Erişilebilirlik

Türkiye’de İslamofobi Yaygınlaşıyor mu?


İslamofobi ya da bilinen adıyla İslam korkusu 1990’lı yıllardan beri kullanılıyor. El Kaide’nin düzenlediği 11 Eylül saldırılarından sonra daha sık kullanılan İslamafobi terimi, özellikle Suriye iç savaşı ile birlikte artık dünyanın değişmez gündemi haline geldi.

Yaygın inanışa göre Müslüman olmayan ülkelerde daha yaygın olan İslamafobi, Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Yanmış’ın tezine konu oldu. İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi bölümünde görev yapan Dr. Yanmış, 6 yıldır Güneydoğu’da bu konuda araştırmalar yapıyor. Yanmış’a göre İslamofobi Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesi'nde daha yüksek. Yanmış, Müslümanlar'ın sürekli batıdaki İslamafobi ile ilgilenmelerine anlam veremediğini belirterek, “İslamofobi’nin en yüksek olduğu yerler Batman, Diyarbakır gibi yerler. 1990’larda Hizbullah hadisesi yaşandı. Sayıları binlerle tabir edilen insan öldü. Yakın dönemde IŞİD’in etkisiyle insanlar İslam’a karşı bir antipati gelişmeye başladı. Bu büyük bir problem. İslam toplumlarının Endonezya’dan Fas’a kadar, hemen hepimizin yakın gelecekte üzerine en çok konuşacağımız konu İslamofobi. Bunu batıda aramamak gerekiyor ”dedi.

Yanmış’a göre korkunun geçmişi 1970’lere dayanıyor; Yanmış’ın bu konudaki görüşü şöyle: ”1970’lerde 80’lerde Kürt ulusalcıların en önemli eleştirileri seydalar ve şeyhlereydi. Onların yaptığı bir kısım hatalardı. Bunun üzerinden İslam’a karşı bir antipati geliştirildi. 90’lardaki Hizbullah’ın yaptığı eylemler sebebiyle alt yapısı nispeten hazırlanmış olan korku çok daha üst seviyeye geldi. Gençler, eğitimli kesimle yaptığım görüşmelerde önemli bir kısım görüşmeci okulda başörtüsü takmadığı, dışarda namaz kılmadığını, dini sembollerden uzak durduğunu söylemişlerdi. Bunun sebebini sorduğumda ‘bana Hizbullah derler, bundan korktuğum için böyle bir şeye girmiyorum” yanıtını verdiler. Bir üniversitede 20 öğrenci ile görüşmüştüm kimliklerini bana sosyalist, hümanist, liberal olarak tanıtmışlardı. Konuşmanın ilerleyen kısımlarında namaz kıldıklarını söylediler. Niçin kendilerini Müslüman olarak takdim etmediklerini sorduğumda, ‘kendimi Müslüman olarak takdim etsem başkaları beni Hizbullah zanneder. Dolayısıyla hümanist, liberal, sosyalist demeyi daha sağlıklı buluyorum’ dediler. 90’lardaki hadisenin artçı şokunu 2012- 2013’lerde bile izleme imkanı bulduk. Seküler grupların bunu tekrar tekrar kullanması da önemli etken. Doğrudan dine karşı söylem geliştiremiyorlar, bölgenin dine yaklaşımından dolayı. Dolaylı olarak bu fundamentalist gruplar eylemler üzerinden İslam’a bir eleştiri yöneltilmiş oluyor. Ben IŞİD’ten sonra İslamofobi’nin daha da çok katlandığını gözlemliyorum.Suriye’de binlerce insan öldürüldü, bunların bir kısmı sivil insanlardı. Özellikle sivillerin öldürülmesi İslam coğrafyasında seküler eğitim almış olan, batıda eğitim almış olan genç Müslüman kuşakları dinden uzaklaştırıyor. İslamofobi İslam coğrafyasının gelecek 20 yılında daha çok konuşulacak. Sekülerleşmeyi ayrıca tetikleyecek. Kürtlerin yaşadığı coğrafyada İslamofobinin kaç kat daha fazla olacağını tahmin ediyorum. Yakın zamanda yaşanan Hizbullah ve IŞİD örneği var, Kürtler bu ikisini de canlı yaşadılar. Gençlerin önemli bir kısmı hendek ve operasyonlardan dolayı AKP’yi suçluyor ve onu da dindar koduyla tanımlıyor. Kürt gençler açısından, 30-40 yıllık süreci ele aldığınızda kendilerine darbe vuran 4 gücü düşündüğünüz zaman Müslüman olduğunu söylüyorlar. Bu gelecekte dindarlar açısından çok ciddi sorgulamaları yaşanacağını tahmin ediyorum.”

