Erişilebilirlik

Uluslararası Kuruluşlar Türkiye'deki Tutuklamalardan Kaygılı


Uluslararası Kuruluşlar Türkiye'deki Tutuklamalardan Kaygılı

Uluslararası Kuruluşlar Türkiye'deki Tutuklamalardan Kaygılı

Amerika İnsan Hakları Gözlem Örgütü’nün Türkiye Temsilcisi Emma Sinclair Webb, son tutuklamaların kaygı uyandıran bir eğilimin parçası olduğunu söylüyor

İstanbul ve altı ilde terörle mücadele ekiplerinin Kürdistan Topluluklar Birliği KCK’ya yönelik operasyonlarda bazı basın kuruluşlarının merkezlerine ve gazetecilerin evlerine baskınlar düzenleyerek aralarında gazetecilerin de bulunduğu 38 kişiyi gözaltına almasını uluslararası kuruluşlar kaygıyla izliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü operasyonlarda tutuklanan kişiler KCK’nın “basın ve propaganda” koluna üye olmakla suçlanıyor.

Amerika İnsan Hakları Gözlem Örgütü’nün Türkiye Temsilcisi Emma Sinclair Webb, son tutuklamaların kaygı uyandıran bir eğilimin parçası olduğu görüşünde.

Son birkaç aydır bu tür tutuklamaların sürekli tekrarlandığını ve genel seçimden sonra arttığını belirten Webb, Türk terörle mücadele yasalarının çok geniş yorumlanabilecek şekilde yazıldığını ve herkes hakkında terörizm suçlamasından dava açılabileceğini söylüyor.

Başbakan Erdoğan, yürütülen soruşturmayı savundu ve operasyonları eleştiren kişilerin ne amaç güttüğünü sorarak üstü örtülü tehditte bulundu.

Türkiye’de tutuklu gazeteci sayısının artması Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT’in müdahalesine yolaçtı. Örgütün Basın Özgürlüğü Temsilcisi Dunja Mijatovic bu ay başında hükümet yetkilileriyle görüştü.

Mijatovic, gözaltı süresinin 1,000 güne kadar çıkması, hapis cezalarının 166 yıla çıkarılması üzerine müdahale zorunluluğu hissettiklerini söylüyor.

Hükümetlerin terörle mücadele hakkına karışmak istemediklerini belirten AGİT temsilcisi ancak çeşitli davalardan 66 gazetecinin hükümlü ya da tutuklu olmasının çok acil çözüm bekleyen bir sorun olduğunu savundu. Mijatoviç, hükümetten reform sözü aldıklarını, ancak kendilerine bir tarih verilmediğini söyledi.

AGİT’in ardından Avrupa Birliği de Türkiye’yi basın özgürlüğü konusunda eleştiren bir rapor yayınladı.

Ancak Türkiye’nin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, eleştirileri reddederek raporu eski model bir kamera ile çekilmiş bir Türkiye görüntüsüne benzetti ve Brüksel’i kamerasını değiştirmeye çağırdı.

Türkiye ay başında Rusya ile AGİT gibi uluslararası kuruluşlarda insan haklarının siyasete alet edildiğini iddia eden ve birlikte mücadele kararı alan bir protokol imzaladı.

Türk hükümeti basın özgürlüğünü kısıtlamadığını, tersine bir zamanların tabu konularından biri olan orduyu bile eleştiren haberlere izin verdiğini öne sürüyor.

Milliyet gazetesi yazarlarından Kadir Gürsel, bu tür reformları kabul etmekle birlikte eski tabuların yerini yenilerinin aldığına dikkati çekiyor.

Haberciliğin Türkiye’de çok zor olduğunu ve kuşkulu bir iş haline geldiğini belirten Gürsel, hükümetin istemediği konularda haber yayınlamanın çok riskli olduğunu vurguluyor.

Hükümetin ordunun siyasetteki güçlü rolüne son vermesi, Türkiye’nin Arap Baharı ülkeleri için bir model olabileceği görüşünün ortaya atılmasına yolaçtı.

Ancak Kültür Üniversitesinde görevli eski büyükelçi Murat Bilhan, gazeteci tutuklamaları ve diğer baskıların Türkiye’nin yönü konusunda kaygılar yarattığını savunuyor.

Türkiye’nin sivil bir diktatörlüğe kaydığını savunan Bilhan, bunun böyle devam etmesi halinde müttefik ve ortaklarının “Türkiye kimliğini değiştiriyor, daha çok Araplaşıyor, düşman bir ülke oluyor” hissine kapılacaklarını öne sürüyor.

Hükümet bu tür kaygıları reddediyor ve demokrasiyi tehdit etmediğini, aksine savunduğunu ileri sürüyor. Ancak gözlemciler her ay tutuklu gazeteci sayısı arttıkça bu iddiayı sürdürmenin giderek güçleşeceği görüşünde birleşiyor.

XS
SM
MD
LG