Erişilebilirlik

Türkiye’de İç Savaş ve Göç Tartışması


Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesi’nde güvenlik güçleri ile terör örgütü PKK arasındaki çatışmalar nedeniyle Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden halk yaya olarak kaçarken, bölgeden yansıyan manzara tartışma yaratıyor.

Diyarbakır gibi pek çok kentte mahallelerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve yasağın ilan edildiği ilçelerden göç başladı. Ankara’da muhalefet cephesinin sert tepkisi karşısında Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilçelerde “temizlik” yapıldığını savundu.

Başbakan Davutoğlu, bugün Bulgaristan ziyareti öncesinde Esenboğa Havalimanı’ndaki açıklamasında, Dağlıca saldırısı ardından “Bu dağlar tek tek temizlenecek” sözünü anımsattı. Son haftalardaki operasyonlar nedeniyle kolluk güçlerine teşekkür eden Davutoğlu, kırsal alanda Oramar, İkiyaka tepesi, Beytüşşebap, Ağrı, Tendürek ve Amanoslar'da temizlik yapıldığını ifade etti. “Bugün itibariyle söylüyorum; Dağlıca ve civarında, Irak-Türkiye sınırında ulaşılamaz, kış şartlarında kontrol edilemez zannedilen o yalçın dağların hepsinde, kontrol sağlandı. Tek tek mağaralar ve bütün o bölge temizlendi” diyen Davutoğlu, PKK’nın özellikle Cizre, Silopi, Nusaybin, Dargeçit, Yüksekova hattında, tedhit ve halkı devletle karşı karşıya getirecek faaliyetlerde bulunduğunu dile getirdi. Davutoğlu, “Özellikle birkaç ilçemizde yoğunlaşan operasyonlar sadece ve sadece terör örgütü faaliyetlerine yöneliktir. Oralarda yaşayan halkımıza özellikle sesleniyorum Bu terör örgütüne karşı mutlaka seslerinizi yükseltiniz” çağrısında bulundu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nca söz konusu ilçelerdeki öğretmenlerin merkeze çağırılması uygulamasının, eğitime süresiz şekilde ara verilmiş olması durumuyla ilgili soruya ise, Davutoğlu, gerekli tedbirlerin alınacağı yanıtını verdi ve devam etti:

“Şu kısa dönemde, sokağa çıkma yasağı üzerinden ilçelerimizde, şehirlerimizde sükunet sağlanınca daha yoğunlaştırılmış bir eğitimle o güzel çocuklarımızın her birinin geleceğine sahip çıkacağız. Ama ne teröre taviz vereceğiz ne de Türkiye'yi karanlık bir geleceğe sürüklemek isteyen dış birtakım güçlerin piyonları olan bu yapılara herhangi bir izin vereceğiz.”

Halk Suriyeliler gibi mi göç ediyor?

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise, Başbakan Davutoğlu’nun “temizlik” olarak ifade ettiği tabloya ilişkin kaygılıydı. Türkiye’deki iç savaş manzarasına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, bugünkü TBMM grup konuşmasında, AKP Hükümeti’ni hedef alarak, şunları dile getirdi:

“Doğu, Güneydoğu’ya bakın. Kentler, Beyrut, Lübnan gibi. Belli bölgelere girilmiyor, hendekler kazılmış. Hendek kazanlar unutmasın, bu ülkeye en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz. O hendekleri zorla kazdırdılar. Suriyeli mülteciler gibi göç etmeye başladılar. İki arada bir derede kaldılar. 78 milyon vatandaşıma soruyorum; Türkiye’yi bu hale kim getirdi? 2002’de hükümet oldular, terör yoktu. Nasıl oldu, bu hale geldi? Bu sorun ancak Parlamentoda çözülür dedik. Bildiklerini yapıp Türkiye’yi bu hale getirdiler. Çözüm Süreci’nde terör örgütünün kentlerde silah depolanması kimin zamanında oldu? Kendisi sorumlu olan bir iktidar, sorunu çözemez. Türkiye’nin bir numaralı sorunu yönetim sorunudur. Yazık, günah. Bu insanlar göç etmeye başladılar. Siyasi iktidar bunun sorumluluğunu üsteleniyor mu? PKK bizi kandırdı, Esad bizi kandırdı, Irak bizi kandırdı diyorlar. Sizi kim kandırmadı, onu söyleyin de öğrenelim.”

