Erişilebilirlik

'Türkiye'yle Amerika'nın Gündemi de, Görüşleri de Örtüşüyor'


Büyükelçi Namık Tan

Büyükelçi Namık Tan

Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Namık Tan Türk Amerikan ilişkilerini değerlendirdi

Washington’da uzmanlar, 2010 yılının Türk-Amerikan ilişkileri açısından zorlu geçtiğini düşünüyor. İran’ın nükleer programı konusunda Amerika’yla Türkiye arasında ortaya çıkan yaklaşım farkı ve Türk - İsrail ilişkilerinin bozulması, Türk-Amerikan ilişkilerine olumsuz yönde yansıdı. Peki, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan bu konuda ne düşünüyor?



Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan, Şubat ayında göreve başlamış, bir hafta sonra Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nun Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin tasarıyı onaylaması üzerine Ankara’ya dönmüştü. Ermeni tasarısının komisyondaki onayıyla sarsılan Türk-Amerikan ilişkileri açısından 2010 zorlu bir yıl oldu. İran’ın nükleer programı konusunda yöntem bakımından da olsa Ankara’yla Washington arasında görüş ayrılığı belirmesi ve Türk İsrail ilişkilerinin kopma noktasına gelmesi ikili ilişkileri zorladı. Büyükelçi Namık Tan, bu olaylara rağmen Türkiye’yle Amerika’nın dış politika gündeminin ve görüşlerinin büyük ölçüde örtüştüğünü söylüyor.

Tan şöyle konuştu: “Amerika’yla Türkiye’nin dış politika gündemlerine baktığınızda – madde madde baktığınızda – göreceksiniz ki, bütün gündem maddeleri örtüşmektedir. Bu, yakın çalışmamızı gerektiriyor. Bu yakın çalışma her alanda kendini hissettiriyor. Afganistan’dan, Irak’a, İran konusunda, Kafkaslara, Balkanlara, enerji konularına, Ortadoğu’ya, bölgede İsrail – Filistin ihtilafına, İsrail – Suriye anlaşmazlığına. Bu tür sorunlara yaklaşmak ve onların çözümünde mesafe kaydetmek bu ilişkilerin adeta bir vazgeçilmezidir. Elbette, bizim müttefikimiz ve çok yakın dostumuz olan Amerika’yla görüşlerimiz çok büyük ölçüde üst üste oturuyor. Nasıl gündemlerimiz örtüşüyorsa, görüşlerimiz de örtüşüyor.”

Ancak, Ankara’nın İran’a yaptırım uygulanmasına karşı çıkması, nükleer programına ilişkin sorununun yaptırımlara gerek kalmadan çözümlenebileceğine inanması Washington’un görüşlerini yansıtmıyordu. Amerikalılar, diplomatik görüşmelere paralel olarak uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeyen İran’a baskı unsuru olarak yaptırım uygulanmasını istiyordu. Yaklaşımlar arasındaki farklılık Türk-Amerikan ilişkilerinde sorun yarattı. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Büyükelçi Tan, bir algı sorunu olduğunu kabul ediyor, ancak “hedefler aynı” diyor; ve taraflar arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasında Türkiye’nin rolü olduğunu söylüyor.

Tan şöyle diyor: “İran konusunda geçtiğimiz dönem zarfında bazı yanlış algılamalar oldu. Bunu kabul etmek lazım. Bizim bu sorunun aşılmasında ortaya koyduğumuz yöntemler belki ufak farklılıklar içerdi, ancak nihai hedefimiz neydi? İran’ın nükleer silah edinmemesi, nükleer silah edinmesi halinde bölgenin istikrarsızlaşacağı. Dolayısıyla bu nihai hedef yönünde biz bıkmadan, usanmadan çaba gösterdik ve neticede mesafe aldık. Bugün P5+1’le yapılan toplantı – sizi hakikaten bu işlerin içinde yoğun bir şekilde görev yapmış bir profesyonel olarak temin etmek isterim ki – Türkiye’nin büyük katkılarıyla sağlanmış bir adımdır. Biz İran’la yaptığımız görüşmelerde ancak P5+1’le doğrudan görüşmek suretiyle sorunların aşılması yönünde adım atılabileceğini söyledik. Ve nitekim öyle oldu. Ve biz bu soruna ilgisiz kalamayacağız. İlgisiz kalmamız söz konusu olamaz. Bütün sorun aşılıncaya kadar katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Zira bu sorunun yansımaları hep Türkiye üzerinde olmaktadır.”

Son birkaç yıldır gergin olan Türkiye-İsrail ilişkileri Mavi Marmara baskınının ardından kopma noktasına geldi. Büyükelçi Tan, Amerika’nın, iki önemli müttefiki arasında yaşanan sorunların aşılmasına önem verdiğini söylüyor, ancak adım atmanın İsrail’e düştüğünü belirtiyor.

Tan şöyle devam etti: “Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nin çok yakın bir müttefiki. Ve nasıl ABD Türkiye için önemliyse, Türkiye de ABD için önemli bir ülke, önemli bir müttefik. Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri için İsrail de önemli bir müttefik. Bölgede istikrar ve barış çabaları konusunda Amerika’nın bu iki müttefikinin birlikte çalışması, ilişkileri tabii ki önem arz ediyor. Dolayısıyla Amerika da – tabii bizim hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağımız gelişmeler neticesinde ortaya çıkan gerginliğin aşılmasını istiyor. Biz de istiyoruz. İsrail çok çeşitli düzeylerde bize dost olan bir ülke. Bizim Yahudilerle geçmişimiz tertemiz – 500 küsur yıllık ilişkimiz var. Dolayısıyla biz de aşmak istiyoruz sorunları. Ama sorunu yaratan biz değiliz. Dolayısıyla adım atacak olan biz değiliz. Ne istediğimizi ortaya koyduk. O isteklerimiz ve o gereklilikler karşılanırsa, elbette bu sorunlar da aşılacaktır.”



XS
SM
MD
LG