor. Mesela 30 civarında nükleer reaktörünüz olur o zaman santrifüj sayısı ile zenginleştirmeye önem verirsiniz, yakıt ihtiyacınızı karşılamak için..8 bin iyi bir rakam olmakla birlikte santrifüjlerdeki teknik özelliklere bakmak lazım.

Sonuçta İran, 38 yıllık bir süreçte bir nükleer reaktör yaptı. Dolayısıyla bu süreçte belki kafayı reaktör yapımına değil nükleer teknolojide başka yanlarına takıldığı anlamına geliyor.

Yüzde 3,5 zenginleştirme sıkıntılı değil

VOA: Anlaşmaya göre, İran’ın %3,5 düzeyinde zenginleştirilmiş yedi tonluk uranyum stoğu olduğunu anlıyoruz. Bunun anlamı nedir?

Zabunoğlu: Şöyle söyleyeyim, tipik bir 1000 megawatt'lık bir nükleer reaktör diyebiliriz. Bu reaktör her sene yılda 30 ton kadar yüzde 3,5 oranında zenginleştirilmiş yakıt ister. Kabaca hesaplamayla bir reaktörün üç aylık yakıtı anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Yüzde 3,5 oranında zenginleştirilmiş uranyum ile silah yapılmaz. Başka bir işe yaramaz, hafif su soğutmalı bir reaktör yakıtı olarak kullanılabilir.

Nükleer varsa her ülke tehlikeli

VOA: İran, Türkiye'nin sınır komşusu. Mevcut tabloya baktığınızda İran, Türkiye için, bölge için nükleer bir tehdit mi, nasıl görüyorsunuz?

Zabunoğlu: Şu an içerisinde nükleer silaha sahip olmayan ülkelerce bunun peşinde koşulması yanlış ama ABD, Rusya gibi nükleer silaha sahip ülkelerin elinde olması da büyük bir tehlike. ABD'nin onbinlerce nükleer başlık sahibi olduğu belirtiliyor mesela bunu duyduğumda ne yapacaklar diye düşünmüştüm, düşünüyorum. Küçük ülkeler gibi büyük güç konumundaki ülkeler elinde de nükleer başlık bulunması tehlikeli buluyorum. Sadece İran'ın değil her ülkenin nükleer silah peşinde koşmasını riksli görüyorum. Nükleer silah kullanılması halinde dünya içinden çıkılmaz bir hale gelecektir. Herhangi bir yerde nükleer silah patlaması, bu devirde komşuluk belki ilaveten dezavantajlar getirebilir ama dünya için büyük bir tehlike.
XS
SM
MD
LG