Erişilebilirlik

Türkiye Suriyeliler'i Avrupa Kapısına Koyabilir mi?


FILE - Syrian refugee Walaa, 26, sits inside her family's tent at the Souda municipality-run camp on the island of Chios, Greece, Sept. 7, 2016.

FILE - Syrian refugee Walaa, 26, sits inside her family's tent at the Souda municipality-run camp on the island of Chios, Greece, Sept. 7, 2016.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile müzakere sürecini dondurma yönünde aldığı tavsiye kararına tepkisini Suriyeli sığınmacıları anımsatarak ortaya koydu. Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan’ın kurucusu olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği KADEM ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi açılışını yaptı. Buradaki konuşmasında Avrupa’ya eleştirilerini sıralayan Erdoğan ilk kez geçen yıl dile getirdiği Türkiye’nin sınır kapısını açabileceği yönündeki görüşünü tekrarladı.

“Daha ileri giderseniz bu sınır kapıları da açılır”

Türkiye’nin 3 milyon 500 bin sığınmacıya ev sahipliğini yaptığını kaydeden Erdoğan, “Acaba sadece Türkiye’de 3 milyonu aşkın mültecinin olduğu, dünyanın değişik yerlerinde bu tür mültecilerin olduğu dünyamızda sorun sadece Aylan bebek midir? Sadece Ümran yavrumuz mudur? Değil. Çünkü şu anda dünyada milyonlarca Aylan bebek cevap bekliyor, şefkat bekliyor, merhamet bekliyor. Onlar için atılan bir adım var mı? Yok. İşte Afrika… Orada milyonlarca bebek, kadın, yediden yetmişe hepsi çözüm bekliyor. Atılan bir adım yok. Ha atılan adımı söyleyeyim. ‘Türkiye, Avrupa Birliği’ne girsin mi girmesin mi?’ Niye? Erdoğan doğru açıklamalar yapıyor. Hiçbir zaman, siz insanlığa dürüst davranmadınız, insanlara doğru bakmadınız. Verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz. Kapıkule’ye 50 bin mülteci dayandığı zaman feryat ettiniz. Acaba ‘Türkiye sınır kapılarını açarsa ne yaparız’ demeye başladınız. Bana bak; eğer daha ileri gidersiniz bu sınır kapıları da açılır, bunu da bilesiniz. Öyle kurusıkı tehditlerden, ne ben anlarım ne bu millet anlar. Bunu da bilesiniz” diye konuştu

Erdoğan, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun AP’nin kararıyla ilgili başka yaptırımlar olabileceği yönündeki değerlendirmesini de sert şekilde eleştirdi. Erdoğan, “Zavallıya bak! 53 yıldır bu ülkeye Avrupa Birliği’nin kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor. Eğer yaptırım uyguluyorlarsa ne oldu battık mı, bittik mi, çöktük mü? Dimdik durduk şu 14 senede Türkiye’yi aldığımız yerden nereye getirdiğimiz ortada. Bizi bu tür yaptırımlar falan vesaire Allah’ın izni ile çökertmez. Evvelallah dik duracağız, dikleşmeyeceğiz” diye konuştu.

Batı’nın Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Acaba Avrupa Birliği’nden para gelir mi gelmez mi diye düşünmedik. Bize Birleşmiş Milletler’den gelen para 550 milyon dolar. Avrupa Birliği güya söz verdi. Gönderdiği para şu ana kadar eğer doğruysa 700 milyon dolar civarında. Peki, bizim harcadığımız ne? Yaklaşık şu ana kadar 15 milyar dolar biz harcadık. STK’ları söylemiyorum. 15 milyar dolar, bunlar faturalı” dedi.

Doç. Dr. Erdoğan: Karşı taraf mültecileri alalım demeyecektir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin sığınmacıları Avrupa’ya gönderebileceği yönündeki ve tehdit olmadığını savunduğu sözlerini uzmanlar Amerika’nın Sesi’ne yorumladı. Uzmanlara göre, bunun uluslararası hukuk açısından resmi olarak uygulanması güç. Fiilen uygulanması halinde ise Suriyeliler'in çoğunluğu Türkiye’de kalmayı tercih edecek gibi görünüyor.

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Murat Erdoğan, aynı zamanda Avrupa Birliği Araştırmaları Merkezi Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyor. Her iki alanda uzmanlık çalışmalarına imza atan Erdoğan, “Ne yazık ki son birkaç yıldır Türkiye ile AB ilişkilerinde tek bir enstrüman var. O da mülteciler” dedi.

Türkiye ile AB ilişkilerinde karşılıklı katkıları artık konuşamadıklarını vurgulayan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün yeniden ifade ettiği kapıyı açma düşüncesini resmen gerçekleştirmenin güç olduğunu dile getirdi. Ancak bunun fiilen yapılabileceğini belirten Erdoğan, hükümetin Ege ve Akdeniz’de karşıya geçmeye çalışan mülteciler konusunda önlemleri kaldırabileceğini ve sınıra da insanları yığabileceğini söyledi.

“Ancak karşı tarafta ‘biz bunları içeri alalım’ havası oluşmayacaktır” diyen Erdoğan, aylardır örneğin Yunan adalarındaki mültecilere Balkan rotasındaki tüm sınırlarda engelleme uygulandığını anımsattı. Bulgaristan ve Romanya gibi sınırlarda bekleyenler bulunduğunu kaydeden Erdoğan, “İnsanları sınıra götürmek, başlı başına absürd bir durum. Ama diyelim ki o yapıldı. Sonrasında o insanların karşı geçebileceğine dair kim, hangi garantiyi verecek? Ben bunu anlayamıyorum” ifadelerini kullandı.

