Erişilebilirlik

Türkiye Uludere’ye Odaklandı


Türkiye Uludere’ye Odaklandı

Türkiye Uludere’ye Odaklandı

Türkiye’de yeni yıla Şırnak-Uludere’de sınırda askeri bombalama sonucunda ölen 35 kişi ile ilgili tartışmalarla başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün Uludere ölümleriyle ilgili olarak siyasi partiler tarafından açıklanan sert suçlama mesajlarıyla toplanırken, sivil toplum örgütlerince yapılan “resmi özür” talebine karşılık Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinden “kişiye özel tazminat uygulaması” açıklaması geldi.

Türkiye açısından 2012’de ilk gündem maddesi, Van Depremi’nde sosyal paylaşım sitelerinden Türk medyasına kadar farklı mecralara yansıyan etnik kimlikle ilgili tartışmaya Uludere ölümlerinin eklenmesiyle birlikte “Kürt sorunu” olarak ortaya çıktı. Bu noktada, Uludere’deki ölümler hem siyasi hem de hukuki bakımdan tartışılıyor.

Konut verilmesi tasarlandı

Hukuki sonuçları bakımından öncelikle Bakanlar Kurulu’nun dünkü görüşmesi çerçevesinde, Uludere’de ölenlerin ailelerine en az 22 bin TL maddi tazminat ödenmesi yanında Toplu Konut İdaresi TOKİ’ye ait konutlardan da verilmesi yönünde yasal hazırlık başlatıldığı öğrenildi. Bu hususta, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yöntemiyle düzenleme yapılabileceği bildiriliyor.

CHP: Özür de dilenmeli

Ancak bu yöndeki düzenleme muhalefet cephesinde tatmin edici bulunmadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Rıza Türmen, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı değerlendirmede, “Tazminat miktarını en az iki kat arttırmak doğru olacaktır. CHP olarak bu yönde önerimizi açıklayacağız. Ev verilmesi gayet iyi, yerinde olur. Devlet, bu insanlara zarar vermiştir. Kasıt yoksa da ihmal sonucunda devlet bu insanları öldürmüştür. En azından maddi bakımdan bu acı hafifletilmeli” dedi. Türmen, özür tartışması konusunda ise, “Tabii ki resmi özür dilenmeli. Bu insanları kim oldürdü? Devlet. Bu nedenle devletin bir özür borcu var. Niye bunun yerine getirilmediğini açıklamak çok güç geliyor” diye konuştu.

Erdoğan’dan “nifak tohumu” suçlaması

Türk siyaseti bugün parti grup toplantıları ve TBMM Genel Kurulu’nda da Uludere ölümleri hakkında açıklamalara sahne oldu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında, özetle şu görüşleri dile getirdi:

“Kim ki ’Uludere’de 35 Kürt öldürüldü’ diyerek meseleyi etnik zemine taşıyorsa, o her türlü milli, manevi, insani ve vicdanı değeri ayaklarının altına almış ve çiğnemiş demektir. Cenazeleri bile Kürt Türk diye ayıranlar, işte iblisin yolunda, şeytanın izinde yürüyenlerdir. Terör ortamında maalesef istenmeyen kayıplar olabiliyor. Bundan dolayı terör örgütüne ’yeter artık’ deyip sorumluluk yükleyebildiniz mi? Terörü bir yöntem olarak seçenlere karşı en ufak bir eleştiri getirebildiniz mi? Bu millet, bu ülke habis bir ur karşısında teslim olmayacak kadar asildir, güçlüdür, sağlamdır… Sizin nifak tohumlarınız bu topraklarda asla kök salamaz.”

BDP’den “köklerimiz burada” yanıtı

TBMM Genel Kurulu’nda bu sözlere yanıt, BDP Siirt Milletvekili Gültan Kışanak’tan geldi. Olayı katliam olarak nitelendiren ve Uludere’deki gibi katliamlara rağmen Kürt kimliğinden vazgeçmeyeceklerini söyleyen Kışanak, “Neyin kök salması? Biz bu topraklarda bin yıllardır varız. Köklerimiz burada. Neyin kök salmasına izin vermiyorsunuz? Haddinize mi? Bu cümleleri kuranlar utansınlar. Bu cümleleri kuranlar, uzun yıllardan beri bu topraklarda yaşayan Kürt halkı varlığını inkar eden zihniyetin bugünkü göstergesidir” dedi.

BDP uluslararası hukuka başvuracak

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, Erdoğan’ı hedef aldığı grup konuşmasında, “Sen bu halk için İsrail’sin. Filistin halkı nasıl direniyorsa katliamlara biz de öyle direniyoruz" dedi. Demirtaş, “Tazminat değil onurlu barış istiyoruz” sözleri yanında Türkiye aleyhinde Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuracaklarını açıkladı.

Hukuki gerekçe: “Devlet güvenliği sağlayamadı”

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Profesör Dr. Anıl Çeçen ise, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, hukuki bakımdan Uludere’deki ölümlere ilişkin olarak devlet aleyhinde olası bir yargı sürecinde “devlet vatandaşlarına genel güvenlik koşullarını sağlamakla sorumlu” ilkesinden hareket edilebileceğini bildirdi. Mevcut tabloda “kasıt” konusunda delil bulunmadığı için bunun iddia boyutunda kaldığını vurgulayan Çeçen, “35 kişi en kutsal insan hakkı olan yaşam hakkını kaybettiği için devletin vatandaşlarının genel güvenliğini sağlama yükümlülüğü çerçevesinde hak talebinde bulunulabilir” dedi.

Siyasi gerekçelerle uluslararası hukuk kapsamında Türkiye aleyhine bir yargı süreci başlatılabileceğini de kaydeden Çeçen, “Ama hukuken Türkiye’nin de hakları vardır. Devlet de kendi varlığına kasteden bir durum ortaya çıktığı için kendini savunma durumunda kalacaktır” diye konuştu.

Sivil toplum örgütleri “sorumlu” arıyor

Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de, Uludere’deki ölümler için devletin maddi tazminat ödemesini yeterli görmüyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) ile birlikte yaptıkları ortak açıklamada, “Olaydan sorumlu siyasi ve askeri yetkililer aleyhine kamu davası açılmasını istiyoruz” dedi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü Murat Çekiç de, yazılı açıklamasında, “Bir kısmı çocuk olan birçok sivilin ölümüne yol açan askeri operasyonun koşulları derhal kapsamlı, bağımsız ve şeffaf bir şekilde soruşturulmalı. Türk yetkililer, ilerleyen zamanlarda bu tür saldırıları önlemek için tedbirler almalı” dedi.

XS
SM
MD
LG