İslamofobi’nin toplum içinde değişik şekillerde ortaya çıktığına dikkat çeken Yanmış, “Halkla, öğrencilerle mülakat yaptığınız zaman, özelikle eğitimli kesimle yaptığınız zaman kendilerinin dışlandığını, özellikle AK Parti tarafından dışlandığını hissediyorlar. Bundan dolayı Cuma namazına gitmediğini, başörtüsünü takmayı düşünmediği söylüyor. Bu insanlar dindar oysa. Bu bir öngörü. Bunlar dolaylı etkisidir. Batıda hep konuşuyoruz ama bizim ülkemizde şeriat fobi var. Bizim ülkemizdeki ismidir bu. Değişen bir şey yoktur. O kavramlar ve dürtülerle aynı neticeyi elde edersiniz. Dindarlar İslamdan ürkerek dinden uzaklaşırlar, dini söylemlerden ritüellerden, hatta dini inançlardan uzaklaşırlar. Batıda daha çok fundamentalist eylemlerden dolayı İslam’dan nefreti konuşuyoruz. Batıda İslam’dan nefrettir ama İslam coğrafyasındaki karşılığı, önce dini ritüellerden, dini sembollerden hatta bir kısım ibadetlerden açık yapmaktan belki uç örneği inanç boyutunda dinden uzaklaşmadır. Özellikle geçmişteki Hizbullah örneğinde doktora çalışmamda bunu tespit etmiştim. Bu çok net bir şekilde görülüyor. İnsanların dini gruplara yaklaşımı ile ilgili çok ciddi ön yargı var. Suriye’de IŞİD’in yaptığı bir katliam, burada IŞİD’le hiçbir ideolojik bağı olmayan bir grubun, diyelim 5 öğrenci evi var o yıl evlerin sayısı üçe düşüyor. Diğer taraftan artık ‘IŞİD’i gördükten sonra dinden soğudum’ diyen insan sayısı fazla. Hizbullah’ın dini hayata etkisini doktora çalışmamı yaptığım dönemde benzer cevaplar çok aldık. ‘O dönem kuran kursuna gidiyordum sonra bir daha gitmedim’ ‘Şimdi çocuğum var yaz Kuran kurslarına göndermek istemiyorum’ diyenler. Aslında o da öyle olmadığını biliyor ama ‘bende öyle bir şey oluşmuş’ diyor. Önyargı var, çok spesifik örneklerden yola çıkıp genelleme yapmak durumunda değiliz. Farklı şeyleri farklı kesimlerden duyduğumuz zaman onun bir olgu olduğunu İslamofobi’nin Kürtler arasında daha yaygın olduğunu görüyoruz. IŞİD’in Hizbullah etkisini üçe dörde katladığını söyleyebiliriz. Selefi gruplar yakın dönemde sivilleri öldürmeye başladı. Daha önce sömürgeci güç olarak kabul ettikleri Amerikan, İngiliz, Alman askerleri ya da işbirlikçilerini öldürüyordu. Ancak son yıllarda direk sivilleri hedef alıyorlar. Hizbullah’ın en çok eleştirildiği konu sivillerin öldürülmesiydi. İslamafobiyi en çok tetikleyen sivillerin öldürülmesidir” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG