Erişilebilirlik

Basından Sonra Sanata da “Sansür”


Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası programında besteci piyanist Fazıl Say’ın eserleri yerine kendi eserlerinin seslendirilmesine izin vermeyen sanatçı Muammer Sun, Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtladı

Türkiye’de son yıllarda her geçen gün basın ve sosyal medya yasaklarıyla birlikte uygulanan haber “sansürü” en önemli gündem maddelerinden birini oluştururken, şimdi de sanat alanında Fazıl Say’ın eserlerine yapılan müdahaleyle sanat sansürü tartışılıyor. AKP Hükümeti’nin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası programında besteci-piyanist Say’ın eserleri yerine kendi eserlerinin seslendirilmesine izin vermeyen sanatçı Muammer Sun, “Fazıl yüzyıl sonra bestelediği eserleriyle, evrensel müzik repertuvarından CD’leriyle var Fazıl sanatıyla var. Bunlar (iktidardakiler) koltukları alındığı zaman yoklardır. Yok hükmündeki kişiler de sanat eserlerini değerlendiremez” dedi.

Türkiye’de basın özgürlüğü noktasında sansür ve internet kullanımıyla ilgili özgürlüğe getirilen sınırlama örnekleri son aylarda Özgürlük Evi Freedom House ve Avrupa Birliği’nin Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte yürüttüğü “Press for Freedom” projesiyle gündemde. Türkiye’de basın kuruluşları ve gazetecilere yönelik akreditasyon sınırlamaları gibi uygulamaların yanısıra yargı kararlarıyla TBMM Soruşturma Komisyonu çalışmaları gibi konulurdaki haberleştirme yasakları tartışılıyordu. Medya alanındaki bu “sansür” tartışmalarına şimdi sanat alanı da dahil oldu.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 2014 - 2015 Sezonu programı kamuoyuna ilk açıklandığında dünya çapında üne sahip besteci ve piyanist Fazıl Say'ın “İstanbul Senfonisi”, “Su” başlıklı konçertosu ve “Yunus’un Sırtındaki Çocuk – Hermiyas” adlı üç eseri yer alıyordu. Ancak kısa süre sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO); AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan eleştirel açıklamalarıyla da medyada yer alan Fazıl Say’ın eserlerini programından çıkardı. Bu sürpriz program değişikliği talebinin, Ömer Çelik’in bakanlık koltuğunda oturduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan geldiği ortaya çıktı. Bu gelişmenin ardından CSO, programdaki boşluğu doldurmak amacıyla bir başka ünlü Türk bestecisi Muammer Sun’ın eserlerini programa dahil etmek istedi. Ancak Fazıl Say’ın bugün Twitter ve Facebook aracılığıyla yaptığı açıklamayla besteci Sun’ın CSO’nun teklifini reddettiği ortaya çıktı.

Fazıl Say, Facebook hesabından bir mesaj paylaşarak, Sun'un eserlerinin yerine programa kendi eserlerinin konulmasını kabul etmediğini dile getirdi ve besteciye teşekkür etti. Say, mesajında,“Buradan çok değerli bestecimiz Muammer Sun'a saygı ve teşekkürlerimi yolluyorum. Asil insan. Dürüst ve mert. Ankara'da kaldırılan eserim yerine onun eseri konulmuştu ‘Çalınmasın’ demiş. Haksızlığa sansüre alet etmemiş sanatını da kendisini de. Yıllarca müzik öğretmişti simdi de insan olmayı öğretti onlara. Sağ olsun. Bravo hocam” dedi.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Muammer Sun, telif hakları kapsamında eserlerinin ancak Sun Yayı nevi’nden izin alınarak seslendirilebildiğini anımsattı. Bu nedenle CSO’nun, Sun Yayınevi ile iletişim kurduğunu kaydeden Sun, nasıl bir süreç geliştiğini şöyle açıkladı:

“CSO Yönetimi ile bizzat ben görüştüm. Şöyle konuştum CSO ile, Fazıl Say’ın eserlerini çıkarma konusu bakanlık tarafından CSO’ya yapılmış bir müdahaledir. Bu müdahaleyi doğru bulmuyorum. O’nun eserleri yerine kendi eserlerimin çalınmasını kesinlikle istemiyorum. Bu müdahale hem Fazıl Say’a hem de sizin CSO’ya müdahaleniz. İzin vermem ise bu müdahaleye adeta katılmak anlamına gelir. Fazıl Say’ın hem onurunu hem meslek haysiyetini takdir ediyorum onun için karşı çıkıyorum benim eserlerminin çalınmasına ve hem de CSO’ya müdahaleyi doğru bulmuyorum, bunun için karşı çıkıyorum dedim.”

Fazıl Say’ın dünyada genç yaşına rağmen çok önemli bir besteci olduğunu kaydeden Muammer Sun, bu nedenle de CSO programında kendi eserlerine yer verilmesine izin vermediğini kaydetti.

1932 doğumlu besteci Muammer Sun, sanat yaşamında bugüne değin AKP Hükümeti’nin şimdi gerçekleştirdiği CSO’ya böylesi bir müdahale benzerini görmediğini de vurguladı. CSO’nun yüzyılı aşkın bir dönemden beri var olduğunu belirten Sun, “Cumhuriyet öncesi dönemde de cumhuriyet döneminde de böyle bir müdahale olmadı” dedi.

Sanat eserlerini sadece sanat kriterleriyle değerlendirmek gerektiğini söyleyen Sun, bir anısıyla birlikte hükümete şu mesajı da verdi:

“Bu iktidarlar hep geçicidir. 1975’te Ankara’daki konservutuardan İzmir’e bir çeşit sürgün yaptılar. Milli Cephe Hükümeti idi. Ama o dönemde bile CSO’ya müdahale edilmedi. O sürgün sırasında karşımdaki bakanlık müsteşarına sordum, ‘Bethoven’i biliyor musunuz’ diye ‘Evet’ dedi. ‘Bethoven zamanında imparator kimdi?’ dedim Bilemediler. ‘İmparator yok Bethoven var’ dedim. Bugünün yöneticileri yarın olmayacaklar ama besteciler var olacaklar dedim. Şimdi aynı şeyi Fazıl için de söylüyorum. Fazıl yüzyıl sonra bestelediği eserlerle, evrensel müzik repertuvarından CD’leriyle var Fazıl sanatıyla var. Bunlar (iktidardakiler) koltukları alındığı zaman yoklardır. Yok hükmündeki kişiler de sanat eserlerini değerlendiremez. Oysa Fazıl’ı anlamaya çalışsalar kendileri için bir kazanç olur.”

Bundan sonrasında kendi eserlerine de müdahale olup olmayacağı yönündeki sorumuz üzerine Sun, “Kendi eserlerime müdahale olup olmayacağını hiç düşünmedim ama olacak diye Fazıl’a yapılanı görmezden gelemezdim” dedi.


XS
SM
MD
LG