“Türkiye için mülteci akını riski doğuracaktır”

Sınır kapılarını açma gibi bir durum resmileştiğinde ya da fiilen uygulanmaya başlandığında başka bir sıkıntıya yol açacağını belirten Erdoğan, “Türkiye içinde bir risk doğuracaktır. Çünkü 2015 yılında karşı geçen mültecilerden yalnızca yarısı Suriyeli idi. Yarısı dünyanın başka taraflarından gelmiş insanlardı. 2015’te yaklaşık olarak bu şekilde 1 milyon insan geldi. Bunun yarısı geçti, 750 bini Türkiye’de kaldılar. Dolayısıyla eğer Türkiye, böyle bir kapı açma niyetine girerse dünyanın her tarafından mülteci akını etme riski var. Bunu da unutmamak lazım” diye konuştu.

Çorabatır: Suriyeliler geri dönmek istiyor

İltica ve Göç Araştırma Merkezi Başkanı Metin Çorabatır da, uzun yıllar Birleşmiş Milletler BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nde görev almış bir isim. Erdoğan’ın ifade ettiği şekilde mültecileri sınıra koymayı gerçekçi bulmadığını söyleyen Çorabatır, tek taraflı sınırı açmanın yeterli olamayacağını ve karşı tarafta duvarlar örülmüş olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin Suriyeliler'e kapısını açmış bir ülke olarak cidden böyle bir niyeti olmadığını kaydeden Çorabatır, İstanbul’da bugünlerde saha araştırması yürüttüklerini belirterek, “Akıllarında Suriye’ye geri dönme düşüncesi var. Ülkelerinden çok uzakta olmak istemiyorlar. Türkiye’de olmaktan da memnunlar. Kapılar açıldığında asıl kararı verecek olan bu insanlar. Dolayısıyla ülkemizi terk edin diye zorlanamazlar” dedi.

Avrupa’da mültecileri alıcı bir ülke olmadığını da belirten Çorabatır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadelerini “AB ile ilişkilere dair siyasi ifadeler” olarak yorumladı.

Mülteciler için en büyük korkunun hayati tehlikesi olan Suriye’ye zorla geri gönderilme olduğunu kaydeden Çorabatır, ancak Türkiye’nin böyle bir yaklaşımı olmadığını da anımsattı. Ancak buna karşın Türkiye’de eğitim, beslenme ve sağlık sorunları bulunduğunu da belirten Çorabatır, Türkiye’nin maalesef çok kapsamlı olarak Suriyeliler'in yaşam koşullarıyla ilgili sorunlara cevap veremediğini ancak küçük adımlar atılabildiğini de aktardı.

Yunanistan’daki mültecilerden de Türkiye’ye geri dönmek isteyenler olduğunu söyleyen Çorabatır, insanları sınırı geçmeye zorlamanın mümkün olamayacağını da ifade etti.

“Mültecilerin yüzde 90’ı bizde kalır”

Doç.Dr. Murat Erdoğan da, Türkiye’de şu anda yaşayan 3 milyon 100 bin Suriyeli'den 2milyon 700 binine, geçici koruma statüsü verilmiş olduğunu hatırlatarak, bu statüye alınmak için ön kaydı yapılmış yaklaşık 350 bin de Suriyeli bulunduğunu açıkladı. Suriyeliler'den sadece yüzde 7’sinin artık kamplarda yaşadığını bildiren Erdoğan, “Artık geriye kalanları bizlerle birlikte kentlerde yaşıyor. Ankara’da, İstanbul’da, Bursa’da. Mesela en fazla mülteciyi İstanbul barındırıyor. Bu nedenle bu mültecileri gönderme söylemine dikkat etmek gerekiyor. Gitmek isteyenler 2015 yılında gittiler. Geriye kalanlar, Türkiye’den ayrılmaya hevesli değil. Yüzde 90’ı bizde kalır” görüşünü paylaştı. Erdoğan, AB’ye gönderme politikasını çok fazla dillendirmeyi doğru bulmadığını da ifade etti.

Erdoğan, AB ile ilişkileri de değerlendirerek, dünkü karar çerçevesinde Türkiye’nin tepkisinde haklı olduğunu da dile getirdi. AB ile müzakereler yürümezken Türkiye’yi böyle müzakereleri dondurmak ile tehdit etmenin yanlış olduğunu söyleyen Erdoğan, AB’nin yeni mekanizmalar yaratması gerektiğini sözlerine ekledi.

Avrupa Birliği ve Türkiye, Mart 2016’da mültecilerle ilgili bir anlaşmaya varmıştı. Mülteci statüsü verilmeyen sığınmacıların Türkiye'ye geri gönderilmesini öngören anlaşma, Türkiye'ye mali destek, vize muafiyeti ve AB'yle tam üyelik müzakerelerin hızlandırılmasını vaat ediyordu. Avrupa Parlamentosu’nun çağrısı sonrası AB liderleri ilk olarak 15-16 Aralık’ta Brüksel’deki zirvede bir araya gelecek ve Türkiye’yi tartışacak.

XS
SM
MD
LG