Erişilebilirlik

Türkiye’ye ‘Kayyum’ Tepkisi


İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin talebi üzerine Zaman Gazetesi'ne kayyum atanması kararı bir çok uluslararası kuruluş tarafından tepki gördü.

Zaman gazetesine kayyum atanma kararını, ABD merkezli haber ajansları Associated Press (AP) ve Bloomberg abonelerine, “Türkiye’nin en çok satan gazetesine hükümet el koydu” başlığıyla duyurdular.

İnternet sitelerinde habere yer veren çeşitli Amerikan basın kuruluşları da, Zaman gazetesine kayyum atanması kararının Türkiye'de basın hakları ve özgürlükleri konusunda endişeleri daha da arttıracağını ifade ettiler.

BM: ‘Hükümetler basın özgürlüğüne saygı duymalı’

Birleşmiş Milletler günlük basın brifinginde bir gazetecinin Türkiye’de Zaman gazetesine kayyum atanmasıyla ilgili sorusunu yanıtlayan Birleşmiş Milletler Sözcü Yardımcısı Ferhan Hak, basının görevini yapmasını engelleyecek her türlü kısıtlamaya karşı olduklarını, Birleşmiş Milletler olarak medyanın görevini engelleyen her türlü tehditten son derece endişe duyduklarını belirterek, “Hükümetler basın özgürlüklerine, ifade özgürlüklerine saygı duymalıdır.” dedi.

CPJ: ‘Endişeyle karşılıyoruz’

New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi de (CPJ) konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, CPJ, Associated Press Haber Ajansı’nın konuyla ilgili haber ve belgelerini incelediklerini belirterek, “Kayyum atama kararını endişeyle karşılıyoruz. Bir İstanbul savcısının gazeteleri terörizm propagandasıyla suçlamasıyla alınan bu karar, gazetelerin yazı işleri ve yönetim kurullarına mahkeme tarafından atılan kayyum getirtebileceği anlamına geliyor”

Simon: ‘Geride kalan gazetecileri boğmanın yolu ‘

CPJ Direktörü Joel Simon’ da yaptığı yazılı açıklamada "Mahkemenin bugünkü hamlesi Türkiye'de eleştirel gazetecilik adına geriye kalanları etkin şekilde boğmanın yolunu yapıyor. Zaman ve Today's Zaman Türkiye toplumunu ve dünyayı bilgilendirmekte önemli ve kritik bir rol oynuyorlar. Türkiyeli yetkililer gazeteleri sindirmek için saldırgan hareketler sergilemek yerine basın özgürlüğünü ve gazetecilerin haklarını korumaya yönelik anayasal yükümlülüklerini yerine getirmeliler" dedi.

Freedom House: ‘Basına baskıyı durdurun’

Washington merkezli özgürlük ve düşünce kuruluşu ‘Freedom House’, Zaman gazetesine kayyum atanması kararının ardından yaptığı yazılı açıklamada, Türk hükümetine basına baskıyı duyurma çağrısında bulundu.

Freedom House Başkan Yardımcısı Daniel Calingaert, demokratik kurumların parçalanmaması için Türkiye’nin müttefiklerinin, ABD’nin Avrupa Birliğinin, Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye’nin verdiği desteği pazarlık konusu olmaktan çıkartıp suskunluklarını bozma çağrısında bulundu.

Calingaert, “Zaman gazetesine kayyum atanması kararı hükümetin özel bir medya kuruluşunu ele geçirmesi ve hukukun üstünlüğü ile basın özgürlüğünün açıkça ihlalidir” dedi.

‘Bağımsız gazeteciliğe baskı’

Başkent Washington merkezli Ulusal Basın Kulübü de Zaman gazetesine kayyum atanmasına çok sert tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, Türk hükümetinin önde gelen muhalif gazetesi karşı yaptığı bu ele geçirme eyleminden ciddi olarak endişe duyduklarını vurguladı. Son olayın ülkedeki bağımsız gazeteciliğe karşı düzenlenen baskınların rahatsız edici son halkası olduğu ifade edildi.

Burr: ’Erdoğan kararlarını gözden geçirsin’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Ulusal Basın Kulübü Başkanı Thomas Burr, “Kürtler ve terörizm gibi bazı hassas konularda haber yaptıkları için bazı gazetecileri kilitlemeye çalışmak Erdoğan yönetimi tarafından özellikle rahatsız eden ve sürekli tekrarlanan bir eylemdir. Ortadoğu'da demokrasi için bir model olmak için büyük bir isteği olan Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu derin zararlara neden olan kararları yeniden gözden geçirmesi konusunda ısrar ediyoruz” dedi.

‘Medyaya kıyımın son perdesi’

Uluslararası Af Örgütü, Zaman gazetesine kayyum atanmasıyla ilgili bir açıklama yayımladı. Açıklamada, "Zaman gazetesine mahkeme tarafından kayyum atanarak el konulması, Türkiye yetkililerinin muhalif medyaya karşı devam ettirdiği kıyımın rahatsız edici en son perdesi" denildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hükümeti, eleştirel seslere saldırarak ve onları dizginlemek isteyerek temel hakların üzerinden silindir gibi geçiyor" dedi. Gardner,"Özgür ve bağımsız bir medya, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı ile birlikte, Türkiye'de herkesin uluslararası hukukta garantiye alınmış haklarının temel taşıdır" dedi.

‘Geçen hafta İMC TV susturuldu’

Uluslararası Af Örgütü yaptığı açıklamada, İMC TV’nin yayının engellenmesini de hatırlattı. Açıklamaya şöyle devam edildi; “ Henüz geçen hafta, silahlı çatışmaların şehirlerin tamamını mahvettiği ve süresiz sokağa çıkma yasaklarının gerçekleştiği Türkiye'nin güneydoğusundaki durumla ilgili, farklı bir açıdan yayın yapan tek ulusal haber kanalı olan televizyon kanalı İMC TV susturularak yayından kaldırıldı. Geçen ekim ayında, mahkeme tarafından atanan kayyumlar Koza İpek grubuna bağlı medya organlarına el koymuştu.”

‘Türkiye’de basın özgürlüklerine saldırıları belgeledik’

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Cumhuriyet'in gazetecileri Can Dündar ve Erdem Gül'ün salıverilmesine hükmeden Anayasa Mahkemesi'nin kararını tanımayı reddettiği belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi; ”İki gazeteci Ekim 2015'ten beri tutukluydu ve terör örgütüne destek vermek, casusluk ve gizli belgeleri yayımlamak suçlamalarıyla yargılanmayı bekliyordu. Uluslararası Af Örgütü, geçen hafta yayımladığı Dünya'daki İnsan Hakları Durumu Yıllık Raporu'nda, Türkiye'de basın özgürlüğüne yönelik rahatsız edici saldırı örneklerini belgelemişti. Uluslararası Af Örgütü, geçen hafta yayımladığı Dünya'daki İnsan Hakları Durumu Yıllık Raporu'nda, Türkiye'de basın özgürlüğüne yönelik rahatsız edici saldırı örneklerini belgelemişti.”

XS
SM
MD
LG