Bahçeli: 200 bin insan göç etti

MHP Lideri Devlet Bahçeli de, AKP Hükümeti’ne karşı tepkiliydi ve geçmişte yürütülen Çözüm Süreci’ni de eleştirerek, Türkiye’de “kaos” yaşandığını ifade etti. Bahçeli, TBMM’deki grup konuşmasında şunları ifade etti:

“Şu anda ülkemize kaos hakimdir. Davutoğlu'nun huzur sözleri defalarca boşa çıkmıştır. Yapılan açıklamalara itibar edersek, 7 farklı kentten 52 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Çatışmanın olduğu yerlerde 200 binin üzerinde insan göç etmiştir. Bu adı konulmamış, üstü örtülü etnik tasfiyedir. Türkiye Cumhuriyeti sanki egemenlik haklarından vazgeçmektedir. Bu devlet nerededir, bu hükümet ne iş yapmaktadır? AKP'ye oy veren kardeşlerim, bugüne kadar cami yakıldığını hiç duydunuz mu? Devletin aczini hiç bu kadar gördünüz mü? Hiç bu kadar tabansız iktidara şahit oldunuz mu? Bu aziz topraklarda düşmanlığı cami yakmaya kadar vardıran şerefsizlere, iblis elçilerine ilk kez rastlanmaktadır ve bunlar AKP'nin çözüm ve barış ortaklarıdır. Doğu ve Güneydoğuda açılan çukurlar ihanetin, kanın ve ölümün çukurlarıdır. Bu çukurlara hainlerin talepleri gömülmezse sonumuz hüsran, felakettir. Kaçak Saray'da muhtarlara buluşup ona buna sataşmayı biliyorsun da elimizden kayan vatan coğrafyasını nasıl görmüyorsun? Başkanlık çetelesi tutuyorsun da vatanın milli çıkar ve güvenliği için bir şey yapmıyorsun?”

HDP: “Kürtleri öldüreceğiz” denildi

Bölgeden seçilmiş milletvekilleri, yaşanan çatışmalara tanıklık etmek üzere TBMM’deki çalışmalara katılamayan HDP cephesi de tepkili ve endişeli. HDP Grubu, bugün Diyarbakır’da toplandı.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, parti grubundaki konuşmasında, “Kürdistan” olarak ifade ettiği Güneydoğu’da devlet eliyle katliam operasyonları yürütüldüğünü savundu. Hükümet’in bölgede olağanüstü halk koşulları uyguladığını vurgulayan Yüksekdağ, oldukça sert eleştiriler yönelttiği konuşmasında özetle şunları dile getirdi:

“Devlete bağlı olan güçler katliam uyguluyor. Kendi koydukları yasalar bu zulme yetmiyor. Cumhurbaşkanı diyor ya bu anayasa yetmiyor. 82 Darbe Anayasası'nda dahi kısmen tanınan kabul edilen bazı haklar ve alanlar bu siyasi iktidar tarafından tamamen ortadan kaldırıldı ve berhava edildi. Kendi koydukları kanunları dahi delik deşik ederek, hiçbir kanuna sığmayan bir zulüm ve yıkım siyaseti uyguladılar. Siyasi iktidara sorarsanız, bu uygulamaların hiç bir karşılığı ve tanımı yok. OHAL mı ilan ettiniz hayır. Sıkıyönetim mi hayır diyorlar. Memleketi ikiye böldünüz özel bir hukuk uyguluyorsunuz, hayır diyor. Burada Türkiye Cumhuriyeti devleti halkının bir kesimine Kürtlere karşı özel bir hukuk uyguluyor ve özel savaş uyguluyor. Türkiye halkı bu gerçeği sırtını dönerse herkes kaybeder. İstediğiniz kadar bu gerçekten kaçının bu gerçek gelip sizi bulacak yakanıza yapışacak. Bu zulme son verilmeli. Neden çağrılıyor öğretmenler çünkü AKP hükümeti Cizre ve Silopi'de büyük bir katliam yapıyorlar. Bir kitle katliamına hazırlanılıyor. Hani orada uzakta bir yer başka bir ülke vardır; kontrol edemediğiniz savaşlar var ve siz kendi yurttaşlarınızı çağırırsınız. Türkiye'deki siyasi iktidar bu topraklara zaten başka bir ülkeymiş gibi davranıyor. Ama birileri çıkıp burası başka bir ülke dediğinde kıyamet koparıyorlar. AKP hükümeti buraya başka bir ülke muamelesi yapmıştır. Devlet kendi personelini geri çağırarak buraya başka bir ülke muamelesi yaptı. Burayı Türkiye'nin geri kalanından böldü.”

XS
SM
MD
LG